‘Bizim ev’
Müjdat Gezen
Son Köşe Yazıları

‘Bizim ev’

27.05.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Uzun yıllar sosyal medyadan uzak durdum. Hakkımda açılan pek çok sahte hesapla uğraştım, yargılandım. Sonunda bir teklif geldi bana. Hiçbir yandaş kanala çıkarılmadığım için, kendi kanalımı kurma teklifini kabul ettim. Böylece sahte hesaplar da boşa düşmüş oldu. “MÜJDAT GEZEN İLE BİZİM EV” YouTube’da umduğumuzun çok üstünde izlenir oldu. Çoktan 22 milyon (22.000.000) izlenmeyi geçmişiz. İyi oldu galiba. 

GEZEN VAMIK

Görmüyorlar diye çalar mısınız?... Vamık amcam dört dil bilirdi. Yaşamının büyük bir bölümü gezilerde geçmiş. O nedenle yabancı dostları ona Gezen Vamık derlermiş. Soyadı kanunu çıkınca dedem “Okuş” soyadını aldığı halde, amcamla babam “Gezen” soyadını almışlar. Yıl 1970, ilk arabamı almışım. Amcamla bir yere gidiyoruz, şimdi tam anımsamıyorum. Gece geç vakit eve dönerken ben direksiyondayım, amcam yanımda oturuyor. Kırmızı ışıkta geçtim. Amcam “Kırmızıda geçtin” dedi. “Amca, geç vakit, kimseler de yok” dedim. Amcam bana hiç unutamayacağım bir olay anlattı. Yıllar önce Almanya’da bir gezide. Geç vakit bir taksiye biniyor. Yollar bomboş. Şoför kırmızı ışıkta duruyor. Amcam şoföre diyor ki: “Neden geçmiyorsun?” Şoför, “Kırmızı yanıyor” diyor. Amcam “Geç canım, kim görecek?” diyor. Şoförün yanıtı amcamın bana verdiği ders olmuştu: “Beyefendi, görmüyorlar diye çalar mısınız?” O günden sonra kuşkusuz tüm trafik kurallarına tamı tamına uydum. Geç saatte de olsa kırmızıda durdum ve bunun bedelini çok ağır ödedim. Kadıköy’de geç vakit eşimle eve dönerken kırmızı ışık yandı. Tabii ki durduk. Arkadan bir araba gelip bize çarptı. 

GOEBBELS METODU…

İkinci savaş yıllarında Almanya’da her eve kişi başına bir yumurta düşüyor. Almanlar disiplinli bir toplum olduğu için kimse daha fazlasını istemiyor. Fakat gün geliyor yumurta stokları azalıyor. İşte o zaman Goebbels metodu devreye giriyor. Gestapo bir evin kapısını çalıyor ve “Siz dün fazla yumurta almışsınız” diyor. “Hayır, almadık.” “Hakkınızda ihbar var, artık size yumurta yok.” Bu metot her devirde, her ülkede geçerli olmuştur. Örneğin grip aşısı bulunmuyor mu? Hemen bu metodu kullanıp, işe acele bir formül bulup şöyle bir kararname yapılabilir: “Grip aşısı alabilmek için kalp, böbrek, şeker, kanser hastası ve 70 yaş üstü olmak gerekir.” Bunların hepsini bir arada barındıran zaten ölmüştür. Artık kimse o günden itibaren grip aşısından söz etmez. Hazinede para olmadığından aşı sipariş edilememiş ve getirilememiştir. Sonrası ise meçhul. 

ATATÜRK DİYOR Kİ:

“Devrimin yasası yapılan yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki akımı bozmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacak.” 

326 ŞEVKİ…

Dikkat ederseniz size artık köpeğim Lo’nun bunamasından söz etmiyorum. Az önce tıraştan geldi. İyi. Veterineri “Yüz yıl kadar daha yaşar” diyor. Bana da bu kadar bakılsa ben de yaşarım. Yaşlılığı bile sevimli itin... İt diye hemen küçümseriz, hatta bunu küfür olarak bile kullanırız. Birine it de hakarete girer, eşek de hakarete girer, aslan de hatta deme isim olarak bile kullanılır. Aslında hepsi hayvan. Hep dediğim gibi hayvanlara sevgim sonsuz, insanlara da saygım. Çünkü insanın insan olması asırlar aldı. Evrimimiz çok uzun sürdü. Ancak son 50 yıl çok hızlı gitti. Ben hâlâ alışamadım bazı şeylere. Yine de idare ediyoruz. Oyunlarım, filmlerim, okulum, kitaplarım var. Belki hepsi ayrı ayrı uzunca anlatılabilir. Ama ben burada daha yalın olmak istedim. Yaşamımdan aklıma esen kesintileri aldım. Minik minik anılar. Hatırlamadıklarımı da yazayım dedim, baktım imkânsız. Çünkü hatırlamıyorum. Savaş sağ olsa ona sorardım, hemen hatırlardı. Bir gün biri geldi yanımıza. Orta yaşlı bir adam. “Ne haber Savaş?” dedi. Savaş “Ooo 326 Şevki nasılsın?” dedi. Adam bir süre sonra gitti. “Kim bu?” dedim. “İlkokuldan sınıf arkadaşım” dedi. “Demek sık sık görüşüyorsunuz? Yooo, 50 yıldır ilk defa görüyorum” dedi. Hafızası çok kuvvetliydi. Çok erken veda etti. Öyle arıyorum ki... 

DİNGO’NUN AHIRI

Tramvayın benim kuşağım üzerinde çok büyük önemi vardır. Özellikle dar gelirli aileler üzerinde. Birinci neden ekonomik oluşudur. İkinci mevki tramvay öğrenciye üç kuruştu. Tramvayı beğenmeyen yöneticiler bütün İstanbul’dan bu aracı kaldırıp yerine troleybüs denilen ucubeyi getirdiler. O da üstten aldığı şehir cereyanıyla çalışıyordu. Fakat çok ilkeldi. Aslında otobüstü ama boynuzları vardı ve bu iki boynuz, yukarıdaki tellerden elektrik alıyor, araç öyle gidiyordu. Sık sık kanalından çıkan bu iki boynuzu onarmak için sürücü araçtan iner, dakikalarca yerine takmaya çalışırdı. Zamanının bir bölümü direksiyonda, bir bölümü onarım işinde geçerdi. Baktılar ki olmuyor, troleybüsü kaldırdılar. Ama tramvayın yeri bir başkaydı. Sonunda sembolik olarak bir İstiklal Caddesi’ne, bir de Kadıköy’e birer tramvay koydular. İçim çekiyor, bir binsem diye. Tramvaya asılmak vardı. Bilet parası olmayan asılarak giderdi. “Tramvaya asılmak yasaktır” diye vagonların sağında solunda yazılar vardı. Çocukluğumdan hatırımda kalan iki üç şey varsa biri tramvaydır. Tünel’in Beyoğlu-İstiklal Caddesi kesimindeki bölümünde Alman Lisesi vardır. Ben orada Almanca kursuna giderdim. Tramvayla. Şişhane çıkışından çıkışı yavaş olurdu. Çok eskiden atlı tramvaylar zamanında Şişhane bölgesinde bir ahır vardı. Yedek atlar için. Çünkü İstanbul yakasından yorgun gelen atlar yokuşu çıkamıyorlar. Bu ahırda atlar değişiyor. O işi de Dingo diye anılan bir adam yapıyor. Gerçekten öylesine işlek bir ahır ki ne gelen belli ne çıkan. İşte “Dingo’nun ahırı” deyimi buradan geliyor. Tramvaya bindik. Nerelere geldik. Çocukluğumuzun en nostaljik taşıtı. Anılarımız tramvay... 

Çocukluğumu 

Bindirdim tramvaya 

O gitti 

Ben kaldım yaya.

Yazarın Son Yazıları

‘Acayip Şiirler’den

Fazıl Say bu kitaptaki şiirlerimi bestelemek istemişti. Şimdi yeniden okuyup buraya aktarmalar yaparken “İyi ki yapmamış, tutuklanırdı” diyorum.

Devamını Oku
19.05.2025
Dedem

Dedem

Devamını Oku
12.05.2025
Ekonomi

Ekonomi

Devamını Oku
05.05.2025
Mektup

Mektup

Devamını Oku
28.04.2025
Şeytanın aklına gelmez

Şeytanın aklına gelmez

Devamını Oku
21.04.2025
Müjdat Gezen yazdı...

İmamoğlu’na mektup

Devamını Oku
14.04.2025
Unutulanlar

Unutulanlar

Devamını Oku
07.04.2025
Fıkralar

Fıkralar

Devamını Oku
31.03.2025
Ergin

Ergin

Devamını Oku
24.03.2025
Celal Sururi

Celal Sururi

Devamını Oku
17.03.2025
Celal abi

Celal abi

Devamını Oku
10.03.2025
Vehbi Koç Ödülü

Vehbi Koç Ödülü

Devamını Oku
03.03.2025
Yoruldum

Yoruldum

Devamını Oku
24.02.2025
‘AB’

‘AB’

Devamını Oku
17.02.2025
Adalet

Adalet

Devamını Oku
10.02.2025
Hale

Hale

Devamını Oku
03.02.2025
Toprağını sevsin!

Toprağını sevsin!

Devamını Oku
06.01.2025
Eğri oturalım, doğru konuşalım

Eğri oturalım, doğru konuşalım

Devamını Oku
30.12.2024
Menderes

Menderes

Devamını Oku
23.12.2024
Atatürk mavisi

Atatürk mavisi

Devamını Oku
16.12.2024
Elif

Elif

Devamını Oku
09.12.2024
Hastaneler

Hastaneler

Devamını Oku
02.12.2024
Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Devamını Oku
25.11.2024
Süalp Tansan

Süalp Tansan

Devamını Oku
18.11.2024
Baylan günleri

Baylan günleri

Devamını Oku
11.11.2024
Açık açık söyle

Açık açık söyle

Devamını Oku
04.11.2024
Biz ne zaman böyle olduk?

Biz ne zaman böyle olduk?

Devamını Oku
28.10.2024
Ottoman

Ottoman

Devamını Oku
21.10.2024
Dümbüllü

Dümbüllü

Devamını Oku
14.10.2024
Selam

Selam

Devamını Oku
07.10.2024
Resim

Resim

Devamını Oku
30.09.2024
Siz yaptınız

Siz yaptınız

Devamını Oku
23.09.2024
Fiyaskom

Fiyaskom

Devamını Oku
16.09.2024
‘Halkalar’

‘Halkalar’

Devamını Oku
09.09.2024
Irkçılık ve...

Irkçılık ve...

Devamını Oku
02.09.2024
Kendini sorgulamak

Kendini sorgulamak

Devamını Oku
26.08.2024
Süveyda

Süveyda

Devamını Oku
19.08.2024
Teknik direktör

Teknik direktör

Devamını Oku
12.08.2024
Geçen haftadan devamla...

Geçen haftadan devamla...

Devamını Oku
05.08.2024
Abdi İpekçi

Abdi İpekçi

Devamını Oku
29.07.2024