Yine Çok Olasılı Oyunda Çaresiz..

14 Mayıs 2013 Salı

Başbakan, Dışişleri Bakanı, Bakanlar... Reyhanlı’da düne göre 50 cana mal olan katliama ilişkin kendilerinden emin açıklamalarından tetikçilerin önemli bölümünün yakalanmış oldukları sonucuna varsak da ülkemizin Ortadoğu bataklığına çekilmesine ilişkin kaygılarımız, çaresizliğimiz neden büyüyor? Ülkemiz yakın tarihinde bireysel cinayet, toplu katliam, terör eylemlerinde, tetikçiler ne kadar kolay yakalansa, senaryo çok düz yazılsa da eylem üzerinden oynanan oyunun çok daha kirli, büyük, çok odaklı olduğunu yaşayarak öğrendiğimizden midir?

\n

Belki bu yazı size ulaşana kadar operasyon tamamlanmış, sorumlu bakanlarımız ilk aşamada “acilciler” olarak sızmış tetikçilerin itirafları üzerinden çok ayrıntılı bilgi vermiş olabilirler. Doğrusu ilk açıklamalarından bu yana El Muhaberat - Suriye bağlantısı iddiaları bile akıl mantık dışı hiç değil. Uzman yorumcuların, Rusya-İran- dahası ABD-Türkiye-AB’nin son pazarlıklarında istenen sonuca varılması adına oralardan destek vermiş gizli örgütlerin parmağını da yadsımak olanaksız... Her kapıya uzanan bir büyük oyun olduğunda aslında daha çok korkuyor, çok boyutlu tehdit algılamasının katlanmasıyla ezilmiyor muyuz?
Sizi bilemem, kendi adıma olayı ilk duyduğumda gözümün önünde canlanan anılar, ayrıntı gibi görünse de, bütün bilgilenmeler sonucunda çok daha katı biçimde bilincime kazınmış olarak çok yalın,
“Ortadoğu bataklığına çıkamamak üzere çekilmek isteniyoruz..” çerçevesine takılı kaldı. Başbakan ile Dışişleri Bakanımızın umdukları, açıkladıkları gibi Obama görüşmesinden istenen sonucu alsalar, Esad’ın bir an önce gidişi operasyonunu sağlasalar da, bu çok derin, kirli oyuna bağlı ülkemize yönelik tehdidin ortadan kalakabileceğine neden inanamıyorum?

\n

***

\n

Gözümün önünde takılı kalmış saçma sapan anıları neden silemiyorum? Batılı medyanın misyoner temsilcileri ile IMF Türkiye direktörü, ABD-AB odaklı düşünce kuruluşları temsilcilerinin daha Suriye olayları ilk patlak verdiğinde, ilk sığınma çadırları kurulduğunda, “Suriye’den Esad’ın götürülmesinde başrol sizin... İslam dünyasında üslendiğiniz yeni misyon, Erdoğan liderliğinde yeni Osmanlıcılık, liderlik yeteneklerinizle bölgede ana sorumluluk sizin..” anlamında özetlenebilecek görüş, önerilerinde o günler nasıl tüylerim diken diken olduysa? Ballandıra ballandıra gücümüzü pohpohlamakla yetinmeyip İslam dünyası liderliğinde hızla yol almamız için yardım kampanyaları, liderlik çıkış stratejileri önerip duruyorlardı ya...
İktidarları ne kadarı ile itildi, ne kadarı ile kendi kendine uçup emperyal odaklardan gelen önerilerin dışına çıktı hiç bilemem... Görerek tanıklık ettiğimiz Arap baharları deneyimleri tuz biber, Afganistan-Pakistan-Irak gelişmeleri Suriye ile çakıştıkça Batı dünyası, ABD içinde radikal İslami akımlar kaygısı büyüdü... Rusya-İran ne kadarı ile etkili oldular? Petrol olmadığı için Suriye’deki gelişmelere ne kadarıyla seyirci kalınıp, insan hakları katliamlarına göz yumuldu? Boyutlarıyla tam tartılamasa da, iktidarımızın izlediği Suriye politikaları ile ABD-AB eksenli politikalar arasındaki çizginin açıldığını bugün yandaş cephenin tümü kabul etmekteler... Başbakan Erdoğan’ın dünya politikalarına açık eleştirileriyle de durum ortada...
Artık çok net biçimde Erdoğan-Obama görüşmesinin ekseninde Suriye’nin olduğunun altı çizilmekle yetnilmiyor, ABD ile Rusya arasında yapıldığı açıklanan uzlaşmanın, Erdoğan iktidarları politikasından yana değiştirilmesi bekleniyor. Suriye dışarıdan baskılı bir uzlaşmaya çaresiz zorlanırken, tarafların temsil dengelerinde iktidarımızın desteklediği muhalefetin ağırlığı ile, Rusya’nın yönlendirmesindeki ağırlıklar arasında nasıl bir kayma yaşanacak? ABD’nin iradesi radikal İslamı tasfiye yanında
Saddam’ın kendisi olarak ya da olmayarak yapılanmasının da içinde olmasına hangi ağırlıklar dengesinde izin verecek?
Hangi pencereden bakılırsa bakılsın dünyanın birleştiği kaygılar, Suriye denkleminin bütün Ortadoğu, İslam dünyası dengelerindeki taşları, Arap baharlarından çok daha etkin sarsacağı üzerinden olunca, ilginç bir başka, garip ittifak dengelerinin de oluştuğuna tanık oluyoruz. Rusya-ABD eksenli pazarlıklar için, İran doğrudan içinde olmasa da söz söyleyebilme eğilimini açıklayabiliyor. Suudiler umulmadık bir biçimde İran’la pazarlık olmasa da görüşmenin yumuşama işaretlerini veriyorlar. Mezhepler arasında uzlaşmadan çok, uzlaşmazlığın olası kanlı boyutlarından korku ittifakı gibi bir gelişme sayılıyor. Türkiye, daha doğrusu iktidarları liderlik için bu kadar pohpohlandıktan, rol üslenmede öne itilip, Saddam’ı kısa dönemde opere etme rolünde dünya kamuoyuna çıkarıldıktan sonra, öne itenler değişen dengelerde çok farklı çözüm reçeteleri için oynamaya başladıklarında bir garip tablo ortaya çıkmış bulunuyor... Reyhanlı senaryoları, oyunları üzerinden kaygılanmamak, korkmamak olası mı?

\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020