Köşe Yazısı

A+ A-

Uyduruk ve mesnetsiz iddialar

Paylaş
instela'da paylaş
13 Eylül 2017 Çarşamba

Bizler, “Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma” tembihleriyle yetiştirildik. Memlekette kimilerinin “Herkese her türlü kötülük yapmak revadır” diye yetiştirildiği ise gayet net. Cumhuriyet’e yönelik siyasi davanın pazartesi günkü ikinci duruşmasını izlerken, aklıma en fazla “kötülüğün dipsiz kuyularındaki” bu ikinci grup düştü.

***

Silivri’de her tür iletişim cihazına el konularak tecrit koşullarında görülen duruşmada verilen aralarda gördüm, yakın zamana dek memleketin adalet bakanı da olan başbakan yardımcısının sözlerini... Memleketi nasıl “adalet, demokrasi ve eşitlik aşkıyla yönetmekte olduklarını” anlatırken, giderek Türkiye hükümetini hedef alan Reza Zarrab davası üzerinden Amerikan yargısına yüklenmiş. Türkiye’de hakkındaki iddiaları imzalı peçetelerle “çürütebilmiş” eski bakanın ABD’deki Zarrab iddianamesine katılması karşısında, “Ortada delil yok, uydurma şeyler var” demiş. Mayısta Washington elçiliği önündeki göstericilere atılan meydan dayağının görüntülerini izlediğimiz olayla ilgili ABD’de açılan dava için de “mesnetsiz iddianame” tespiti yapmış.

***

“Delil olmayan uydurmaları” da, “mesnetsiz iddianameleri” de iyi biliyoruz. Pazartesi Silivri’de yine gördük. Zaten çürük iddianameyi kurtarmaya, bu kez dinlenen tanıklar da yetmedi. Lakin bu durum, mahkeme heyetinin İcra Kurulu Başkanımız Akın Atalay, Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, Yayın Danışmanımız ve yazarımız Kadri Gürsel, Türkiye’nin en iyi araştırmacı gazetecilerinden olan meslektaşımız Ahmet Şık ve muhasebe servisi çalışanımız Emre İper’in akıldışı iddialarla rehin tutulmaya devam edilmelerini engellemedi.

***

Sevgili Emre’nin, telefonunda ByLock uygulaması hiç bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle sabitken, saatlerce çakışan IP’ler üzerinden iş ve evi güzergâhları tartışıldı. Emre, Boğaziçi Köprüsü üzerindeyken, iki dakika içinde Galata Kulesi civarında belirebilmişti! Toplamda eş dost çevresinden 36 takipçisi olan Twitter hesabına yazdığı şahsi yorumları “terör örgütüne üye olmadan yardım” ithamına kanıt yapılabilmekteydi. Akıl tutulmasının sonu yoktu.
Sevgili Kadri, ilk duruşmada matematiksel olarak çürüttüğü ByLock iddialarını bu kez HTS dökümleri üzerinden sabırla bir daha çürüttü. Ara karar gerekçesinde “olağanın dışında sayıda ByLockçuyla görüşmek” denilerek, 112 diye yuvarlanan rakamın aslında Kadri’nin Cumhuriyet’te çalıştığı dönemde sadece “iki” olduğunu, inkârı mümkün olmayacak kesinlikte ispatladı. İki üç sene öncekilerin ise Cemaat mensuplarıyla ilişki tesis etmediği için kendisine yönelen kampanya olduğunu... Mahkeme heyetine açmadığı SMS’ler için “görüşmek” işdeşli fiilinin Türkçe “iki kişi arasında geçen şeyi” anlattığını izah etmek durumunda kaldı.
Sevgili Ahmet, mütemadiyen hukuk paspas edilerek hakkında “suç üretilerek” kurulan kumpasları bir kez daha anlattı. Aynı anda üzerine hem “FETÖ, hem PKK hem de DHKP-C” ithamları yapıştırılarak adaletin düşürüldüğü trajikomik hali sergilerken, haksızlık ve adaletsizlik karşısında dik duruşunu yine âleme cihana gösterdi.
Sevgili Murat, sabırla memlekette hiçbir şeyin değişmediğini medya tarihinden örneklerle anlattı. Gazetemizde atılmış başlık ve manşetlerden ülkede ne kadar terör örgütü varsa ilişki tesis edebilen hiç gazetecilik yapmamış bilirkişiyi andı. Türkiye’nin kara tarihine geçmiş bu davanın gelecekte nasıl anılacağını isabetle sergiledi.
Tutuklanacağını bile bile memlekete dönüp “kaçma şüphesi var” diye rehin tutulan sevgili Akın abi, vakıfla ilgili davada somut olguları ortaya serdi. Salondaki avukatlar hukuk, vicdan ve hakkaniyetin ne olduğunu ilkokul çocuklarına anlatır gibi anlattılar.

***

Savcı gözümüzün önündeki KIPKIRMIZI rengin YEŞİL olduğu iddiasını tekrarladı. Hiçbir somut delile dayanmayan uyduruk ve mesnetsiz iddialardan ibaret olan, adil yargılama hükümlerinin ihlal edildiği bu davayı izlerken insanın avaz avaz bağırası geldi. Yargısız infaz, insan olanda ancak böyle bir his yaratabilir. Ve bunu “Herkese her türlü kötülük yapmak revadır” diyenlerin anlamaları imkânsızdır.

Tümü Ceyda Karan - Son yazıları

Trump’ın ‘şer ekseni’ 22 Eylül 2017 Cum
Katalonya ve kendi kaderini tayin 20 Eylül 2017 Çar
IKBY’nin bağımsızlığı 15 Eylül 2017 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Şık