Hortumun kısa
Müjdat Gezen
Son Köşe Yazıları

Hortumun kısa

04.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

2000 yılının sonbaharında ünlü yazar, ustam Sadık Şendil’in 7 Kocalı Hürmüz oyununu sahneye koydum. Bu oyunun benim yaşamımda çok önemli bir yeri vardır. Çünkü ben, Sadık Şendil ile “7 Kocalı” vasıtasıyla tanıştım. 1963 yılıydı. Şehir Tiyatrosu’nda çalışıyordum. Devrin ünlü komedi oyuncusu Suna Pekuysal aynı zamanda hem Şehir Tiyatrosu sanatçısı hem filmlerde yardımcı komedi rollerinin aranan ismiydi. İlk başrolü için teklif almıştı. Bana, “Sen de oynar mısın?” dedi. İlk filmim olacaktı bu. “Oynarım” dedim. Gittik film şirketine. Bir beyefendi ayağa kalktı. Filmin senaristi imiş. Son derece zarifti. Elimi sıktı. Filmin senaristi Sadık Şendil’miş. Aynı yıl Münir Özkul Tiyatrosu’nda yönetmenim oldu ve ölünceye kadar hep ustam olarak kaldı. Benim için en önemli komedi yazarlarının başında gelir. Sadık abi bu senaryoyu sonradan oyun yaptı. Ayfer Feray Tiyatrosu kapalı gişe oynadı.

Büyük müzikal olarak açık havada oynandı. Kapalı gişe. Hangi tiyatro oynasa oyun kapalı gişe yapıyor. İlk feminist oyunlardan biriydi bu. “Neden bütün oyunlarının ismi kadına dönük Sadık abi” diye sordum asistanlığını yaparken. “Evladım, bizde kadın kocasını tiyatroya götürür. Sen hiç, haydi hanım bu gece tiyatroya gidelim diyen bir erkek gördün mü?” Askerden dönüşümde beni yanına aldı, senaryolarının tretmanlarını diyaloglamayı öğretti.

Sonra GÜM’de ölene kadar birlikte çalıştık. Kanlı Nigar, Çılgın Yenge, Azgın Gelin, Kart Horoz, Kocamın Nişanlısı oyunlarından bazılarıydı. Tümü kapalı gişe oynadı. Hürmüz’ü geniş bir kadroyla sahneye koydum. Nükhet Duru çok başarılı oldu bu rolde. Ayşen Gruda ile Ercan Bostancıoğlu (Ateşböceği Ercan) Lüleburgazlı karı kocayı oynuyorlar. O günlerde ünlü bir politikacı sabaha karşı sevgilisinin evinden çıkarken yakalandı. Basın sordu: “Bu saatte burada ne yapıyordunuz?” diye. O da: “Çiçek suluyordum” dedi. Günlerce konuşuldu bu. O gece, yani Hürmüz’ün oynandığı gece Ayşen, kocası Ercan’a soruyor: “Bu saate kadar neredeydin adam?” Ercan cevap veriyor: “Çiçekleri suluyordum.” Alkış, kahkaha, kıyamet. Ayşen o gece sabaha kadar uyuyamıyor. Ertesi akşam oyunda yine o sahne geliyor. Ayşen soruyor: “Bu saate kadar neredeydin?” Ercan: “Çiçekleri suluyordum” diyor. Yine alkış. Ayşen alkışın bitiminde: “Sen önce evdeki çiçekleri sula” diyor. Alkış onu kesmiyor. “Ayrıcana sen çiçek falan sulayamazsın çünkü hortumun kısa” diyor. Çok büyük alkış... İki tuluat ustası da güldürüyor. Ödeşiyorlar.

TRT

Yıllar önceydi. TRT ikinci kanalını açıyordu. Bir gazeteci bana sordu: “İkinci kanal için ne düşünüyorsunuz” diye. Ben de: “İçindeki pislikleri akıtmak için bir kanal yetmemiş, ikinci kanalizasyonu açıyor” dedim. Dava açtılar. Ben kazandım. Şimdilerde TRT izlemiyorum. Arada bir müzik dinliyorum. Diyeceğim o ki bu kurum oldum olası “gelen ağam, giden paşam” diyor. Şahsiyeti yok. Ne fena.

OYUNCULUK MESLEĞİ

Ne kadar cilalarsak cilalayalım bizim meslek hayatiyeti olan meslekler grubuna girmez. Hollywood’un en büyük oyuncusu Clark Gable idi. Ayrıca “Clark” çekmek. “Clark Gable bıyığı” tarihe geçmiş sözlerdi. Bugün adını hatırlayan bile yok. Yaşarken varsın. Sonrası sessizlik.

Atatürk diyor ki: Bence halk devri iktisat devri ve mefhumi ile ifade olunur.

TİYATRO SEVDAM

Benim sevdam, o dört duvarın arasında oldu: Tiyatro. Çok sevdim, sevdalandım. 1953 yılı. İlkokul öğretmeni sınıfa girdi. Elinde küçük bir kitapçık. Üzerinde Küçük Çiftçiler yazıyor. Yazarı: Faruk Nafiz Çamlıbel... Bir manzum oyunmuş bu. Beş kız bir erkek. Erkek başrolde. Kız kardeşi verem olmuş. Doktorlar sonbaharda yapraklar yere düştüğünde kız kardeşin de toprağa düşeceğini söylemişler. Çocuk da elinde iplik iğne, yere düşen yaprakları dikiyor yerlerine.

O diktiğim yapraklar

Yere düşmezse eğer

Elbette kardeşimi

Alamaz koynuna yer.

Son yaprak. O Henry’nin en sevilen öyküsüdür. Filmi yapılmıştı. Bu hikâye o hikâye. Hem oynadım hem ağladım. Annem, ablam da ağladı. Salonda kim varsa ağladı. Komedi galiba daha iyi olacaktı... İki üç yıl geçti Karagümrük Ortaokulu’nda bir oyun yazıp oynadım. Sonra bir daha. Sonra Yeşil Sahne, sonra Şehir Tiyatrosu, İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü. Sonra, sonra bir baktım 2020 olmuş. 60 yıldır sahnedeyim... Tamamdır. Yoruldum artık. İlk sevdam beni affedecek mi bilmiyorum ama yoruldum…

KÜÇÜKTÜM

İÇİME TİYATRO KAÇTI

BEN DE ONUN İÇİNE KAÇTIM

SIĞINDIM ONA

SEVDİM O DA BENİ SEVDİ

KORUDU

BÖYLECE

BİR ÖMÜR GEÇTİ

TERECİYE TERE SATMAK

Senden sonra gelecekler için bir şeyler bırakmayı hiç düşündün mü? Düşünmek gerek. Bu dünyaya çivi çakacak halimiz yok. Biri bunu çok düşünmüş ve salt düşünmekle kalmayıp hayata geçirmiş. O kişi Atatürk. Kim Atatürkçü, kim ne kadar Atatürkçü, kim Kemalist, kim gardırop Atatürkçüsü. Ben bunları hiç düşünmem. Ben kendimden sorumluyum bu konuda. Ben Kemalist, Atatürkçü falan değilim. Direkt Atatürk bağımlısıyım. Gözümü açtım, ailemin içinde onu gördüm. Amcam İnebolu’ya silah kaçırırmış. Eski yıllarda gemiyle bir Akdeniz gezisinde bana bu işin aslını anlattığında tüylerim diken diken olmuştu. “Geceleri devriye gezen İngiliz askerlerinin boğazını keser, silahlarını alıp kaçardık. Sonra mavnalarla İnebolu’ya, Mustafa Kemal’e...” Atatürk bunu unutmaz. Cumhuriyetten sonra amcamı Taksim Stadı’na müdür yapar. Masasından da eksik etmez. Ama amcam sporcu. Rakı içmiyor. Bir akşam Atatürk’ün masasında iki bardağa da su koymuş, bir yudum ondan, bir yudum ondan alıyor. Yani bardağın birinde rakı var süsü veriyor. Atatürk diyor ki: Osman Vamık, sen rakı içmiyor musun?” “İçiyorum paşam, sek içiyorum.” “Sen rakıya su karıştır, beyaz olsun rengi. Çünkü dışarıdan bakan iki bardakta da su var zanneder...”

Amca sen tereciye tere mi satıyorsun? Yaşadığım topluma karşı sorumluluk hissettim. Elimden geldiğince bir şeyler yapmak için yaşadım. Yapabildimse ne mutlu. Elimden gelen bu.

Yazarın Son Yazıları

‘Acayip Şiirler’den

Fazıl Say bu kitaptaki şiirlerimi bestelemek istemişti. Şimdi yeniden okuyup buraya aktarmalar yaparken “İyi ki yapmamış, tutuklanırdı” diyorum.

Devamını Oku
19.05.2025
Dedem

Dedem

Devamını Oku
12.05.2025
Ekonomi

Ekonomi

Devamını Oku
05.05.2025
Mektup

Mektup

Devamını Oku
28.04.2025
Şeytanın aklına gelmez

Şeytanın aklına gelmez

Devamını Oku
21.04.2025
Müjdat Gezen yazdı...

İmamoğlu’na mektup

Devamını Oku
14.04.2025
Unutulanlar

Unutulanlar

Devamını Oku
07.04.2025
Fıkralar

Fıkralar

Devamını Oku
31.03.2025
Ergin

Ergin

Devamını Oku
24.03.2025
Celal Sururi

Celal Sururi

Devamını Oku
17.03.2025
Celal abi

Celal abi

Devamını Oku
10.03.2025
Vehbi Koç Ödülü

Vehbi Koç Ödülü

Devamını Oku
03.03.2025
Yoruldum

Yoruldum

Devamını Oku
24.02.2025
‘AB’

‘AB’

Devamını Oku
17.02.2025
Adalet

Adalet

Devamını Oku
10.02.2025
Hale

Hale

Devamını Oku
03.02.2025
Toprağını sevsin!

Toprağını sevsin!

Devamını Oku
06.01.2025
Eğri oturalım, doğru konuşalım

Eğri oturalım, doğru konuşalım

Devamını Oku
30.12.2024
Menderes

Menderes

Devamını Oku
23.12.2024
Atatürk mavisi

Atatürk mavisi

Devamını Oku
16.12.2024
Elif

Elif

Devamını Oku
09.12.2024
Hastaneler

Hastaneler

Devamını Oku
02.12.2024
Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Devamını Oku
25.11.2024
Süalp Tansan

Süalp Tansan

Devamını Oku
18.11.2024
Baylan günleri

Baylan günleri

Devamını Oku
11.11.2024
Açık açık söyle

Açık açık söyle

Devamını Oku
04.11.2024
Biz ne zaman böyle olduk?

Biz ne zaman böyle olduk?

Devamını Oku
28.10.2024
Ottoman

Ottoman

Devamını Oku
21.10.2024
Dümbüllü

Dümbüllü

Devamını Oku
14.10.2024
Selam

Selam

Devamını Oku
07.10.2024
Resim

Resim

Devamını Oku
30.09.2024
Siz yaptınız

Siz yaptınız

Devamını Oku
23.09.2024
Fiyaskom

Fiyaskom

Devamını Oku
16.09.2024
‘Halkalar’

‘Halkalar’

Devamını Oku
09.09.2024
Irkçılık ve...

Irkçılık ve...

Devamını Oku
02.09.2024
Kendini sorgulamak

Kendini sorgulamak

Devamını Oku
26.08.2024
Süveyda

Süveyda

Devamını Oku
19.08.2024
Teknik direktör

Teknik direktör

Devamını Oku
12.08.2024
Geçen haftadan devamla...

Geçen haftadan devamla...

Devamını Oku
05.08.2024
Abdi İpekçi

Abdi İpekçi

Devamını Oku
29.07.2024