Yüksel Pazarkaya

‘Führer İdeolojisi’

10 Ocak 2014 Cuma

Wilhelm Reich, Faşizmin Kitle Psikolojisinde, Almanya’da nasyonal sosyalizmin (yani Nazi hareketinin) “Führer ideolojisi” üzerine kurulduğunu saptar. Bu hareketin büyümesinde somut gerekçeler ileri sürülmez. Dolayısıyla onun karşısına gerekçelerle (argümanlarla) çıkmak da bir şey getirmez ve bir şey değiştirmez.
Son kamuoyu araştırmasında, bütün yaşananlardan sonra, yolsuzluk ve hukuksuzluk, ancak ufak bir azınlık tarafından sorun olarak görülüyorsa ve bugün sandığa gidilse, AKP hâlâ yüzde 43 ile birinci parti çıkıyorsa, kitle yapısında derine inen bir sorun var demektir. Wilhelm Reich, kitle yapısını en iyi incelemiş ve çözümlemiş toplum bilimcilerden biri, belki de ilki.
Reich’a göre, nasyonal sosyalist toplantılardaki konuşmalar, kitle bireylerinin duygularıyla oynamak ve nesnel gerekçelerden mümkün olduğunca uzak durmak için, hüner gerektiriyordu. Hitler, Kavgam/Mein Kampf kitabının çeşitli yerlerinde, doğru kitlesel psikolojik taktiğin gerekçelerden vazgeçmek ve “büyük son hedefi durmaksızın kitlelerin gözünün içine sokmak gerektiğini vurgular. Bu son hedefin ne olduğu yaşanmış yakın tarihtir.
Bir Führerya da bir fikri temsil eden, “görüşü, ideolojisi ya da programı kitle bireylerinin geniş bir kesiminin ortalama yapısına ses verirse” ancak o zaman başarılı olur.
Toplumun gerçek sorunlarını ve bunların çözümünü tasa etmeyen Führer” tipi bir önder, ki bu siyasi de olabilir, dinsel bir önder de, kitlenin bilgi, bilinç ve toplumsal sorumluluk düzeyini düşük tutacak bir düzen kuracak, bunu koruyacak ve uygulayacaktır
Ancak o zaman, ortaya sorun çıkınca, bunu örtmek için kolayca gündem değiştirebilir. Kitle zaten pek bilincine varmadığı sorundan uzaklaşır.
Reich, buna kitle psikolojisini, “Führer fikirleri” metafiziğinden, toplumsal yaşam gerçeğine geçiş olarak tanımlar. Yani, toplumsal yaşam gerçeğini, gerçekten yaşananlar değil, “Führer fikirleri ”oluşturur.
Hitler’in peşine takılan kitleler konusunda Reich’ın anahtar sorusu:
Asıl önemli olan, kitleler niçin yanıltılmaya, ‘gözleri boyanmaya’ ve psikozotik duruma düşmeye teşneydiler’, bunun kavranmasıdır. Kitlelerin içi nasıl işliyor, bunun hakkında kesin bilgi sahibi olmadan, sorunu çözmek mümkün değildir.”
Bu sorun çözülmeden, bugün de, kamuoyu araştırmalarına bakarak şaşmak ve baş sallamak, hiçbir şeyi değiştirmez.
Bu sorunun çözümü orta ve uzun vadede çağdaş, demokratik eğitim süreçlerindedir. İvedi atılması gereken adım ise demokratik yöntemle ve geçici olarak seçilmiş bir yönetimle demokratik kadroların, kitlelerin bilgilenmesi ve sorumluluk üstlenmesi için seferber olmasıdır.  


Yazarın Son Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014
Din Kisvesi 29 Aralık 2013
Dershane ve PISA 13 Aralık 2013
Rommel’in Ardından... 17 Kasım 2013
Bir Zihniyetin Yargısı 11 Ağustos 2013
Aziz Nesin'i İhbar... 7 Temmuz 2013
Konuşma Sanatı 26 Haziran 2013
Çöp Ye! 17 Eylül 2012