Köşe Yazısı

A+ A-

Bir ödül töreninden notlar

Paylaş
instela'da paylaş
20 Kasım 2015 Cuma

[Haber görseli]

Strazburg’un tarihi sineması Odyssee’nin perdesine peşpeşe 3 kadının görüntüsü yansıdı: İlki Anna Pétard Lieffrig…
24 yaşında bir grafik tasarımcısı…
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nde stajyer olarak çalışmıştı. Paris saldırısında, kız kardeşiyle birlikte katledildi.
Salonu dolduran davetliler Anna’nın şahsında Paris kurbanlarını uzun süre alkışladı.

***

Perdedeki ikinci isim, Zaina Erhaim’di.
30 yaşında Suriyeli bir gazeteci…
Bir dönem BBC muhabiriymiş. İç savaş başlayınca herkes Suriye’den kaçarken o tersine, ülkesine dönmüş.
Savaşta 10’dan fazla arkadaşı ölmüş; kimi rejimin, kimi IŞİD’in kurbanı… Erhaim’in ailesi halen Gaziantep’te yaşıyor.
Suriye, gazeteciler için dünyanın en tehlikeli üç ülkesinden biri kabul ediliyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Dünya Basın Özgürlüğü indeksinde 180 ülke arasında 177’nci sırada…
Erhaim, gazeteciliğin tıkandığı savaş ortamında çareyi gönüllü sivillere “yurttaş gazeteciliği” öğretmekte bulmuş. 2 yılda 100 kadar öğrenci yetiştirmiş. Öğrencilerinin üçte biri kadınmış. Halen Suriye’den en sağlıklı haberler onlardan alınabiliyor.
Erhaim, savaş koşulları altındaki cesur gazeteciliği ve eğitmenliği nedeniyle Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün “Gazetecilik” ödülünü aldı önceki gece…
Ülkesini terk edemediğinden törene kendisi yerine mesajı gelebildi.

***

Ardından perdede Etiyopyalı bir kadın belirdi.
Etiyopya’da özgür habercilik yapmaya çalışan bir grup blogger adına konuşuyordu.
“Zone 9” adlı bir blogla ödül almışlardı.
8 bölgeden oluşan bir Etiyopya hapishanesinde geçirdikleri tutukluluktan sonra, bloglarına “9. Bölge” adını vermişlerdi.
Etiyopya, basın özgürlüğü indeksinde 180 ülke arasında 142. sıradaydı. Yönetim, özgür yayıncılığa tahammül edememiş ve bloğun 6 üyesini “terör örgütüne yardım ve yataklık”tan tutuklamıştı. Ancak geçen yaz, Addis Ababa’daki finans kongresi sırasında, -muhtemelen dünyaya şirin görünmek için- tutuklular ani bir kararla salıverilmişti.
Perdedeki Afrikalı gazeteci, “Ödül almaya gelemedik, çünkü dün Addis Ababa Havalimanı’ndan çıkarken pasaportlarımıza el kondu” diye açıkladı son durumu…
Alkışlarla karşılandı.

***

Dünyanın en prestijli basın örgütlerinden Sınır Tanımayan Gazeteciler, her yıl üç dalda ödül veriyor:
Yılın gazetesi…
Yılın gazetecisi…
Yılın yurttaş gazetecisi…
Son ikisinden sonra sıra, “Yılın gazetesi” ödülündeydi.
Perdede 12 gazetenin adı belirdi.
Aralarında Pakistan’dan, Venezüella’dan, Bangladeş’ten, Vietnam’dan, Azerbaycan’dan, Honduras’tan gazeteler vardı.
Örgütün genel sekreteri Christophe Delore kazananı açıkladı:
“Cumhuriyet Gazetesi. Türkiye…”
Ödülün gerekçelerini sıralarken örneklerle gazetemizin bağımsızlığını ve baskılar karşısındaki cesaretini vurguladı.
İnsan böyle bir listeden birinci çıkarken gazetesi adına gururlanıyor, ama ülkesi adına utanıyor.
Türkiye, basın özgürlüğü sıralamasında Etiyopya’nın gerisinde: 180 ülke içinde 149. sırada…
Yani dünyanın en dibinde…
Cumhuriyet ailesi olarak, yeryüzünün dört bir köşesinde baskıya karşı mücadele veren meslektaşlarımızla birlikte anılmaktan gururluyuz.
Bizi dikta ülkeleri listesinde Suriye ve Etiyopya ile yarıştıranlar utansın.