Türkiye’de türcülüğe karşı mücadelede bir ilk

21 Kasım 2021 Pazar

Otuz yıl önce, birisi bana Çankaya’da bir yıl boyunca türcülük ve veganizmin konuşulacağı bir etkinlik dizisi yapılacak dese, benimle dalga geçiyor derdim. Bunu ancak rüyamda görebileceğimi düşünürdüm.

Oysa bu artık ne bir rüya ne de benimle dalga geçiliyor. Gerçekten de doğduğum yerde, bir yıl boyunca türcülük ve veganizm tartışılacak!

Bu hayali gerçekleştirenlerse, Ankara merkezli Felsefe Kültür Sanat Derneği (FKSD), Özel Varlık Anadolu Lisesi ve Çankaya Kent Konseyi.

Aralarında felsefe, edebiyat, matematik, fizik ve biyoloji öğretmenleri ile bir jeoloji mühendisi ve bir ressamın bulunduğu dokuz kişi tarafından 2014’te kurulan genç bir dernek FKSD. Felsefe kökenli bir yaşamın yaygınlaştırılması ve bu doğrultuda felsefi bir bakış açısı başat olmak üzere tüm kültürel ve sanatsal konularda bir yaşam alanı açmak amacıyla ücretsiz etkinlikler düzenliyorlar.

Özel Varlık Anadolu Lisesi ise 2010’un sonlarında felsefe kökenli bir eğitimin uygulanması ve yaygınlaştırılması amacıyla kurulmuş.

21. YÜZYILIN UYGARLIK GÜNDEMİ: TÜRCÜLÜK 

Her mücadelenin ilkleri vardır. Felsefeyi eğitimin ve faaliyetlerinin temeli yapan bu iki kurumun bir belediye ile işbirliği sağlayarak türcülük ve veganizm üzerine etkinlik düzenlemesi, Türkiye’de bir ilk. Bu konulara bir yıl boyunca odaklanan etkinlik serisi de Türkiye’de bir ilk!

Hayatının önemli bir bölümü türcülüğe karşı mücadele ile geçen bir yazar ve aktivist olarak bu noktaya gelmek için nerelerden geçildiğini en yakından bilenlerden biriyim. O nedenle, “21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük” teması ile gerçekleştirilecek bu söyleşilerin toplumda yaratabileceği farkındalığa çok değer veriyorum.

Ayrıca bu söyleşi dizisinin beni mutlu eden bir yanı daha var. Yıllardır veganizmin insan dışı hayvanlara yönelik sistematik sömürüye karşı etik bir tutum olduğunu yazıyorum, söylüyorum, konunun felsefe ile olan ilgisini anlatmaya çalışıyorum. 

Fakat ne yazık ki kapitalist toplumda medyanın da çarpıtmasıyla, veganlık bir tüketim tarzı, beslenme şekli ya da trend olarak yansıtılıyor; temel çıkış noktası yani etik göz ardı ediliyor.

Oysa insan dışı hayvanlara yönelik zulmün sona ermesi için insanlığın etik evrimini gerçekleştirmesi şarttır. Bunun için de insanın özgürlüğünü kendi bedeni ile sınırlaması ve insan ya da insan dışı hayvan olsun, başka bedenler üzerinde herhangi bir hak iddia etmemeyi öğrenmesi gerek.

TÜRCÜLÜĞÜN ARGÜMAN DİLENCİLİĞİ 

Türcülüğün sorgulanması ve veganizmin toplumsal adalet mücadelesinin gereği olarak içi boşaltılmadan, çağımızın en ilerici devrimi olarak anlatılması, yeryüzündeki yaşam açısından hayatidir.

Biz bugünkü ilk söyleşide “Türcülüğün Argüman Dilenciliği” üzerinde konuşacağız. Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 14.00’te başlayacak etkinliğin konuşmacılarından biri benim, diğeri de vegan aktivist ve Vegan Gazete yazarı Funda Uğraş.

Gelecek aylarda ele alınacak konuları da arka arkaya sıralayınca içinde yaşadığımız yüzyılı türcülük ekseninde sorgulamanın oldukça ilginç olacağı görülüyor:

İnsan Dışı Hayvanlar ve Haklar, 

Etiğin Anatomisi, 

Şefkatin Ekonomi-Politiği, 

Eziyetin Lezzetleri, 

Evi Sokak Olan Hayvanlar, 

Öznelerin Yaşamı, 

Vegan Bir Dünya: Ütopya mı, Zorunluluk mu?

Umarım bu söyleşiler, Türkiye’nin gündeminde hak ettiği ilgiyi bir türlü göremeyen bu önemli konunun daha çok insana doğru bir çerçevede aktarılmasını sağlar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları