Celal Hoca
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

Celal Hoca

05.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mayıs 1934, Çankaya Köşkü. Gazi’nin karşısında 27 yaşında gencecik bir müzisyen. Gazi nereli olduğunu öğrenmek ister ve genç adam “İzmirliyim Gazi Hazretleri” yanıtını verir. Ardından Gazi “Kimin nesisin?” diye sorar. Genç adam gururla “Babam Celal Hoca’dır. İzmir Kütüphanesini kuran, matematik hocası Celal Hoca.”

Gazi gözlerini kısarak bir an düşünür ve hatırlayarak “Demek Celal Hoca’nın oğlusunuz! Tanırım Celal Hoca’yı”.

Atatürk bu kez de tahsilini nerede yaptığını öğrenmek ister. Genç de devlet bursuyla iki yıl Fransa’da müzik eğitimi aldığını belirtir. Ulu Önder, yeteneğini görmek istediği bu gençten bir de parça çalmasını ister.

Genç adam piyanonun başına geçer ve Haydn'ın "Yaratılış" eserinden bir bölüm çalar. Gazi çok beğenir ve “Tamam! Orkestrayı siz idare edeceksiniz!” cümlesini kurar.  

Bundan 92 sene önce Ankara’da yaşanan bu görüşmenin ardından bu genç adam Çankaya’dan ayrılır ve Halkevi’ndeki odasına çekilir, yarım kalan besteyi tamamlar, 19 Haziran 1934 günü orkestranın başına geçer ve Cumhuriyetin bir ilki gerçekleşir. İran Şahı Rıza Pehlevi’nin onuruna, Cumhuriyetin ilk operası olan “Özsoy” Ankara Halkevi’nde sahnelenir.

O gün Gazi’nin sınava tabi tuttuğu genç Adnan Saygun’dur. Yani Celal Hoca’nın oğlu. Türkiye’nin ilk devlet sanatçısı…

Saygun, 27 Aralık 1934 günü yine Gazi’nin isteğiyle ilk Türk operalarından Taş Bebek’i besteler, müzik tarihimizde ilkleri gerçekleştirir ve önemli başarılar elde eder. Tıpkı babası Celal Hoca gibi…

Image

*Celal Hoca ve oğlu Adnan Saygun

“ATATÜRK’ÜN TANIDIĞI O CELAL HOCA”

Mehmed Celalettin Saygun yani nam-ı diğer “Celal Hoca” aydın ve örnek bir sima olmuştur çevresine.  Küçük yaşta medresede eğitim almış, hafız olmuştur. Sonra İzmir’de Muallim Mektebi’nde okumuş, matematiğe özel ilgi duymuş, mezun olduktan sonra da İzmir Mekteb-i Sanayi, İzmir erkek ve kız sultanilerinde öğretmenlik yapmıştır.

İstibdat döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İzmir teşkilatını kurmuş, bu nedenle birkaç kez tutuklanmış, “Hürriyet” fikrinin İzmir’de yayılmasını sağlamıştır.

Oğlu Adnan’ın müziğe yönlenmesini sağlamış, iki evladına da ud dersleri aldırmış ve çocukların okuması için çabalamıştır. Bir de İzmir’e kütüphane kurulması için… İlk girişimi de İkiçeşmelik Camii’nin karşısındaki kahvehanede gerçekleşmiş ve bir kütüphane açmıştır.

Diğer önemli çalışması ise Milli Kütüphane’nin kurulması olmuştur. 1911 senesinin eylül ayında İttihat ve Terakki İzmir Genel Sekreteri Talat Muşkara tarafından bu kütüphaneyi kurması için görevlendirilmiştir. 1912 senesinde Yetimhane (Eytam) müdürü Abidin Bey, İzmir Milletvekili Hamdi Aksoy, Sanayi Mektebi Müdürü Sezai Söker, Maksudzade Edhem Bey “Milli Kütüphane Encümeni” olarak seçilmiştir.

Celal Hoca, Abidin Bey ve Edhem Bey ceplerinden verdikleri birer altınla kütüphane kurma işine girişilmiş, Kadızâde İbrahim Bey ve Caferizade Sadık Bey’in kefil olmasıyla sandalye, film gösterim makinesi, elektrik dinamosu alınıp bir de arsa kiralamıştır. Celal Hocalar boş arsayı yazlık sinema olarak kullanmış, sonra da üzerini kapatıp kışları da film gösterimi yapmıştır. O zamanlar 12-13 yaşlarında olan Adnan da sinemada bilet satıp yardım etmiştir. Celal Hoca sinemadan elde ettiği kazançla kitap almış, bağışlarla kitap toplanmıştır. Böylece 4 Temmuz 1912 günü İzmir Beyler Sokağı’nda Selepçizade Konağı’nda İzmir Milli Kütüphanesi açılmıştır. Celal Hoca 1912-1914 yılları arasında 4000 kitabı kütüphaneye kazandırmış, kütüphanenin müdürlüğünü de üstlenmiştir. Bir süre öğretmenliğe geri dönmüş, Mütareke döneminde yeniden müdürlüğe getirilerek bu özel vazifeyi 28 yıl boyunca sürdürmüştür.

“DİĞER ÇALIŞMALARI”

1926 senesinde kütüphaneye gelir sağlamak için İpekçi Film şirketine Elhamra Sineması’nı inşa ettirmiştir. Milli Kütüphane için daha büyük bir bina yaptırmış ve bina 29 Ekim 1933 günü açılmıştır. Atatürk de kütüphanenin yeni binasını 23 Haziran 1934 günü İran Şahı ile birlikte ziyaret etmiştir.

Celal Hoca 1944 senesinde emekli olduktan sonra matematik ve din alanında kitaplar yayımlamıştır. “Diyanet Cephesinden Atatürk İnkılapları” adlı eseri yazdığı dokuz kitap arasında en bilinen eseri olmuştur.

“MİLLİ’YETÇİ CELAL HOCA”

Celal Hoca hayatı boyunca İslam dininin doğru öğretilmesini savunmuş ve milliyetçi bir çizgide yaşamıştır. Milli Kütüphane, evi gibi gördüğü bir yerdir ve onu derinden üzen olay İzmir’in işgaliyle gerçekleşmiştir. 15 Mayıs 1919 günü İzmir Yüksek Komiserliğine getirilen ve “İzmir Valisi” olarak bilinen Aristidis Steryadis kütüphanenin tabelasındaki “Milli” ifadesinden rahatsız olmuştur. Milliyetçi bir söylem olarak gördüğü “Milli” kelimesinin kaldırılmasını istemiş, aksi takdirde kitaplara el konulacağını bildirmiştir. Bu nedenle de “Milli” kelimesi kaldırılmıştır.

Öte yandan 9 Eylül 1922 günü Türk ordusu İzmir’e girince “Milli” kelimesi de geri gelmiştir. O özel günü oğlu Adnan Saygun şöyle anlatmıştır:

“İzmir kurtulunca Beyler Sokağı'ndaki Kütüphanenin kapısı üzerine eski büyük levhanın indirilerek ‘Milli’ adının yeniden yazılışını çok iyi anımsıyorum, hatta yeni levhanın yerine konulmasında gücüm yettiğince yardımcı olduğumu da hatırlıyorum”.

Celal Hoca son yıllarını Kadıköy’de Nemlizade Sokak, Rıhtım Caddesi 12 numarada geçirmiş ve 21 Mart 1954 günü hayatını kaybetmiştir.

Bir zamanlar Celal Hoca vardı İzmir’de. İlk operamızın bestekarı Adnan Saygun’un babası, İzmir Milli Kütüphanesi’ni kuran… Unutulmaması ve öğretilmesi gereken…

Yazarın Son Yazıları

Celal Hoca

Mayıs 1934, Çankaya Köşkü.

Devamını Oku
05.03.2026
“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

Devamını Oku
27.02.2026
Müze olmasını istemişti: Orhan Veli’nin doğduğu ev satışta

Orhan Veli Kanık, Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte başlattığı “Garip” akımı ile sadeleşmeyi savunmuş; vezin, aruz, kafiyeyi atarak yepyeni bir anlayışı Türk şiirine sokmuştur.

Devamını Oku
20.02.2026
Keçiören ve Atatürk

Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldiğinde coşkuyla karşılanır ve Hükümet Konağı’nda soluklandıktan sonra Keçiören’deki Ziraat Mektebi’ne yerleşir.

Devamını Oku
13.02.2026
Amanullah Han'ın gözyaşları

Taliban yönetiminin Afganistan genelinde uygulanacak olan yeni kararları gündemi meşgul etmekte.

Devamını Oku
30.01.2026
Lucia Di Lammermoor ve Gencer

1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.

Devamını Oku
18.01.2026
Mesut İktu’ya veda

Mesut İktu 3 Ocak 2026 günü aramızdan ayrıldı.

Devamını Oku
08.01.2026
“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

Devamını Oku
30.12.2025
Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Devamını Oku
12.12.2025
“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

Devamını Oku
05.12.2025
Karanlığı aydınlatanlar

Karanlığı aydınlatanlar

Devamını Oku
24.11.2025
Orhan Veli'nin ardından

1950 senesinin soğuk bir Ankara gecesi…

Devamını Oku
14.11.2025
10 Kasım’ı Yaşayanlar

Yüce Atatürk’ü kaybetmenin acısı hiç dinmiyor, yıllar geçse de aynı özlemle, aynı hüzünle 10 Kasımları yaşıyoruz.

Devamını Oku
10.11.2025
'Yine bir mektubun izinde'

1950 senesinde İstanbul’daki dergi yazıhanelerinin birine bir mektup ulaşır.

Devamını Oku
02.11.2025
Kayıp bir mektubun izinde

1923 senesinin Aralık ayında Ankara’dan İstanbul’a bir mektup gönderilir.

Devamını Oku
25.10.2025