Emperyalizm, terörizmin en büyük kaynağıdır
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Emperyalizm, terörizmin en büyük kaynağıdır

12.09.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

11 Eylül 2001...

Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a saldırılan o dehşet verici günü New York’ta yaşayanlardan biriyim. 20 yıl sonra geriye bakıp olanları düşünmemek elimde değil. 

18 Eylül 2001’de ABD Senatosu 98’e 0, Temsilciler Meclisi 420’ye karşı 1 oyla savaşa girilmesine onay verdi. Sadece Afganistan’a değil, Amerika’ya yapılan son saldırılardan sorumlu olanlara yönelik ucu açık bir savaştı bu. 

Karşıoy veren tek Kongre üyesi, Demokratik Partili Barbara Lee’ydi. Savaşın terörü durduramayacağını anlatmış, “Ulusal güvenlik için gerekenleri yaparken kınadığımız kötülüğe dönüşmeyelim” diyerek uyarmıştı. 

Birçok kişi o dönemde kendisini “vatan haini” ve “terörist” olarak niteledi; Lee, ölüm tehditleri aldı; hakaretlere ve nefret dolu e-postalara maruz kaldı. 

Kongre’nin, Başkan’ı sonu belli olmayan bir savaş için yetkilendirmesinin, ona açık çek vermek anlamına geldiğini söylüyordu Lee.

1964’te ABD Kongresi’nin Tonkin Körfezi Kararnamesi’ni kabul ederek Başkan Lyndon B. Johnson’a Vietnam Savaşı’nı başlatması için yetki vermesini örnek gösteriyordu ama kimse dinlemiyordu.

Irak ve Afganistan’daki savaşa sonradan karşı çıkan Bernie Sanders, şiddetsizliği savunan aktivist ve Temsilciler Meclisi üyesi John Lewis bile Afganistan’daki savaş için oy kullanmıştı.

Ama Lee haklıydı. 

Yetkiyi alan George W. Bush, 20 Eylül 2001’de Kongre üyelerine şöyle seslendi:

Teröre karşı savaşımız El Kaide ile başlıyor ama orada bitmiyor. Küresel boyuttaki her terörist grup bulunana, durdurulana ve mağlup edilene kadar da bitmeyecek. Amerikalılar tek bir muharebe değil, daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyen uzun bir harekât beklemeli.”

Harekât, 20 yıl sürdü. 

KÜRESEL TERÖR TEHDİDİ BİTTİ Mİ?

ABD’nin Afganistan’a ilk saldırısından askeri gücünü çektiği tarihe kadar geçen 7262 günün insan hayatı açısından maliyeti neydi? 

11 Eylül sonrasında Amerika’nın “teröre karşı savaş” operasyonları kapsamında, yüz binlerce insan can verdi ve sakatlandı. Resmi bilgilere göre Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Yemen ve bu bölgede yaklaşık 929 bin insan hayatını kaybetti. 387 bin 72’si sivil, 680’i gazeteci, 892’si insani yardım görevlisiydi. (https://watson.brown.edu/costsofwar/figures/2021/WarDeathToll)

Sonunda ABD, kendi yarattığı köktendinci terörist örgüt El Kaide’yi yok etmek için başlattığı terörle mücadelede, Afganistan yönetimini bir başka köktendinci terörist örgüt Taliban’a devrederek askeri gücünü çekti. 

ABD öncülüğündeki güçler, kitle imha silahları olduğu yalanıyla girdiği Irak’tan resmen 2011’de çekildi, ABD yanlısı yönetim başa geldi. Ülkede kalan Amerikan muharip güçlerinin ise bu yılın sonuna kadar çekileceği açıklandı ama ABD’nin Irak’taki varlığını Kuveyt başta olmak üzere bölge ülkelerindeki askeri üslerine dağıttığı da biliniyor.

ABD liderliğindeki koalisyon, Suriye’de Esad’ı deviremedi, Esad oyların yüzde 95.1’ini alarak yeniden devlet başkanı seçildi. ABD Dışişleri’ne yakınlığı ile bilinen Foreign Policy dergisinde Washington yönetiminin koalisyon güçleri ile birlikte Suriye’den de tamamen çekileceği yönünde sinyaller veriliyor. 

Biden, göreve geldikten sonra Yemen’deki savaşta Suudi Arabistan’a verdiği askeri desteği sona erdirdiğini ve ilgili silah satışlarını durdurduğunu açıkladı ama özel temsilci atayarak durumu izleyeceği mesajını da verdi. 

Şu anda manzara bu...

TERÖRİSTLERİ MÜTTEFİK YAPMAK

ABD, barış ve demokrasi ihracı iddiasıyla Ortadoğu’da işgal ettiği toprakları cehenneme çevirdi, şimdi çıkıyor görünüyor ama bölgede ne barıştan eser var ne de demokrasiden...

ABD ile anlaşınca kafa kesen Taliban’ın terörist grup statüsü aniden değişiverdi mi?!” diye tepki gösteriyorsanız, bilmelisiniz ki El Kaide ile ilişkileri ve Usame Bin Ladin’i koruması nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nce (BMGK) çok ağır eleştirilen bu örgüt, ABD’nin yabancı terör örgütleri listesinde değil... 

Oysa BMGK, Taliban ve El Kaide’ye yönelik 1267 (1999) sayılı kararı gereğince, bu örgüte mensup kişilerin mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin yaptırım kararı da almış, hukuk yoluyla terörizmin finansmanının kesilmesi için gerekli mekanizmayı devreye sokmuştu.

Buna rağmen ABD’nin Taliban’ı terörist örgüt listesine koymamasını nasıl yorumlayacağız? 

Demek ki bunca yıldır süren savaşın nedeni “küresel terör tehlikesi” değilmiş, teröristleri kendine müttefik yapmakmış. 

Unutmayalım: Emperyalizm, terörizmin en büyük kaynağıdır. 

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizmin monarşi hayranlığı ve 23 Nisan!

Bir tür “müstemleke valisi” gibi ortalıkta dolaşan Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, zırvalamaya bu kez Antalya’da devam etti ve Ortadoğu’yu kastederek “Bunu söyleyerek yine eleştirileceğim çünkü antidemokratik ama bölgeyi incelerseniz, işe yarayan tek şeyin, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edebilirsiniz. Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar... Bunun dışındaki her şey, demokrasi kisvesini giyen ülkeler başarısız olmuştur” dedi.

Devamını Oku
19.04.2026
Baş sorumlular, suçluları kutsayanlardır!

Kahramanmaraş’taki bir ortaokulda 14 yaşındaki bir öğrencinin silahlı saldırısında, bir öğretmen ve on öğrenci hayatını kaybetti, yirmi öğrenci yaralandı.

Devamını Oku
17.04.2026
Öcalan, Bahçeli’yi çok özel bir yere koymuş!

“Benim bildiğim tek şey var, silahlı mücadele devri kapandı, PKK bitti.”

Devamını Oku
15.04.2026
Önce Cumhuriyet!

Elimde değerli bir kitap var.

Devamını Oku
12.04.2026
İnsan-köpek dostluğuna dair en eski kanıtlar Türkiye’den...

Yazımın son kısmında yer verdiğim araştırma ve günümüzde yaşananlar trajik bir karşıtlık içeriyor.

Devamını Oku
10.04.2026
Müze (!)

Kavramlar o kadar altüst edildi ki bir terörist başından “barış elçisi” gibi söz ediliyor, gerçekte bir karşıdevrim tarikatı olan AKP’nin demokratik seçim yoluyla iktidarı bırakacağı umuluyor.

Devamını Oku
08.04.2026