Benim 19 Mayıs’larım

19 Mayıs 2016 Perşembe

Benim gençliğimin 19 Mayıs’ları İzmir demekti. Alsancak Stadyumu demekti. Günler, haftalar öncesinden provalar, ritmik cimnastik çalışmaları bir yana, Türk bayrağını ya da okul flamasını taşıyacağım gün demekti. Sınıf mümessili Elvin ve ben, sırayla dönüşümlü bayrağımızı ve flamayı taşırdık. Okulda ve koca stadyumda!
Benim 19 Mayıs’larım sevinçti, coşkuydu, geleceğe güvendi, umuttu! Hayallerimdi! Bu ülke bana emanetti. Bir genç olarak, bu ülkeden ben sorumluyum duygusuydu!
Değil mi ki 19 Mayıs Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurtuluş savaşını başlatmak üzere attıkları ilk adımlardı. Elbet bayramdı. Sadece bağımsızlık mücadelesinin değil, aydınlanma mücadelesinin de ilk adımıydı.
Bakmayın Erdoğan’ın söylemindeki başı sonu olmayan çarpıtmalara... Daha yeryüzünde, ne Türkiye’de ne de yurtdışında, “Türklerin tarihi ve uygarlığı 19 Mayıs 1919’da başlamıştır” diyen olmadı. Ama sanki bu deniyormuş gibi kükremesi, kendi ya da danışmanlarının bilgisizliğinden olamaz. Olsa olsa yine Atatürk’ü karalama çabasıdır. Bu konuda aklı başında ilk değerlendirmeyi Ahmet Cemal’den gazetemizde okudum! (Bkz: 2 Mayıs Cumhuriyet!)

Neyin Bayramı?
Hayır tarihimizi 19 Mayıs 1919’la başlatmak bugüne dek Erdoğan dışında kimsenin aklına gelmemişti ama bu günü bayram olmaktan çıkarmak isteyen çok olmuştu.
2006 yılında tepesinde koskoca harflerle “Neyin Bayramı?” yazılı basılı bir kâğıt, Türkiye’de okullara, resmi kurumlara, camilere, muhtarlara, kapıcılara dağıtılıyordu.
Yazıda 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve benzeri günlerin bayram değil, birer kara gün olduğu vurgulanıyordu: Şöyle ki;
“Devletin dini İslamdır, maddesinin anayasadan kaldırılmasının; Şeriat’ı ve şer’iyye vekâletini lağvetmenin; Kuran harflerini kaldırıp yerine Latin harflerini getirmenin; Müslümanın cumaya gitmesine engel olmanın; İslam olmayan miladi takvimi kabul etmenin; Kâfir şapkasını giymenin; 19 Mayıs’larda gelinlik kızları soyup soğana çevirerek mayısa bulaştırmanın; faiz alıp vermeyi serbest saymanın;
Allah’a mahsus olan hâkimiyet hakkını, kanun koyma yetkisini millete tanıyıp, milleti putlaştırmanın; Elhasıl küfrün ve kafirleşmenin, putun ve putperestliğin temellerinin atıldığı günlerdir. İşte; Mustafa Kemal’in getirdiği inkılaplar, devrimler ve devirmeler bunlardır” deniyordu.
“Bayram”ı kutlayanların başlarına gelecekler anlatılıyor, tehditler savruluyor, ancak tövbe eder bir daha bu bayramlara katılmama kararı alınırsa iyi Müslüman olacakları belirtiliyordu. Türkiye’nin birçok yerinde kısaltarak alıntıladığım bu “ültimatom” geçerliydi.

İnadına bayram
2006’daydı bu söylediklerim. Amma abartıyorsun diyenler oldu. 2010’da “Yetmez ama evet”çiler nasıl bir bayram ya da kara gün hayal ettiler bilemiyorum. 10 yıl sonra 2010’da Meclis başkanı anayasadan laiklik maddesini kaldırmayı önerdi...
Ülkemde savaş devam ediyor hâlâ. Öldürmelerin, duyarsızlığın sonu yok. Ama yine de hepinizin 19 Mayıs Bayramı’nı kutluyorum!
PEN Yazarlar Derneğimizin (Haydar Ergülen kaleminden) bayram mesajını gururla, sevinçle paylaşıyorum:
“19 Mayıs... Aydınlığın karanlığı, ilerinin geriyi, çağdaşlığın bağnazlığı, özgürlüğün biat etmeyi, yeniliğin çürümüşlüğü, eşitliğin adaletsizliği ve mazlumun zalimi alt ettiği günün adı. Cumhuriyet, demokrasi ve bağımsızlık düşüncesini ve ateşini her zaman gençlerin taşıyacağına ve bunları taşıyanların hep genç kalacağına inanan, Cumhuriyetimizin kurucusu, özlemle andığımız Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği bu bayramı coşkuyla kutluyoruz.”  


Yazarın Son Yazıları

Amadeus 25 Ekim 2020
Adın yaşamak olsun! 1 Ekim 2020
Utanç duymak 27 Eylül 2020
Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020