Karanlığı aydınlatanlar
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

Karanlığı aydınlatanlar

24.11.2025 08:26
Güncellenme:
Takip Et:

1934… 31 Ocak’tan 1 Şubat’a bağlayan gece… Sakin geceyi bir telefon sesi huzursuz eder.Kılıç Ali’nin evi… Onu uykusundan sıçratan telefondan dolayı endişeli… “Bu saatte! Birine bir şey mi oldu” diye tedirgince açar telefonu. 

“Efendim?”

Arayan Çankaya Köşkü’nden Başyaver Rüsuhi Bey, “Derhal seyahate çıkılıyor. Hemen köşke gelmeniz emir buyuruldu.”

Kılıç Ali saatine bakar, gece yarısını geçmiş “Peki, geliyorum” deyip telefonu kapatır. Hızlave düşünceli bir şekilde Çankaya Köşkü’ne gider. Hazırlık halindeki Ruşen Eşref ile Falih Rıfkı’yı fark eder. Hemen yanlarında Afet Hanım... Köşkün önündeki makam aracı yolculuk için hazırlanmaktadır. Falih ve Ruşen Beylere merakla yaklaşır. Gecenin bir yarısı nereye gidildiğini sorar. Aldığı yanıta bir hayli şaşırır: 

“Kırşehir’deki öğretmenler maaşlarını alamamış! Gazi derhal gidelim dedi.” 

Kılıç Ali saatine bakar, 02.00’ye geliyor, başını kaldırır göğe, karanlık gecede lapa lapa yağan karı izler. Yıllar sonra yazar bu ânı: 

“Meğer o gece Gazi, Kırşehir İdare-i Hususiye Muallimlerinden (İl Özel İdare Öğretmenlerinden) birkaç aydan beri maaş alamadıklarından dolayı bir şikâyet mektubu almış. O gece (31 Ocak 1934) Çankaya Köşkü’nde sofrada bulunan alakalı Vekilden (Yusuf Hikmet Bayur) muallimlerin niçin birkaç aydır maaş alamadıklarını sormuş. Vekil Bey de ‘Havalar kış, belki de onun için postalar işleyememiştir’ diye söylemiş. Gazi de bunun üzerine ‘Ya! Demek şimdi muhasaradayız (kuşatma altındayız) öyle mi? O halde şimdi kalkar gider hem yolu açarız hem de Kırşehir’deki muallimlerin dertlerini yakından dinleriz’ demiş ve derhal hareket emrini vermiş!” 

Evet, 1934 senesinin bu karlı soğuk kış gecesinde Kırşehir’e gitme nedeni öğretmenlerin maaş alamamasıdır. 02.00 sularında Ankara’dan hareket edilir. Kılıç Ali şöyle yazar defterine: 

“…Mevsim kıştı. Hava fena halde karlı ve soğuktu. Hava o kadar pusluydu ki bir ara yolu kaybettik. Sonra bir köyün kahvesine sığındık. Kahvenin sac sobasını yaktırdık. Isındıktan sonra yola devam ettik.” 

Kılıç Ali, 5.30 gibi Bala’ya ulaştıklarını, Beynam’da tipinin bastırdığını, göz gözü görmediğini, bu yüzden mola vermek zorunda kaldıklarını söyler. 16 saat süren bu zorlu yolculuk sonunda Kırşehir hududuna gelinir. Bu sefer de araç Kaman Kocapınar köyü mevkiinde çamura saplanır. Kılıç Ali, yardıma koşan köylülerin arabayı çıkarmak için yanlarında birkaç manda getirip, iple arabayı çektiklerini, bu şekilde aracı kurtarabildiklerini belirtir. Neticede 1 Şubat 1934 günü karla kaplı yolları aşarak Kırşehir merkezine ulaşılır. Gazi, hemen öğretmenlerin şikayetlerini dinler. 

Satır aralarında kalan bu özel hatıra Yüce Atatürk’ün öğretmenlere ne denli önem verdiğini gösteren bir hadisedir. Öte yandan Kılıç Ali hatıratında yer vermese de muhtemelen o gün öğretmenlerin geciken maaşları da Gazi tarafından verilmiştir. 

“ŞİMDİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLMAK İSTERİM”

Yüce Atatürk, eğitime ve eğitimciye her zaman değer vermiştir. Kütahya - Eskişehir Muharebelerinin en hararetli günlerinde, Yunan orduları Ankara’ya yaklaşmışken I. Maarif Kongresi’ni toplamıştır. Ankara’daki bu kongrede öğretmenlerin ve eğitim sisteminin sorunları masaya yatırılmış, Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkarak savaşı kazanacaklarını ama asıl savaşın cehalete karşı olduğunu, asıl savaşçıların da öğretmenler olduğunun altını çizmiştir.

Türk ordularının İzmir’e girmesinin ardından 10 Eylül 1922 günü “Paşam! Vatanı kurardınız,şimdi ne yapmak istersiniz?” diye sorulunca “Şimdi Milli Eğitim Bakanı olmak ve milli kültürü yükseltmeye çalışmak isterim” yanıtını vermiştir. 

Atatürk’ün yeni savaşı da “eğitim savaşı” olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart1924 günü çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) Vasıf Çınar’ın gayretleriyle uygulanmış, 1925 senesinde bakanlığa getirilen Mustafa Necati öğretmenlerin özlük hakları, köy okulları, Latin harfleri ve Millet Mektepleri’nin açılması gibi konulardaönemli adımlar atmıştır. Bu dönemde John Dewey gibi birçok pedagog ülkeye davet edilmiş, eğitim sorunları tartışılmıştır. Reşit Galip’in bakanlığı döneminde Halkevleri (1932), Darülfünun Reformu yapılarak İstanbul Üniversitesi (1933) açılmıştır. Hasan Âli Yücel (1938-1946) döneminde Köy Enstitüleri projesi hayata geçirilmiştir. Böylece aydınlanma hareketi kırsalda doruğa çıkmıştır. Ne yazık ki enstitülerin kapatılması Türk aydınlanma hareketine büyük zarar vermiştir. Fakat bu okullarda birçok öğretmen yetişmiş ve aydınlanmaya katkı sağlamıştır. Çifteler ve Hasanoğlan’da okuyup köy öğretmeni olan “Talip” adındaki öğretmen, 29 Eylül 1949 günü Yücel’e yazdığı bir mektubunda “Şahsınıza saygım sonsuzdur. Nasıl omasın ki ben sizin eserinizim” diyerek minnetini bildirmiştir. Mektubun sonuna da imzasını atmıştır; Talip Apaydın… Evet, enstitülerde Apaydın gibi daha birçok öğretmen aydın yetiştirmiştir. 

Yine 1949’un Eylül ayında Ankara’da, Etlik sırtlarında mütevazı bir bağ evinin bahçesinde Nafi Bey yanındaki İsmail Bey’e ufuktaki kırları gösterip ‘Şu güzel tabiatın içinde özel bir okul açıp çocukları bu cennete kavuşturamadık. Çocuklarımız için bunu yapamadık. Günahımız büyüktür!’ diyerek üzüntüsünü dile getirmiştir. Nafi Bey, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun alt yapısını oluşturanlardan, son nefesine kadar Türk çocukları için mücadele eden eğitimci Nafi Atuf Kansu’dur. Üzüntüsünü dile getirdiği kişi ise Köy Enstitüleri için büyük mücadele veren İsmail Hakkı Tonguç’tur. 

Cumhuriyet, yaptıklarıyla övünmeyen, yapamadıklarına üzülen bu yüce insanların çabalarıyla inşa edilmiştir.

Başöğretmen Yüce Atatürk ile eğitim devrimcileri; Vasıf Çınar, Mustafa Necati, Reşit Galip, Hasan Âli Yücel, Nafi Atuf Kansu, İsmail Hakkı Tonguç ve sayısız kahraman… Cehalete karşı yapılan o büyük savaşın kahramanları… Topla tüfekle değil, kitapla kalemle gerçekleşen bu savaştaki ön saflardaki kahraman neferler; yani karanlığı aydınlatanlar… Bugün öğretmenler günü! Tüm öğretmenlerimizin bu özel gününü kutluyor, eğitim devrimcilerimizi de saygıyla anıyoruz.

Yazarın Son Yazıları

Figaro'nun Düğümü

Geçen akşam Büyük Tiyatro Opera Sahnesinde “Figaro’nun Düğünü” operasının prömiyerindeydik.

Devamını Oku
09.10.2026
Köşebaşı ve Ahmet Kutsi Tecer

1937 senesinde Ahmet Kutsi Tecer ve eşi Meliha Hanım’ın yolu Ankara ile kesişir.

Devamını Oku
02.10.2026
Şevket Rado ve Doğan Kardeş

Şimdi 1930-1940’lar Ankara’sına gitme imkânı olsaydı Karaoğlan Meydanı’nda sıralanmış dükkanların en başında bulunan İstanbul Pastanesi’nde edebiyatçıları görürdünüz.

Devamını Oku
25.09.2026
Ankara’nın kuruluşunu anlatan sergi

Osmanlı dönemi Ankara’sı bir ticaret kentidir ve bu ticaretin ana kaynağı da Ankara keçisinden elde sof kumaşıdır.

Devamını Oku
18.09.2026
9 Eylül ve İzmir’e giren komutanlar

3 Kasım 1948 günü Cumhuriyet Gazetesi’nin ikinci sayfasında emekli süvari subayı Behçet Bağatır’ın bir mektubu yayınlanır ve şöyle bir çağrıda bulunur...

Devamını Oku
09.09.2026
Bozcaada’nın sesleri

Geçtiğimiz ay vizyona giren Odyssey filminde Bozcaada yani Tenedos’tan da bahsedildiğini filmi izleyenler anımsayabilir.

Devamını Oku
04.09.2026
Hatıralar ışığında 30 Ağustos

Türk ordusunun 9 Eylül günü İzmir’e girişinden önce “Armutlu” köyünde yaşananlar, Türk milletinin bu zafere ve Mustafa Kemal Paşa’ya olan inancını ve minnettarlığını gözler önüne serer.

Devamını Oku
30.08.2026
Burhaniye Cahit Sıtkı Müzesi

Geçtiğimiz aylarda bir müzayedede önemli bir Türk yazarının fotoğrafını fark ettim.

Devamını Oku
21.08.2026
Rumeli Türküleri ve Atatürk

Atatürk’ün içinde Rumeli’ye karşı hep bir özlem vardır.

Devamını Oku
15.08.2026
Gaip romancı

6 Haziran 1936 günü Ağaç Dergisinde bir ilan çıkar “Gaip Aranıyor” başlığı ile… Denir ki:

Devamını Oku
07.08.2026
Cumhuriyetin kızları

Türk kadınının hak arayışı II. Meşrutiyet ile hız kazanır.

Devamını Oku
31.07.2026
Varlık 93 yaşında

Yaşar Nabi Nayır’ın kültür hayatımıza en büyük katkısı elbette Varlık’tır.

Devamını Oku
22.07.2026
Zihni Göktay’a veda

Zihni Göktay’ı uzun yıllar tiyatro sahnesinde, sinema perdesinde ve televizyon ekranlarında seyrettik.

Devamını Oku
09.07.2026
Edebiyatın Başkenti Ankara

1915 senesinde Çanakkale Savaşları sırasında İstanbul’dan cepheye bir heyet gider.

Devamını Oku
03.07.2026
Müzik sadece müzik değildir

Azerbaycan’dan Haydar, Moskova’dan Lena, Ukrayna’dan Maria, Tahran’dan Mehran, Gebze’den İnci, Kayseri’den Kübra, Başakşehir’den Tuğba, Ankara'dan Gülsemin ve adını bilmediğimiz binlerce kişi.

Devamını Oku
28.06.2026
Orhan Veli'nin yarım milyonluk kitabı

Son günlerde bir tartışma aldı gidiyor

Devamını Oku
25.06.2026
Bilime Adanmış Bir Ömür: Erdal İnönü

6 Haziran günü Erdal İnönü’nün 100. doğum günüydü.

Devamını Oku
09.06.2026
“Yoooh Canım”

Geçen akşam sözleştik arkadaşla, oturduk, sohbet muhabbet...

Devamını Oku
05.06.2026
Nezihe’nin kadife bayramlığı

Ülke gündemi karışık.

Devamını Oku
27.05.2026
Bandırma Vapuru’nun fotoğrafı

1 Temmuz 1927…

Devamını Oku
19.05.2026
“Bir şey mi yapacaksın Kemal?”

Bundan 107 sene önce bugün…

Devamını Oku
14.05.2026
Kayıp Edebiyat

3 Kasım 1951 günü Nurullah Ataç Ankara’dan İstanbul’daki Yaşar Nabi’ye bir mektup gönderir ve bir defterden bahseder.

Devamını Oku
08.05.2026
“ELÇİ”

22 Nisan Çarşamba günü Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nda ATAM Başkanı Sayın Ahmet Kılınç'ın davetiyle “Millî Mücadele’den Günümüze Ankara’daki Diplomatik Misyonlar ve Elçilik Binaları” başlıklı konferansta elçilikleri anlattık.

Devamını Oku
25.04.2026
Sorun nerede?

Geçen hafta Ankara Kitap Fuarı’ndaydık.

Devamını Oku
17.04.2026
Ay'a seyahat

“Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık”

Devamını Oku
10.04.2026
İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?

İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?

Devamını Oku
02.04.2026
Dinolar ve Kemaller

Adana’daydık iki gün önce.

Devamını Oku
27.03.2026
“Nerede o eski bayramlar”

“Nerede o eski bayramlar?” diyen çok tabii günümüzde. Bayram denince ilk akla gelen de bayramlık, bayram harçlığı ve çocuklar… Devir değişti, zamane çocukları da kapıya gelip şeker istemiyor artık.

Devamını Oku
19.03.2026
Sosyal medya ve Atatürk

Melih Cevdet’in anılarını kaleme aldığı kitabında bazı dostlarının vefatından duyduğu üzüntüden bahsetmiştir.

Devamını Oku
13.03.2026
Celal Hoca

Mayıs 1934, Çankaya Köşkü.

Devamını Oku
05.03.2026
“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

Devamını Oku
27.02.2026
Müze olmasını istemişti: Orhan Veli’nin doğduğu ev satışta

Orhan Veli Kanık, Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte başlattığı “Garip” akımı ile sadeleşmeyi savunmuş; vezin, aruz, kafiyeyi atarak yepyeni bir anlayışı Türk şiirine sokmuştur.

Devamını Oku
20.02.2026
Keçiören ve Atatürk

Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldiğinde coşkuyla karşılanır ve Hükümet Konağı’nda soluklandıktan sonra Keçiören’deki Ziraat Mektebi’ne yerleşir.

Devamını Oku
13.02.2026
Amanullah Han'ın gözyaşları

Taliban yönetiminin Afganistan genelinde uygulanacak olan yeni kararları gündemi meşgul etmekte.

Devamını Oku
30.01.2026
Lucia Di Lammermoor ve Gencer

1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.

Devamını Oku
18.01.2026
Mesut İktu’ya veda

Mesut İktu 3 Ocak 2026 günü aramızdan ayrıldı.

Devamını Oku
08.01.2026
“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

Devamını Oku
30.12.2025
Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Devamını Oku
12.12.2025
“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

Devamını Oku
05.12.2025
Karanlığı aydınlatanlar

Karanlığı aydınlatanlar

Devamını Oku
24.11.2025