‘Bir Deli’... 50 Yıl Sonra

‘Bir Deli’... 50 Yıl Sonra

16.11.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önceki akşam Kenter Tiyatrosu’ndan içeri girdiğimde, duvardaki o fotoğraf bir mıknatıs gibi beni kendine çekti. Soldan sağa arka sırada: Yıldız Kenter, Muhsin Ertuğrul, Müşfik Kenter, Genco Erkal ve Şükran Güngör. Ön sırada: Kamuran Yüce, Ergun Köknar ve Kenter’lerin ışıkçısı İbrahim Turgut. Muhsin Hoca dışında hepsi yirmili yaşların başındalar. Çocuk bunlar! Çocuk çocuk gülüyorlar; çocuk gibi utangaç-afacan, saygıyla Hoca’ya ya da kameraya bakıyorlar. Hoca onlara kol kanat germiş, gözlerinde hem saygı hem müthiş bir sevgi... 1960’ta çekilen fotoğraftan sadece ikisi hayatta...
Fotoğrafı aklıma ve yüreğime yerleştirip salona girdim. 50 yıl sonra Genco Erkal’dan yeniden Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni izleyeceğim. Doğrusu biraz da ne gereği vardı havasındaydım... Sonra perde açıldı... Oyun başladı... Sonra, sonra... Hangi anda nasıl bilmiyorum ama (zaten birdenbire olmadı, yavaş yavaş oyun sizi içine çekiyor) “ne gerek var”, “iyi ki var, iyi ki var”a dönüştü. Sonra... Sonra (bir saat on beş dakika sonra) bir de baktım millet ayağa fırlamış çılgınca alkışlıyor.
Bu bir tiyatro eleştirisi değil. “Türkiye’de oynanan ilk tek kişilik oyun olarak” bilinen ve 50 yıl önce Ankara Sanat Tiyatrosu’nda izlediğim oyunla bugünkü oyunun bende yarattığı farklı fırtınayı vurgulamak istiyorum.
-Şimdiki, çok daha komik (trajikomik) ve bin kat daha çok acıtıyor.
-Şimdiki, Gogol’ün dehasını, gerçeküstücülüğünü, “absürdlüğünü”; acımasız toplumsal eleştiriyle fanteziyi harmanlamasını muhteşem bir biçimde ortaya koyuyor (Çeviri Coşkun Tunçtan; uyarlayan Genco Erkal).
 -İnanılmaz bir biçimde güncel! Siyasilerin aldığı rüşvetten din sömürüsüne, içinde yaşadığımız her çarpıklık var. (Ki öyküye hiçbir ekleme yapılmamış! Klasik eserlerin gücü bu işte!)
-Şimdiki prodüksiyonda Mete Sakpınar’ın müziği çok etkileyici, adeta Genco Erkal’la başrolü paylaşıyor. Duygu Sağıroğlu’nun yeni sahne tasarımı da öyle: Önce “deli”nin iç dünyasını, beynini yansıtıyor; sonra acımasızlığı, yüreklerin buzulunu...Özlem Kaya’nın kostümleri dört dörtlük...
-Genco Erkal’ın 27 yaşındaki “deli”sini de anımsıyorum. (Arada bir kez daha oynadı ama o belleğimde yer etmemiş.) O zaman 9. dereceden bir memuru çok daha dışa dönük oynuyordu. Şimdi 77 yaşında çok daha içe dönük, adeta bir “filozof deli”/“filozof oyuncu”...
Oyundan çıkarken yeniden o fotoğrafın önünden geçtim. Fotoğraftakiler de “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni ayakta alkışlıyordu. Muhsin Hoca olsun, yanındaki gençler olsun hepsi bana gülümsüyordu. İyi ki böyle delilerimiz, çılgınlarımız var diye hayata bir kez daha şükrettim.
Keşke, keşke Genco Erkal bu oyunu, AVM’lerin labirentleri ya da sadece turneler yerine, hep Kenter Tiyatrosu’nda oynayabilse... Hiç kuşkum yok, bundan hem Kenter Tiyatrosu hem de Dostlar Tiyatrosu kazançlı çıkar...

5 adet trompet... 2 korno... 1 flüt
Muhsin Hoca her fırsatta haykırırdı: “Beyler bana bir tiyatro lazım!” diye. Şimdi de “Barış İçin Müzik Vakfı” haykırıyor:
“Beyler bize 5 adet trompet, 2 adet trombon, 2 adet korno, 1 adet alto flüt, 1 adet bas flüt ve 50 adet nota sehpası lazım”.
Bu sayfaların okuruysanız Edirnekapı’da imkânları sınırlı binlerce çocuğa ortak sosyal ve kültürel yaşam alanları oluşturan, okullarda müzik atölyeleri kuran Vakfı biliyorsunuz. Kitlelere, çocuklarla kurdukları orkestralarla, müzikle ulaşıyorlar.
Bugün pazar. “Vodafone İstanbul Maratonu” var. Millet Asya’dan Avrupa’ya koşuyor. Bu olayı ve harikalığını İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) “Barış İçin Müzik” topluluğuna destek sağlamak için fırsat bellemiş. Görgün Taner, Yeşim Gürer Oymak’ın da dahil olduğu bir grup İKSV’li, maratona katılarak “Barış İçin Müzik” için koşacaklar. Hedefleri bir bağış kampanyası başlatarak yukarıda saydıklarım için 40 bin TL toplamak...
Size şu saatten sonra kalkın koşun demiyorum ama mucizeler yaratan bu çocuklar için bağışta bulunabilirsiniz! (Barış İçin Müzik Vakfı - Garanti Bankası Yeşilköy Şubesi - TL IBAN NO: TR94 0006 2000 3280 0006 2978 30)
Ak Saray’lar istemiyoruz. 5 adet trompet, 2 adet trombon, 2 adet korno, 1 adet alto flüt, 1 adet bas flüt ve 50 adet nota sehpası için 40 bin TL arıyoruz. Ha gayret!

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025