Yeni bir hikaye
Özgür Mumcu
Son Köşe Yazıları

Yeni bir hikaye

30.04.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye uzunca bir süredir “özgürlükçü olmayan demokrasi” ya da “yeni otoriter rejim” denen kategoride yer alıyor. Görüntüde demokratik kurumların bulunduğu ancak işlev görmediği, iktidarın bir elde yoğunlaştığı bir rejim. Türünün en gelişmiş ve bilinen örneği Rusya. Orta ve Doğu Avrupa’da sırayla iktidara gelmeye başlayan aşırı sağcı iktidarlar ise yeni otoriter rejimlerin yaygınlaştığını gösteriyor. Soğuk Savaş sonrası otoriter rejimlerin etkileşime geçtikleri demokrasiler sayesinde zamanla demokratikleşeceği öngörülmüştü.
Soğuk Savaş’ın ertesindeki birçok öngörü gibi bu da tutmadı.
Dışarıdan bakıldığında demokrasi. Meclisi, bağımsız olduğu iddiasında bir yargı, canlı ve hareketli bir medya. Hepsi var. Hatta demokrasilere özgü sivil toplum örgütleri, ana prensibi demokrasi olan uluslararası örgütlere üyelik vs. de tastamam. Seçim deseniz en âlâsından, sık sık yapılıyor.
Şekil şemal tamam fakat içerik bununla uyumlu değil.
Türkiye’nin de dahil olduğu ve literatürde “yeni otoriter rejim” adı verilen şekilde yönetilen ülkelerin bazı ortak noktaları var.
Meclis var ancak sadece bir onay mevkii. Yargı var fakat iktidar ya da iktidarın kolladıklarına dokunması söz konusu değil. Belki olması gerektiğinden bile çok gazete ve televizyon bulunmakta. Gel gelelim ezici çoğunluğu iktidarın denetiminde ve rejimin birer propaganda aleti gibi çalışmakta. Sivil toplum örgütleri doğrudan iktidara bağlı.
Sokaklar göstericilere yasak gibi. Ciddiye alınan her eylem hızla ve şiddetle püskürtülüyor. Muhalefet yamalı bohça gibi. Git gide muhalefetin boşa olduğu fikri yayılmakta.
İfade ve dolayısıyla basın özgürlüğü yerlerde sürünmekte. İktidara yanaşmayan sermaye cezalandırılmakta. Sendikalar da ancak biat ettikçe yaşam alanı bulabiliyor.
Bütün bunlar bir “büyüklük” sanrısıyla taçlanıyor. Çaresiz, örgütsüz ve her an medyanın bombardımanı altında kalan halk, iktidarın sunduğu hayalden memnun. Hele bir de mesela Rusya’nın Kırım ve Suriye’de yaptığı gibi güç gösterisi de buna eklendi mi, hayal neredeyse elle tutulacak kadar somutlaşıyor.
Rusya gibi enerji kaynaklarınız ya da Türkiye gibi mesela mülteci kartınız varsa, Batı’dan gelen demokrasi telkinleri ise anlamsız ve etkisiz.
“Yeni otoriter rejimler”in önlerinde parlak bir gelecek var. Kısa zamanda bu rejimlerin niteliklerini değiştirecek bir dinamik görünmüyor. Aksine, özgürlükler giderek azalacak, içeride bir güvenlik devletine dönüşülecek, dışarıda ise askeri maceralara yatkınlık artacak. Bir sonraki aşama ise, hâkim partinin yakınındaki diğer partileri yutarak pratikte bir parti devletine dönüşmesi var. Elbette o parti-devleti de tek liderine sıkı sıkıya bağlı olacak.
Bütün bunlar sadece Türkiye’nin başına gelmiyor. Gayet yaygın uluslararası bir dalgayla karşı karşıyayız. Bundan çıkmanın yolu ise tek. Çarpık demokrasi ve propaganda medyasıyla ham bir hayal ortaya konuyor ve rıza üretiliyorsa, ham olmayan ve hakiki bir hayali, hikâyeyi oluşturmak gerek.
Emin olalım, siyasette inandırıcı bir hikâyeden, gerçek bir gelecek projesinden daha etkileyici az şey vardır.
Bu, baştan aşağı yenilenmiş ve geniş tabanlı bir hareketle olur. Muhalefeti değil hikâyesini gerçekleştirecek iktidarı arzulayan bir siyasi hareketle. Tutulan yol değiştirilmezse, yeni otoriter rejimin her şeyi gibi muhalefeti de göstermelik kalır.  

Yazarın Son Yazıları

Tutuklu yargı

Tutuklu yargı

Devamını Oku
05.09.2018
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Devamını Oku
30.08.2018
Kimiz biz?

Kimiz biz?

Devamını Oku
29.08.2018
Trump gidiyor mu?

Trump gidiyor mu?

Devamını Oku
23.08.2018
Milli birlik (22.08.2018)

Milli birlik

Devamını Oku
22.08.2018
Gemi ve kaptan

Gemi ve kaptan

Devamını Oku
15.08.2018
Yazık ettiniz efendiler

Yazık ettiniz efendiler

Devamını Oku
11.08.2018
Krizin faturası (08.08.2018)

Krizin faturası

Devamını Oku
08.08.2018
Trump, Erdoğan, Brunson

Trump, Erdoğan, Brunson

Devamını Oku
04.08.2018
Brunson meselesi

Brunson meselesi

Devamını Oku
02.08.2018
Yapalım yargıda şeyini...

Yapalım yargıda şeyini...

Devamını Oku
28.07.2018
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Devamını Oku
25.07.2018
Anayasa yok

Anayasa yok

Devamını Oku
14.07.2018
Afrika tipi başkanlık

Afrika tipi başkanlık

Devamını Oku
11.07.2018
Muhalefet partilerinin hali

Muhalefet partilerinin hali

Devamını Oku
07.07.2018
Yılgınlık

Yılgınlık

Devamını Oku
04.07.2018
Soylu ne yapıyor?

Soylu ne yapıyor?

Devamını Oku
30.06.2018
Nasıl olacak? (28.06.2018)

Nasıl olacak?

Devamını Oku
28.06.2018
Demokrasi. Şimdi!

Demokrasi. Şimdi!

Devamını Oku
23.06.2018
Büyük uzlaşmaya doğru

Büyük uzlaşmaya doğru

Devamını Oku
20.06.2018
Bir hafta kala

Bir hafta kala

Devamını Oku
16.06.2018
Az kaldı

Az kaldı

Devamını Oku
13.06.2018
İhtimaller

İhtimaller

Devamını Oku
09.06.2018
Adayı alkışlamak

Adayı alkışlamak

Devamını Oku
06.06.2018
En tuhaf seçim

En tuhaf seçim

Devamını Oku
31.05.2018
Akıldışı

Akıldışı

Devamını Oku
30.05.2018
Nedir bu ‘senaryo’?

Nedir bu ‘senaryo’?

Devamını Oku
26.05.2018
Gençlik Bayramı

Gençlik Bayramı

Devamını Oku
19.05.2018
Tekme

Tekme

Devamını Oku
17.05.2018
Seçime damgasını vuranlar

Seçime damgasını vuranlar

Devamını Oku
16.05.2018
Bir umut

Bir umut

Devamını Oku
12.05.2018
T A M A M derken

T A M A M derken

Devamını Oku
10.05.2018
Sıkıcı manifesto

Sıkıcı manifesto

Devamını Oku
09.05.2018
Devlet imkânı

Devlet imkânı

Devamını Oku
03.05.2018
100 bin imza?

100 bin imza?

Devamını Oku
02.05.2018
Teşhis ve tedavi

Teşhis ve tedavi

Devamını Oku
28.04.2018
İlk tur, ikinci tur

İlk tur, ikinci tur

Devamını Oku
26.04.2018
Biraz dinlen

Biraz dinlen

Devamını Oku
25.04.2018
Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Devamını Oku
21.04.2018
Cin şişeden çıktı (18.04.2018)

Cin şişeden çıktı

Devamını Oku
18.04.2018