Böyle oluyor büyük sanatçılar; dün bugün, geçmiş gelecek, eski yeni dinlemiyorlar; her zaman taze, hep yeni şeyler söylüyorlar okuruna, izleyenine.
\nDostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu “Ben Bertolt Brecht” ne güzel oynanmış, ne diri, cıvıl cıvıl bir oyun. Bunun bir nedeni Tülay Günal ile Genco Erkal’ın usta oyunculuklarını tadını çıkara çıkara izleyenle buluşturmalarıysa, öteki nedeni de Brecht metinlerinin çağlar üstü gerçekçiliğiyle yaşama gücü.
\nBrecht, yazdıklarını oyun gibi yazmış, Tülay Günal ile Genco Erkal da oyun gibi oynuyorlar. Sahnede sergilenen yapıtın da türü oyun olduğuna göre hakkını vermek gerek; nitekim veriliyor da. İzleyici Brecht’in yaratıcı zekâsından fışkıran, çoğu özdeyiş düzeyine yükselmiş şiirleri, oyun parçalarını, çok renkli, ışıklı bir oyun izler gibi hayranlıkla izliyor.
\n***
\nBrecht ilk olgun şiir örneklerini verdiğinde on altı yaşındaydı ve yıl, Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’tü. Varlıklı bir aileden, Bavyera’nın doğa güzellikleri içinde yaşayan, ozan ruhlu, avare lise öğrencisiyken savaş onu bambaşka dünyalara sürükledi. Tıp öğrenimine başlar başlamaz sağlık görevlisi olarak askere alındı. İnsan hayatının sermaye düzeninde kolayca harcanıveren ne denli ucuz bir şey olduğunu gördü. Savaşta ölmek, yüce bir amaç değil, gülünç, zavallıca bir durumdu.
\nSavaş sona erdiğinde bütün kurumlarıyla yıkılmış Alman toplumu içinde Brecht, anarşizme varan, alaycı başkaldırı şiirleri yazıyordu. Tanrı, halk, vatan gibi kutsal sayılan değerleri, utanma ve sıkılma duygularından arınıp toplum dışı bir anlayışla yerden yere vuruyordu. Sokak dili, imgeden uzak düz anlatım, doğaya ve egzotik dünyalara yakınlığın bireşiminden yepyeni bir şiir dili yaratmıştı. Kutsal kitapların açık sözlülüğünden sokak şarkıcılarının ağır duygusallıklarına dek türlü anlatım biçimlerinin özellikleri yer alıyordu bu şiir dilinde.
\nBrecht’in başkaldırı dünyası 1920’lerin ikinci yarısında Marksizmi öğrenmesiyle sınıfsal bir temele oturdu. Artık sermaye düzeninin bilinçli bir karşıtıydı. Aynı dönemde Çin şiirine duyduğu ilgiyle şiiri dingin bir olgunluğa kavuştu. Yalın söyleyiş içinde patlayan zekâ kıvılcımlarıyla etkiledi okurlarını. Oyunlarının kazandığı büyük başarının ardında bu parlak şiir dilinin payı büyüktür.
\n***
\nBrecht oyunları ülkemizde 1960’lardan bu yana sıklıkla sergilendi. Elli yıldır, her yeni Brecht oyunu izleyicilerde yepyeni heyecanlar yarattı. Tıklım tıklım dolu bir salonda izlediğim Ben “Bertolt Brecht”, bu heyecanın günümüz kuşaklarında da sürdüğünü gösteriyor.
\nGenco Erkal’a toplumca teşekkür etmeliyiz, günümüzün insanları aptallaştıran değer yargılarına yüz vermeyip bizi Brecht’in evrensel şiiri ve tiyatrosuyla buluşturduğu için. Büyük sanatçılara yakışan, cesaret isteyen bir oyun sunuyor bizlere.
\nBöylesi sanatçılar işte, her çağda görünmeyeni görüp topluma gösteriyor, anımsatıyor farklı olanı, gerçek olanı, kalıcı olanı.
\nYalnız sanatçılar değil, uzak görüşlü, geçici olanla değil, kalıcıyı düşünen, örgütleyen siyasetçiler de gerek toplumlara.
\nİyi insan olacağınıza
\nöyle bir yere götürün ki dünyayı
\niyilik beklenmesin!
\n***
\nÖzgürlük neye yarar,
\nyaşarsa bir arada
\nözgürlerle tutsaklar?
\n\n