Vicdan biraz vicdan

Vicdan biraz vicdan

05.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ey siyaset! Sen nelere kadirmişsin! Bir yanda İsrail ve ABD’nin emperyal güç hesapları, öte yanda İran mollalarının teokratik baskısı... Birbirlerine düşman gibi görünenler de bir noktada buluşuyorlar: Al birini vur ötekine!

Her ikisi de insanları, dünya politikalarında söz söyleme hakkı olmayan insanları öldürüyor. Bir yanda saçının teli göründü diye, örtüsünü iyi örtmedi diye, boşanmak istedi diye, yönetime karşı protestoya katıldı diye öldürülenler... Öte yanda en zor koşullarda her nasılsa okula gidebilmiş, bir okul dolusu kız çocuğunu bir bombayla öldürenler...

Bu “savaş” ortamında ileride belki de öldürülecek, sömürülecek, hatta istismara uğrayacak, taciz edilecek kız çocukların ve ileride başka ülkeleri istila etsin, başkalarının çocuklarını öldürsün diye askere alınıp savaşa yollanan erkek çocukların büyümesine bile izin verilmiyor.

Lanet olsun! Ne için! Petrol, para pul için mi! Küçük kız çocuklarının istismar edildiği bir ağın Epstein dosyaları içinde isimleri geçen devlet yöneticileri gizlensin diye mi!

8 Mart yaklaşırken isyandayım. İdeolojiler değişiyor; şiddet, güç tutkusu, kadın ve çocuklar üzerindeki tahakkümü değişmiyor.

BENİM YURDUMDA 

2025 yılında ülkemde 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Artı, yaklaşık aynı sayı kadınların şüpheli ölümleriyle ilgili olarak var. (Şüpheli ölüm: Pencereden düştü, balkondan atladı vb.)

Bu satırları yazdığım sırada ülkem iki kadın için gözyaşı döküyordu. İkisinin de isim benzerliği dışında bir ilişkisi yok. Ancak bileşik kaplar misali, aynı şiddetin mağdurları.

Biri 17 yaşında bir öğrenci tarafından İstanbul Çekmeköy’de öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik. Ülke ayakta, öğretmenlerin can güvenliği yok! Eğitim bakanı okullardaki şiddeti önlemek için ne yapıyor? Dini cemaatlerle işbirliği, öğrenciyi ucuz işçiye dönüştüren, 16 öğrencinin ölümüne yol açan MESEM’ler malum. Acaba nasıl önlemler alınıyor öğretmenleri korumak için?...

Hepimizi yasa boğan bir diğer olay ise Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından çocuk yaştayken istismar edildiği ve daha sonra faille evlendirilen Fatmanur Çelik ve kızının Zeytinburnu sahilinde ölü bulunması. Nicedir Fatmanur Çelik, 8 yaşındaki kızının da yıllardır tacize maruz kaldığını söyleyerek adalete başvurmuş, yanıt alamayınca adalet nöbetine başlamıştı.

Şubat ayında Aylin Nazlıaka’ya şöyle demişti: “Ben ve kızım hayattan koparılacağız. Başıma bir şey gelirse bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar, sesimi duyup da susanlar sorumludur. İntiharım söz konusu değildir.”

ÜÇ DEVRİM YASASI 

Benim kulaklarımdan ise Sera Kadıgil’in birkaç gün önceki sesi büyüyor. Bu kadını ve çocuğunu taciz ve tehdit edenin bir gün bile gözaltına alınmadığını, tutuklanmadığını, aramızda dolaştığını vurguladıktan sonra yetkililere soruyordu: “Belediye başkanlarını tutuklamaktan vakit bulup çocuk tecavüzcüleriyle, arkalarında bu sözde dini vakıfların bulunduğu tecavüzcülerle ilgilenmeye zamanları olacak mıydı?”

Ahlak bekçiliğini yapanlara, iktidara muhalif ya da eleştirel her ihbarı değerlendirirken hayatımızı zindan edenlere tek şey anımsatmak istiyorum: 3 Mart 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birbirini tamamlayan Üç Devrim Yasası kabul edildi:

1) Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş amacı, dinimizi hurafelerden, yozluktan, yobazlıktan korumak, laikliği sağlamak içindi.

2) Eğitim Birliği Yasası: Eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması; her çocuğun eşit olanaklarla eşit eğitim alabilmesi içindi.

3) Halifeliğin kaldırılması ise tek insanı değil, milleti egemen kılmak içindi.

Bunları yerine getirsinler yeter. Bir de bu üç yasanın üzerine, vicdan, biraz vicdan ekleyebilirsek o bile yeter!

---

Not: Sevgili okurlar, 7 Mart Cumartesi günü saat 14.00’te, Antalya-Manavgat Atatürk Kültür Merkezi’nde ÇYDD ile birlikte Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayacağız. Hepinizi sohbete bekleriz.

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025