Köşe Yazısı

A+ A-
Zafer Arapkirli

Bölücülük tavan yaptı

7 Haziran 2019 Cuma

Hiçbir iktidar devrinde bu ülkenin insanları bu kadar ayrıştırılmadı. Bu kadar bölünmedi. Bu kadar birbirine hasım, birbirini aşağılar, hor görür hale getirilmedi. İddia ile söylüyorum, bu toprağın insanları (Demokrat Parti devri dahil) daha önce hiç bu kadar birbirine “ezeli düşman” gibi şartlandırılmamıştır.
Demokrat Parti devirlerinde bile diyorum, çünkü o dönem yaşanan kamplaşma, neticede “siyasi içerikli”ydi. Bugün ise bir aşağılama, bir küçük görme, bir hor görme, adeta bir “hainleştirme” kampanyası aldı başını gidiyor.
Sözde “AK” iktidar sahiplerine göre, eğer kendilerine oy vermiyorsa Karadeniz Bölgesi insanı “Pontus-Rum-Yunan- Hain-Düşman”. Aslında istemeden nur içinde yatmayasıca Fesli Kadir’i gücendirme pahasına yapıyorlar bunu.
Yine bu sözde “AK”lara göre Doğu ve Güneydoğu’da kendilerine oy vermeyen herkes “Kafadan Pekekeli Terörist”. Sahil bandında yaşayan ve CHP’ye büyük oranda oy veren kentlerin halkı, zaten “Kafadan düşman nüfus.”
İstanbul’un, bunlara oy vermeyen kesimi de en baştan beri “Yalılarında (İstanbul’un dört bir yanı da yalı ve konak zaten(!) elinde viski Boğaz manzarası seyreden elit”. Sanki o yalı ve konaklarda oturan AK-Yeni zengin tayfasını bilmeyen varmış gibi.
Bunlara kalırsa, ülkenin tek ve gerçek sahipleri, İsmailağa, İbrahimağa, bilmemneağa dergâhlarındaki cüppeli, sarıklı, poturlu, fesli, mesli tayfa. Bir de bu devrin semirtilmiş, zenginleştirilmiş, beslenmiş yemlenmiş, sadakadan sebeplendirilmiş, aldatılmış tayfası.
Yandaş, Yalaka, Yalancı, Yılışık, Yavşak ve Besleme (5Y1B) basın, bunlar için ülkenin “gerçek matbuatı” sayılıyor.
88 parçaya bölüp yönetmenin daha kolay olacağı varsayımı boşa çıktığı için ve bölmeye çalıştıkça, aslında kendilerini bir köşede yalnızlaştırdıklarını iyice gördükçe, öfkeden deliye dönüyorlar. Daha da saldırganlaşıyor, ağızlarını bozuyor, çirkefleşiyorlar.
Ama meraklanmayın beyler...
Bu ülkenin demokrasiye inanmış kitleleri için, adalete ve insanlığa yıllardır susamış insanları için nasıl ki “tünelin sonunda büyük ve parlak bir ışık” görünüyorsa, sizlerin girdiği tünelin sonunda vicdanlarınız ve beyinleriniz gibi “kapkara bir delik” bulunmakta.
Siyasetçi aşağılayarak, milleti horlayarak, gazeteci dövdürerek, hapsederek, tehdit ederek, parmak sallayarak bu gerçek değişmeyecek.
İnanın... Boşuna kürek çekiyorsunuz.
Yolunuz yol değil.

Parti devleti
Bir ülkenin valisi, bir seçim kampanyasında aday olan ve ülkenin en çok konuşulan siyasetçisinin, beraberindeki heyetle birlikte havaalanının VIP salonundan girip-çıkmasını engellemeye çalışmış. CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Sayın Ekrem İmamoğlu ve yanındakilerle polis arasında itiş kakış yaşanmış. Küfürler hakaretler havalarda uçuşmuş.
CHP’liler, bunun İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun talimatı ile yaşandığına inandıklarını söylüyorlar. Olabilir de. Sayın Soylu’nun son günlerde kendi memleketinde bile karşılaştığı nahoş tepkilerin ışığında bugünlerde biraz asabi ve tahammülsüz olması anlaşılabilir. Siyaset bu. Böyle durumlar yaşanır.
Ama beni daha çok Sayın Vali’nin tavrı rahatsız etti. Tipik bir “Parti Devlet Valisi” tavrı bu. Konumu ve görevi ne olursa olsun, vatandaşlara “Bizden olanlar-olmayanlar” muamelesi yapmaya kalkan tipik bir “partili bürokrat” tavrı. Yani, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Benim Valiiiim.. Benim Kaymakamım.. Benim Bakanıııım” hitap şeklinin içini dolduruyor.
İyi de, o Sayın Vali’ye sormak gerekiyor. “Sizin Parti”nin mensupları, elemanları, aileleri ve yakınları o VIP salonlarından geçerken de ‘Yönetmelik şöyle diyor böyle diyor...’ diye başlayan cümleleri kuruyor musunuz? O VIP salonlarının (her dönemde) özellikle de bu dönemde nasıl bir çiftlik, nasıl bir yolgeçen hanı durumunda olduğunu bilmiyor muyuz sanıyorsunuz?
Seçim kampanyasında, büyüklerinizden emir alarak ya da almayarak bu tür partizan tavırlar içinde bulunmaya utanmıyor musunuz? Hiç sıkılmaz mısınız size “Partinin Kulu” damgası vurulmasından. Ben olsam yerin dibine geçerdim.
Devletin valisi değil de taraflı bir bürokrat olarak anılmak size ekstra “şeref bonusu” mu kazandırıyor? Bir sonraki seçimde adaylık kokusu-sözü mü aldınız diye sorarlar adama.

Tümü Zafer Arapkirli - Son yazıları

Haydi HDP’nin önüne!.. 13 Eylül 2019 Cum
Ben diyeyim ‘pej’, sen de ‘mürde’ 6 Eylül 2019 Cum
Üzerinde güneş batmayan sahtekârlık 30 Ağustos 2019 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Süleyman Soylu