Fotoğrafın gizleri...

26 Aralık 2014 Cuma

Ş A H İ N K A Y G U N . . . L A L E P E R A Y T E K . . . G Ö R Ü N M E Y E N İ G Ö S T E R M E K . . .

İstanbul Modern’de Şahin Kaygun’un fotoğraf sergisi... O bir öncüydü. Yetenekliydi. Araştırmacıydı. Atılımcıydı. Cesur yürekti. Aramızdan ayrıldığında 41 yaşındaydı. (1951-92)
Şahin Kaygun’u 70’li yılların sonlarında tanıdım. Resim, grafik ve fotoğrafı bir arada yürütür, tiyatrolardan, sergilerden çıkmazdı. Öğrenmeye tutkuluydu. Farklı alanları izler, onlara kendi yaratıcılığını, yorumlarını, değerlendirmelerini katardı. Disiplinler arası sanat dili yaratma yolunda ilerledi. Çok geniş bir sanatçı, dost çevresi vardı. Anımsıyorum, coşkusunu paylaşır, hüznünü gizler, duyarlılığını dışavururdu. Dost canlısıydı.Şahin Kaygun’u tanıyıp da onu sevmeyen var mıydı? Hiç sanmıyorum.
İstanbul Modern’deki sergiyi dolaşırken işte önce bu yukarıdakileri düşündüm. bir kez daha hayran oldum. Poloroid üzerine, fotoğraf üzerine yaptığı müdahaleler... Orijinal negatifi kazıma, renklendirme, boyama... Eklemeler, çıkarmalar... Fotoğrafı o bir anın ötesine taşıma... O anı farklılaştırma.... Sanki bir rejisör, bir tiyatro yönetmeni... Tasarlanmış sahneler... Fotoğrafı dönüştürme... Boşuna dememiş: “Ben fotoğraf çekmiyorum, fotoğraf yapıyorum” diye... (Benim iki farklı portremi çekmişti. Bana benzeyen ve hiç benzemeyen... Sonra telefon edip “Artık mavi saçlısın” dediğinde önce kahroldum; sonra bayıldım! Sergide bunlardan biri var, hem de devasa boyutta!)
Sadece teknik beceri ya da teknik deney değildi onun ki. Aynı zamanda iç dünyasını, duyarlığını dışavurma çabasıydı. Evet, o bir dışavurumcu ressamdı da sanki... Kuralların ve alışılagelmişin dışına çıkma, kendi inandığı yolda ilerleme, sınırları zorlama, meydan okuma, işinin özüydü. Yukarıda cesur yürek demem ondan.
Sergi küratörü Sena Çakırkaya’nın saptaması önemli: “80’lerin politik ortamında yaşanan bireysel bunalım ve içe kapanmanın sanat alanındaki yansımalarının hissedilebildiği dönemi ele alan sergide, Kaygun’un çalışmaları zamanın ruh halini kişisel bir bakış açısıyla dışavuruyor.”
Onu tanımayan genç kuşak için bu sergi kaçırılmayacak bir fırsat...

Laleper’e rağmen Paris
Laleper Aytek’in “Non - Paris” adı 14. kişisel fotoğraf sergisi Fransız Kültür Merkezi’nde Koç Üniversitesi’nin katkılarıyla açıldı .
Sanatçı bu sergide, hiç tanımadığı, yabancısı olduğu, dilini bilmediği bir coğrafyaya, bir ortama savrulmuş... Niyetini sanki baştan açığa vuruyor:
Bu sergiyle, bir kenti keşfetmekten çok, kendi deyişiyle “bazen kırılgan, kimi eğreti olsa da uzun zamandır belki de ilk defa cesaretli bir iç(e) bakışın, kendine ait duymayı beklediği bir sesin ya da itirazlarının kapısını aralamaya” çalışıyor.
Serginin isim anası Zeynep Avcı... “Hayır - Paris” dese de sanatçıya rağmen, tuhaf bir biçimde, bu fotoğraflar buram buram Paris kokuyor!
İnsanlar, mekânlar, sokaklar, kaldırımlar, ışıklar, gölgeler... Siyah beyaz fotoğraflarda, büyütülmüş ayrıntılarda, Paris’in görüntüsünden çok ruhuna bakıyormuşum duygusuna kapılıyorum... Duvardaki çatlak, bakıştaki umut, ellerdeki bezginlik, camekândaki ışık, bedendeki yorgunluk, eteğin kıvrımlarındaki iştah, kaldırımdaki su damlası, kurulu sofra, çocuğun saçlarındaki afacanlık... Üst üste bindirmeler... Aynalardan, camlardan, sulardan yansımalar... Her biri ve her birindeki sayısız ayrıntı, nice anlatıya, nice önermeye, nice duyguya gebe...
Fotoğraflara baktıkça, söylenmeyeni duymaya, gösterilmeyeni görmeye, anlatılmayanı dinlemeye başlıyorum. Fotoğrafın gizi bu olsa gerek.
Laleper Aytek sergisi 31 Ocak, Şahin Kaygun sergisi 15 Şubat’a dek sürüyor. Kaçırmayın!  


Yazarın Son Yazıları

Amadeus 25 Ekim 2020
Adın yaşamak olsun! 1 Ekim 2020
Utanç duymak 27 Eylül 2020
Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020