Trabzonspor bir sezonu daha geride bıraktı. Süper Lig’de Galatasaray ve Fenerbahçe’nin ardından 3. olurken Türkiye Kupası’nı müzesine taşımayı başardı. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin bütçelerine baktığımızda Trabzonspor bu mütevazı kadrosuyla başarılı olduysa bunda yönetim ile teknik kadronun uyumu, güzel iş birliğinden söz etmemiz olası. Bu sezon Trabzonspor’da gelenler, gidenler çok tartışılırken Fatih Tekke “Bütün bu sorumluluklar benim” diyerek hiçbir gerekçe üretmeden ama doğruları söyleyerek taşın altına elini koydu. Trabzon ve Trabzonspor sevdası bu olmalı.
Savic ve Batagov’un yokluğunda savunmanın göbeğinde kimler oynamadı ki. Zaman zaman Nwaiwu, Ozan Tufan, Salih Malkoçoğlu ile sorun çözüldü. Nelere tanıklık ettik. Tekke altyapıdan 7 oyuncuyla maçı tamamladı. Bu aslında yönetime de net bir mesajdı. Bouchouari ve Nwaiwu’yu bir anda takıma monte etmek, onlardan üst düzey verim almak kolay mı? Özetle Tekke açısından “cefalı” bir sezonu geride bıraktık. Bu başarıda en büyük pay Tekke’nin arkasında duran yönetimde. Doğru ama bu kadar eksik ve yetersiz kadroyla bu başarılara imza atan Tekke de alkışın en coşkulusunu hak ediyor diye düşünüyorum.
Şimdi sıra gelecek sezon Avrupa arenasında da boy gösterecek Trabzonspor’un kadro planlamasında. Trabzonspor çok zor kazanıyor çok kolay harcamamalı ilkesinden hareketle; yetkililer, kulübede değil sahada ve oyunun içinde olan yeterli yetenekli oyuncuları transfer etmeli. “Cefalı” bir sezonu geride bırakan Tekke bu sezon “sefasını” süreyim diyor. İyi oyun iyi oyuncularla olası. O nedenle sahada aynı dili konuşan, sorumluluk alabilen oyuncularla her zaman olduğu gibi yeni sezonda da emeğin paraya karşı savaşımını izleyeceğimizi söyleyebilirim. Söz Ertuğrul Doğan’da. Yönetimin, iyi bir kadro planlaması yapması takımlarını koşulsuz destekleyen Trabzonspor’a gönül verenlere borcudur