Köşe Yazısı

A+ A-

Vesayet savaşları

02 Eylül 2017 Cumartesi

29 Ağustos günü gazetelerde yayımlanan şu haber Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde bulunduğu yürekler acısı hali bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu:
Pakistan’dan F-16 eğitim pilotu istedik.
Haberi okuyunca görüyordunuz ki birbiri ardından yediği darbeler sonunda Türk Hava Kuvvetleri’nin kadrosu, F-16 konusunda eğitim verecek eleman bulamayacak kadar zayıflamıştı.
Durum, vesayet savaşları sırasında, AKP iktidarı ile FETÖ’nün TSK’ye birbirinin ardından ortaklaşa indirdiği darbelerin sonucudur.
En fazla darbeyi alan olmakla birlikte, yıkıma uğrayan tek Hava Kuvvetleri değildir, TSK genel olarak zayıflamıştır.
Bu konuda, TSK’ye karşı kurulan AKPFETÖ ortak kumpasından 3 yıl tutuklu kalarak nasibini almış olan Em. Tümgeneral Ahmet Yavuz’un “Kırmızı Kedi” tarafından yayımlanmış, mutlaka okunmasını salık verdiğim “Vesayet Savaşları” çok ilginç gözlemleri içeriyor.

***

Arkadaşımız Orhan Bursalı’nın önsözüyle başlayan, Vesayet Savaşları’nda Ahmet Yavuz askeri vesayetin varlığını olduğu gibi, bugün çeşitli alanlarda vasıl olduğumuz yerden zaman zaman askerin sorumluluğunu da yadsımıyor.
Sonuç bölümüne kısaca göz atalım:
“Askeri vesayet dış destekli olarak yürütülen kirli bir savaşla ortadan kaldırılmıştır.
Bunun için atılan ilk adım ordunun itibarsızlaştırılması olmuştur. Bu maksatla medyada yapılan yayınlar etkili olmuş, TSK vazifesini yapamayan bir ordu durumuna düşürülmüştür.
Bu süreçte hukuk maşa olarak kullanılarak, TSK’nin onurlu mensupları mahkemelerde, cezaevlerinde süründürülmüştür.
Tüm bunlar, demokrasi geleceği vaadiyle ve müthiş bir algı operasyonuyla yapılmış, toplumsal destek sağlanmıştır....
...Bu noktaya iktidarın ve komuta heyetinin ortak hatalarıyla gelinmiştir.
Ancak, bu hatalarda aslan payı siyasi iktidarındır.”
Şimdi bu noktada biraz durmak gerek.
Hata, yapılan yanlışla, bir girişimden, umulmayan ve istenmeyen bir sonuç elde edilmesi halinde söz konusu olabilir.
Türk kamuoyunun bir bölümünde yaygın olan, askeri vesayet ortadan kaldırılırsa, demokrasinin önündeki engellerden kurtulacağı düşüncesi ve bu doğrultudaki eylemlere verilen destek bir hatadır.
Aynı şekilde “yüzlerce subay suçsuz şekilde hapse atılırken komutanların sessiz kalmaları, Fırat Kalkan’ı bir yana konursa baştan aşağı yanlış olan Suriye politikası ülkeyi beka sorunuyla karşı karşıya bırakırken hiçbir askerin sesini çıkarmaması” (bknz sayfa 56) hatadır. Keza “askerlerin yargılanmaları sırasında hukuka saygı gösterme çabası hatadır. Çünkü hukuk varsa saygı gösterilir. Olmayan hukuka saygı hatadır” (bknz s. 80)
Ama vesayet savaşları, Suriye batağına dalınması ve TSK’nin yıpratılması konularında iktidarın hata ettiğini söylemek yanlıştır.
Çünkü burada, yani bugün varılan noktada hata değil, kasıt söz konusudur.

***

Ahmet Yavuz’un kitabını okuyunca, eskiden de var olan yargım daha da pekişti:
Vesayet savaşlarında iktidarın amacı, asker vesayetini kaldırarak, demokrasinin önünü açmak değil, ama tüm geçmişteki askeri vesayetlere rahmet okutacağını yaşayarak göreceğimiz kendi vesayetini rakipsiz ve denetimsiz kılmak için ona rakip olabilecek olan bütün vesayetleri, bu amaca yönelik olarak tasfiye etmektir.
Bunda başarılı da olunmuştur.
Demokrasiye varılmamış olması da doğaldır, çünkü kandırılmaya dünden teşne safundurların dışında kimsenin böyle bir beklentisi, iktidarın da böyle bir amacı hiçbir zaman olmamıştır.
İktidarın bir konuda hatası olmuştur, o da gelecekte darbeleri imkânsız kılmak için yapılması gerekenler hususudur ki onu da yarın ele alacağız.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Orhan Bursalı, Ahmet Yavuz