Hoşça kal Mario Levi

Hoşça kal Mario Levi

01.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mario Levi’yi 1980’lerin ortalarında önce kitabıyla tanıdım. Âşık olduğum bir şair/şarkıcıyı anlattığı kitabına “Jacques Brel: Bir Yalnız Adam” adını koymuştu. Bu kitap İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirme tezinin romanlaştırılmış haliydi. Bir solukta okudum, bayıldım ve yazarını tanımak istedim. Tanıştık, o sıralar çıkarmakta olduğumuz Milliyet Sanat dergisinden içeri, utangaç, sessiz adımlarla girişi hâlâ aklımdadır. Çekingendi, yazarlarda pek alışık olmadığımız bir incelikteydi, aşırı terbiyeliydi. Zaman içinde o çekingenliği kayboldu. Arkadaşımız oldu. 

ÖTEKİ OLMAK 

Çocukluğunu, ilk gençliğini yalnızlığını, düş kırıklıklarını ve “öteki olma” durumlarını anlattığı, adeta kendisiyle ve çevresiyle hesaplaştığı ilk öykü kitabı “Bir Şehre Gidememek”te şöyle diyordu:

“Her Yahudi gibi ben de ‘ülkesini’ doğurmaya, yaşamaya ve bulmaya çalışan bir gezgindim sonuçta. Her Yahudi gibi ben de ‘vatansız’dım birilerinin gözünde. Her Yahudi gibi ben de ‘sıradan’dım, ‘güvenmez ve güvenilmez’dim, ‘dilsiz ve yabancı’ydım.”

Bu kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanacaktı.

Bu yukarıdaki alıntı. İstanbul’da Mario adında bir çocuğa uyumsuzluk, umutsuzluk yüklese de onu yalnızlığa itse de (zaten kendi de öyle diyor) Türkçesiyle, azmiyle ve çalışkanlığıyla bunu yenecekti.

‘BENİM VATANIM TÜRKÇEDİR’

Son yıllarda bir röportajda şöyle diyecekti: “Benim en derin vatanım Türkçedir.”

Öyle ya Mario Levi çok üretken bir yazardı ve tüm kitaplarını Fransızca yazabilirdi. Ama o, Türkçe yazmayı seçti. Çünkü çocukken sokaklarda Türkçe oyun oynamış, gençliğinde ilk “Seni seviyorum”u Türkçe söylemiş, Türkçe âşık olmuş (hem kızlara hem da yaşadığı İstanbul’a), kızdığında küfürlerini Türkçe etmişti. O nedenle “Benim en derin vatanım Türkçedir” diyebiliyordu, diyordu. 

Çok yıllar sonra, PEN Yazarlar Derneği’nin yönetim kurulunda birlikte çalıştık. Sorumluydu, katılımcıydı, destekçiydi. Olaylara olumlu yönüyle bakar, çözüm üretirdi. Çok çalışkandı, disiplinliydi. 

Aynı dili, aynı endişeleri, aynı korkuları ve aynı mutlulukları yaşamanın tadını, heyecanını üzüntülerini paylaştık yıllar boyu.

PEN’in, daha çok edebiyatla ilgilenmesini, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda daha sessiz olmasını dilerdi. Ama gelin görün ki burası Türkiye... 

BU MASAL BURADA BİTMEZ!

Sevgili okurlar, Bugün sizlerle Viyana’nın ünlü Volksoper (Halkoperası’nın) 125 yıldönümü kutlamalarını paylaşacaktım. Tam yazıya başlamıştım ki Mario Levi dostumuzun sonsuzluğa göçüş haberini aldım. Başka bir şey yazamazdım. 

 İşte PEN Yazarlar Derneği’mizin “Bu Masal Burada Bitmez” başlıklı açıklaması: 

Edebiyat dünyası bir değerini daha yitirdi.

Yazın dünyasında “İstanbul Âşığı” yazar olarak tanınan, inceliklerle dolu, edebiyatımızın güçlü kalemi değerli Mario Levi’yi kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.

İstanbul sokaklarında, her bir kaldırım taşının altında öyküsü bulunan yazarımız, açtığı yazarlık atölyeleri ile onlarca yeni kalemi bizlerle tanıştırdı. İstanbul masalları yazdı, bize pandispanyalar sundu.

Birkaç dönem PEN Yazarlar Derneği Yönetim Kurulu’nda görev alarak tüm sorumluluklarını yerine getirdi. Bizlerle birlikte mahkeme kapılarında, yazarlara, gazetecilere, sanatçılara yapılan haksızlıklara karşı direndi.

Mario Levi, eserleriyle yaşayanlar arasına katıldı ve sonsuzluğa göçtü. Ailesine, sevenlerine, okurlarına başsağlığı diler, bu masal bitmez diyoruz. Edebiyatımıza katkıları için minnet duyuyoruz. Huzur içinde uyusun.

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025