Madenci cinayetinin çuvallara dolan kanıtları..
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Madenci cinayetinin çuvallara dolan kanıtları..

22.10.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu kez kirli çıkarlar adına sayısız suç eylemi bileşkesinde ortaya çıkan cinayetlerin ortaklıklarını kırabilecek mi? Caydırıcı işlevi, sonuçları olabilecek mi? Çözüm üretmek zorunda olduğumuz, yanıt bulmamız, ötesinde, üretmemiz gereken sorular zincirlerinin halkaları bunlar değil mi? Önceki gün çekimi yapılan, siz bu yazıyı okuyana kadar, olamadı birkaç saat sonrasında yayına girmiş olmasını umduğum Cumhuriyet TV’nin oturumunda, işte bu sorular için kafa patlatan, çözüm yolları öneren üç konuğumuz birden ağırlandı.

Zonguldak Maden Mühendisleri Odası Başkanı Çağlar Öztürk’ün yanında, ağzını açabilecek bilim insanı bulabilmenin çok zorlaştığı üniversiteler kadrolarının boşluğunu doldurmak üzere, Zonguldak uzmanlığı üzerinden söz söyleyebilecek bilim insanımız Prof. Dr. Vedat Didari vardı. İstanbul’da ise yine Zonguldak madenlerinde yıllarını vermiş emekli maden mühendisi Mehmet Uygur’un söyleyecekleri vardı.

Gazetecilik alışkanlığıyla yayın sürecinde tuttuğum notlardan yerin elverdiği üzere teknolojiyi kullanmakta zorlanan okurlarımız için kimi paylaşımlar yapmaya çalışacağım.. Amasra madenciliğinde çok uzun bir geçmişe dayalı süreçler içinde madenciliğimize ihanet niteliğinde yönetim kararları, uygulamaları yaşanıyor. Gerçi TKİ işletmeleri yerli yerinde duruyor gibi. Ancak Amasra madenciliğinde, madenciliğe ihanet edilmesine yol açan tabloda, yönetimin tutumunun ihanetinin özetlenmesine çalışılırsa..

600 milyon ton rezervin işletilmesinin önceliğinin gözetilmesi yerine 16 milyon ton rezerv işletmesi için kayırılmış küçücük bir firmaya, üstüne üstlük hâlâ üretime geçemediği bir süreç söz konusu. Sorumlu uzmanlık kurumları, bilim insanları gereken uyarıları yapmış, kayıtlara almışken. Notlarımda çok net: “Gereken uyarıları yapmıştık. Açık açık anlatmıştık. Üretime dönük gerçek çalışmalara geçilemeden, kaygılandığımız gibi facia, patlama yaşandı. Madencilik ilkeleri kesinlikle ayaklar altına alındı. İnsanı çıldırtan bir şeyler yaşandı. Yukardan aşağı çalışma olmaz. Yasalara aykırı uygulamalarla ortaya çıkan bir cinayet var..”

***

Yaşananın kan cinayeti değil, ekmek parası, geçim için madene inen, üretim yapan, emekçi maden işçisinin kanının olduğunun altı çizilirken bilim adına gerçeklerin de altı çiziliyor. Derslerde öğrencilere anlatılan en yalın haliyle: “Grizu patlamaz. Bilindiğinden çok daha zor yanar, patlatmak çok zordur. Haksız kazançlar uğruna hırsızlık yapılırken üretimin gerektirdiği olmazsa olmaz sayıların çok altında emekçi ile, en ucuza yatırım, yine en ucuzundan maliyet uğruna çok sınırlı denetim, önlemler alınması gerçeğinde, sayısız eksikler, hukuksuzlukların yana yana getirilmesiyle, bir dizi suçun sonucu iş cinayetleri, toplu öldürmeler ortaya çıkar..”

Uzun yıllar içinde, yüzyıllar gerisinde günümüze, en eskisi, büyüğü olan TKİ ekseninde, ülkemiz madenlerinde yaşananların, bugünlere yansıyanların toplu akışında, yaşanan acı gerçeklerde, dünyanın en utanç verici konumunda maden üretimini sürdürmekte direnir bir konuma, kuyunun dibine düşmüş ülke olmamız boşuna değil. Gelin görün ki ortada çok daha da acı, utandırıcı bir gerçeklik söz konusu.. Tarihte en ağır madenci kırımlarına yol açan, yoksul ülkeler madenciliğinin bile, gelişen teknolojinin getirdiği koşullarda, kimi ölümlü kazaların hâlâ yaşanabiliyor olmasına karşın, bizim içinde bulunduğumuz nokta arasında uçurum farklar var..

Bilindiği üzere aynı zamanda iletişim teknolojisi üzerinden dünya çok ileri noktalar geldi. Yasaklarla yaşanan acıların, acı gerçeklikleri saklanamaz oldu. Kirli çamaşırların, cinayetlerin suçlularını her tür kirli oyunla kurtarmak hâlâ olabiliyorsa da kirli çamaşırların ortalığa saçılması önlenemiyor. Kaçınılmaz “yetti gayrı” denilebilen toplumsal patlamalar süreçleri ile, kimi çarpıklıkların düzeltilmek zorunda kalınacağı, toplumsal patlamalar, hak aramalar süreçleri de bir tür doğaçlama ortaya çıkıveriyor.

En sonuncusu Büyük Zonguldak Madenci Direnişi’nin sonuçları ile de ortaya çıkmış yaşanmışlıklar var. Cinayet boyutunda acımasızlıkların birikimlerinin zincirleri ile ezilenlerin toplumsal başkaldırı dinamikleri arasında kaçınılmaz bağlar var.. Madenciler, cinayet gibi patlatılmalarda yananlar, deneyim, refleks kazanmışlar patladığında, ülkemizde çok ciddi boyutlarda bir toplumsal direnç üretilmiş oluyor.. Selin kırıcı gücünün yerine, insan hakları savaşımının kazanımlarının güçbirliği geçiveriyor..

Yazarın Son Yazıları

Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026
Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

Raylı ulaşım sistemlerinden yararlananlardansanız, siz de benzer pek çok gelişmeye tanıklık etmiş olabilirsiniz.

Devamını Oku
24.03.2026
Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Dünyayı elinde tutan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşları

Devamını Oku
21.03.2026
İçeriden ve dışarıdan saldırılar, ezilmek istenenleri güçlendiriyor...

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta, tutuklanmalarının birinci yıldönümünde, hâlâ pek çok tutuklu sanık belediye başkanları da içlerinde, hâlâ yüksek sayılarda tutuklu için iddianamelerin bile hazırlanamamış olduğu gerçeği ile yüzleşmiş durumdayız.

Devamını Oku
17.03.2026
Ahlak, vicdan, çivileri sökülmüş yeni dünya düzeninde...

Nüfus kâğıdı eskidikçe yeni güne sağlıklı kalkabilmek, elinden geldiğince meslek etiğine de bağlı kalıyor olarak gazeteciliğini sürdürebilmenin önkoşulu uygun saatlerde yatağına girebilmek.

Devamını Oku
14.03.2026