IŞİD’le nasıl mücadele edilir
Aslı Aydıntaşbaş
Son Köşe Yazıları

IŞİD’le nasıl mücadele edilir

30.06.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İstanbul havalimanına yönelik saldırı, arkasında bıraktığı insani trajedinin ötesinde, bambaşka bir anlam taşıyor. Bu saldırıyla IŞİD’in Türkiye’ye yönelik savaşı, yeni bir safhaya girdi.
İlk aşamada örgüt, sadece Kürtlere ve HDP’ye yöneldi. Diyarbakır, Suruç ve Ankara saldırıları, kendini halife ilan eden Bağdadi tarafından değil “yerel” bir kol tarafından gerçekleştirilmiş ve sadece Kürtleri hedef almıştı.
İkinci aşamada Sultanahmet ve Beyoğlu’nda ise sadece turistler hedef alındı. Bu eylemlerle örgüt hükümete bir ‘mesaj’ vermeye çalışıyordu. Türkiye’nin ABD’yle anlaşarak sınırını kapatmasından rahatsız, “Gel eski günlere dönelim: Sen bana karışma ben de sana bulaşmayayım” diyordu. IŞİD’in talebi, ‘açık kapı’ politikası, sınırdan kolay geçiş, Türkiye’nin yeniden lojistik ve insan gücü ihtiyaçları için bir ‘koridor’ haline gelmesiydi.
Üçüncü aşama ise “kör terör”: İstanbul saldırısıyla IŞİD artık ayrım yapmadan İstanbul’un kalbinde turistlerin yanında Türk vatandaşlarını da hedef alarak yepyeni bir stratejiye geçiyor. Kuşkusuz en tepede alınan bir karar. IŞİD kendince Türkiye’ye diyor ki: “Ben artık seni Belçika, Fransa, Mısır’la aynı görüyorum.” Korkarım bu, yepyeni bir şiddet dalgası demek.

Peki ne yapılabilir?
Bu tarz saldırıları güvenlik ve polisiye yöntemlerle tamamen önlemek mümkün değil. Kendini patlatmaya kararlı birini ancak önceden tespit ederseniz engellersiniz. İstanbul havaalanına giriş-çıkışta güvenlik zafiyeti olduğu düşüncesine katılmıyorum. Dünyanın birçok yerinde olmayan bir uygulama var: Havaalanına girişte x-ray’den geçiliyor. Ama terörist oraya geldiğinde iş zaten bitmiş demek. Yapılması gereken, eylemi önceden, planlama safhasına gelmeden engellemek. Bu da ancak istihbaratla, IŞİD hücrelerini önceden yakalayarak olabilir.
İkinci, iç barış. İsrail’le barışmak, Putin’le tokalaşmak iyi-hoş ama, Türkiye’nin akut problemlerinin tek çözümü, devletin Kürtlerle barışması. “Ne alaka!” demeyin. Anlatayım:
Birincisi, insan gücü meselesi. Devletin istihbarat, polis, dinleme vs. imkânlarının çoğu şu anda IŞİD değil PKK ve Kürt siyasi hareketiyle mücadeleye ayrılmış durumda. Devlet onu daha varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Sadece Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın bir açığını yakalamak için görevlendirilen istihbarat ya da dinleme elemanı sayısı, muhtemelen o ildeki IŞİD’cileri yakalamak için görevlendirilenden fazladır. Matematik ortada. Barış süreci başlarsa IŞİD’le mücadele daha kolay.
İkincisi de Suriye/PKK/PYD meselesinin yanlış denklem üzerine kurulması. Türkiye (aynı 1990’lı yıllarda Irak’ta yaptığı gibi) bütün Suriye politikasını ve siyasi aklını, Kürt hareketinin Suriye’de yayılmasını engellemek için kullanıyor.
Ama 21’inci yüzyılın sorunlarını 19’uncu yüzyıl parametreleriyle düşünen ve hayatının tümünü lojmanlarda geçirmiş orta yaşlı güvenlikçi profiliyle çözemezsiniz.
Doğru olan, barış sürecine dönüp PYD/ YPG’nin “hamisi” olmak ve en önemlisi Türkiye ve Kaos arasında bir ‘Kürt Seti’ oluşturmaktır. Türkler ve Kürtler, Arap coğrafyasındaki mezhep savaşı ve onlarca yıl sürecek kaosu, ancak kol kola girerek aşabilirler. Bu sayede YPG’nin kazanımları Ankara’nın kaybı değil, kazanımı olur.
Avrupa’da yayımlanan İmralı tutanaklarını okudum. Öcalan ve PKK’nin Türkiye’ye önerdiği aslında tam da bu. Bu fikir, 2013- 2014’te devlete de cazip geliyor. Devletle koordineli kaleme alınan 2013 ve 2014 Nevruz deklarasyonlarının arkasında yatan konsept de bu. ‘Türk-Kürt Ortadoğu’yu şekillendirecek’ sloganının özü de.
Ancak 2015’te başka bir akıl devreye giriyor. Erdoğan’ın siyaseten zayıf hissetmesiyle ‘Eski Devlet’ devreye girip, (aynı 90’ların sonunda Iraklı Kürtlerle yaptıkları gibi) iflas etmiş teorileri devreye sokuyor.
‘IŞİD’den nasıl buraya geldin’ diye sormayın. ‘Kürt Seti’ oluşmasın diye IŞİD’le ayak oyunları yerine IŞİD’e karşı Kürt Seti oluşturmalıyız. İçeride de dışarıda da ancak böyle nefes alırız. Gerisi fasa fiso.
NOT: ‘Kürt Seti’ ifadesini Zübeyir Aydar’ın bir röportajından uyarladım...  

Yazarın Son Yazıları

Yaklaşan facia

Yaklaşan facia

Devamını Oku
06.09.2018
Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Devamını Oku
30.08.2018
Bu mu devlet aklı?

Bu mu devlet aklı?

Devamını Oku
26.08.2018
Lale Devri bitti!

Lale Devri bitti!

Devamını Oku
23.08.2018
Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Devamını Oku
19.08.2018
Avrupa ile yakınlaşmak için

Avrupa ile yakınlaşmak için

Devamını Oku
17.08.2018
Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Devamını Oku
12.08.2018
Alis harikalar diyarında

Alis harikalar diyarında

Devamını Oku
09.08.2018
Takas formülü: Önce Rahip Brunson sonra Hakan Atilla

Türkiye ile ABD arasında tarihin en büyük krizinde gerilim düşüyor. Henüz bir “el sıkışma” olmasa da, Brunson krizinin nasıl aşılacağı konusunda bir formül yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Formül, iki ülkenin de aylardır konuştuğu “Andrew Brunson-Hakan Atilla” takası. Brunson’ın ABD’ye gönderilmesi karşılığında Atilla bir süre sonra Türkiye’ye gelecek.

Devamını Oku
05.08.2018
Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Devamını Oku
02.08.2018
Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Devamını Oku
29.07.2018
Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Devamını Oku
26.07.2018
Sessizlik

Sessizlik

Devamını Oku
22.07.2018
Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Devamını Oku
19.07.2018
Batı’yla pazarlık

Batı’yla pazarlık

Devamını Oku
15.07.2018
Osmanlı bu değildi

Osmanlı bu değildi

Devamını Oku
12.07.2018
Yeni dönem ne olur?

Yeni dönem ne olur?

Devamını Oku
08.07.2018
Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Devamını Oku
05.07.2018
Hüzün

Hüzün

Devamını Oku
01.07.2018
Sonuçlara bir de böyle bakın

Sonuçlara bir de böyle bakın

Devamını Oku
28.06.2018
Kazanacağız

Kazanacağız

Devamını Oku
24.06.2018
25 Haziran Türkiye’si

25 Haziran Türkiye’si

Devamını Oku
21.06.2018
Emanetim sende saklı

Emanetim sende saklı

Devamını Oku
17.06.2018
İki seçim arası

İki seçim arası

Devamını Oku
14.06.2018
MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

Devamını Oku
11.06.2018
"Akşener'in İnce'yi desteklemesinin önünü kesmeye çalışacaklar"

Oyun büyük

Devamını Oku
10.06.2018
Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Devamını Oku
07.06.2018
Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Devamını Oku
03.06.2018
Sessiz çoğunluk

Sessiz çoğunluk

Devamını Oku
31.05.2018
Burası Rusya değil kardeşim

Burası Rusya değil kardeşim

Devamını Oku
27.05.2018
Ne yapmalı? (24.05.2018)

Ne yapmalı?

Devamını Oku
24.05.2018
Dip dalga ne gösteriyor?

Dip dalga ne gösteriyor?

Devamını Oku
20.05.2018
Baskıda kaosa geçiş süreci

Baskıda kaosa geçiş süreci

Devamını Oku
17.05.2018
Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Devamını Oku
13.05.2018
Attım bunu cebe

Attım bunu cebe

Devamını Oku
11.05.2018
Bilinenler, bilinmeyenler

Bilinenler, bilinmeyenler

Devamını Oku
06.05.2018
Piyesin son sahnesi

Piyesin son sahnesi

Devamını Oku
03.05.2018
Diktatörlüğün sıradanlaşması

Diktatörlüğün sıradanlaşması

Devamını Oku
29.04.2018
CHP’nin zor kararı

CHP’nin zor kararı

Devamını Oku
26.04.2018
İki çift lafım var...

İki çift lafım var...

Devamını Oku
22.04.2018