Çocukları koruyor muyuz, hapsediyor muyuz?
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

Çocukları koruyor muyuz, hapsediyor muyuz?

02.05.2026 11:10
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla birlikte uzun süredir konuşulan birçok yasak ve kısıtlama yeniden gündeme geldi. Telefon yasakları, sosyal medya sınırlamaları, dijital erişime yönelik yeni düzenlemeler…

Birçoğumuz bu tür yasakların belli ölçüde çözüm getirebileceğini düşünebiliriz. Ancak yasaklama, çoğu zaman üstenci bir refleks olarak da işlev görür. Sorunun kendisini çözmekten çok onun görünür etkilerini bastırmaya yarar ve sorunun nedenlerini göz ardı etmeyi kolaylaştırır.

Özellikle konu dijital dünya olduğunda bu yaklaşımı daha dikkatli değerlendirmek gerekiyor. Çünkü bugün bazı olumsuzlukları ortadan kaldırmak için getirilen dijital yasaklar, yarının dünyasında çok daha farklı ve daha karmaşık sorunlara yol açabilir.

Bu başlı başına ayrı bir tartışma konusu ama belki de önce şu soruyu sormak gerekiyor: Günümüz çocukları ve gençleri neden dijital dünyayla bu kadar iç içe?

Bu soruya verilecek yanıtların önemli bir kısmı, aslında yetişkinlerin kendi deneyimleriyle sınırlı. Dijital dünyaya mesafeli yaklaşan birçok yetişkin için bu alan, kolayca bağımlılık yaratabilecek, kontrolsüz ve tehlikeli bir ortam olarak görülüyor. Çünkü onların gençliğinde böyle bir alan yoktu. Ancak belki de tam bu yüzden, soruna eksik bakılıyor.

Hiç şu olasılığı düşündük mü? Çocukların ve gençlerin dijital dünyaya yönelmesinde, gerçek anlamdaki bazı eksikliklerin payı olabilir mi? 

KAYBOLAN ÇOCUKLUK

Bugün bir çocuğun tek başına sokağa çıkması birçok ebeveyn için riskli bir davranış olarak görülüyor. Oysa bundan birkaç on yıl önce çocukluk tam da böyle yaşanıyordu. Mahallede kaybolarak, ağaçlara tırmanarak, arkadaşlarla plansızca buluşarak…

Gelişim psikologlarının da sıkça vurguladığı gibi çocukluk yalnızca korunarak geçirilen bir dönem değil, keşfederek öğrenilen bir süreçti. Çocuklar kendi dünyalarını kurar, risk alır, sınırlarını test ederdi. Bu özgürlük, çocukluğun doğal bir parçasıydı. 

Ancak son yarım yüzyılda bu alan giderek daraldı. Kentleşme, trafik, güvenlik kaygıları, artan denetim… Tüm bunlar çocukların bağımsız hareket etme olanağını önemli ölçüde sınırladı. 

Bugün birçok çocuk, yetişkin gözetimi olmadan bir yere gitmemiş, kendi başına bir plan yapmamış, hatta alışverişte bile ailesinden ayrılmamış durumda.

Başka bir deyişle, çocukluk artık büyük ölçüde kontrollü bir alana sıkışmış.

KAÇIŞ MI, ALTERNATİF Mİ?

Bu noktada sıkça dile getirilen bir eleştiri var: Çocuklar ekranlara “kaçıyor”.

Ama belki de bu cümleyi tersinden okumak gerekiyor. Çocuklar gerçekten kaçıyor mu yoksa zaten dışarıdan çıkarılmış oldukları için başka bir alan mı arıyorlar?

Çünkü insan doğası pek de değişmedi. Çocuklar hâlâ keşfetmek, oynamak, kendi dünyalarını kurmak istiyor. Değişen şey, bu ihtiyacın karşılanabileceği alanlar.

Fiziksel dünyada hareket alanı daraldıkça, dijital dünya yeni bir keşif alanına dönüşüyor. Online oyunlar, sanal topluluklar ve dijital platformlar, çocuklara kendi başlarına hareket edebilecekleri, deneyim kazanabilecekleri bir alan sunuyor.

Örneğin milyonlarca çocuğun oynadığı oyunlar, yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda sınırsız bir keşif alanı. Çocuklar burada kendi dünyalarını kuruyor, birlikte hareket ediyor, yeni şeyler öğreniyor.

Bir anlamda, kaybolan çocukluğun bazı parçaları dijital dünyada yeniden kuruluyor.

YASAKLAR NEYİ ÇÖZER?

Elbette dijital dünyanın riskleri yok değil. Bağımlılık, veri güvenliği, istismar… Bunların hepsi ciddi sorunlar ve görmezden gelinemez. Ancak burada önemli bir ayrım var.

Tarih boyunca çocukların gelişimini destekleyen alanlar hiçbir zaman tamamen güvenli olmadı. Ağaçlara tırmanmak da riskliydi, nehirde yüzmek de. ancak bu riskler, o özgürlüğün sağladığı gelişim fırsatlarıyla dengeleniyordu.

Bugün ise riskleri ortadan kaldırmak adına özgürlüğü tamamen sınırlama eğilimi öne çıkıyor. Oysa yasaklar çoğu zaman sorunu ortadan kaldırmaz. Yalnızca yer değiştirir.

Çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak, onların keşfetme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Sadece bu ihtiyacın başka, belki de daha kontrolsüz alanlara kaymasına neden olur.

SON ÖZGÜR ALAN

Açık konuşmak gerekirse bugün, bu keşifin izlerine en çok dijital dünyada rastlıyoruz.

Bu durum birçok kişi için rahatsız edici olabilir. Çünkü dijital alan, somut ve kontrol edilebilir bir dünya değil. Ancak çocukların kendi başlarına hareket edebildiği, kendi ilişkilerini kurabildiği nadir alanlardan.

Çocukları korumak ile onları özgür bırakmak arasındaki denge, her zaman zor bir dengeydi. Ama bugün bu denge daha da karmaşık hale gelmiş durumda. Çünkü artık mesele yalnızca fiziksel dünyayla sınırlı değil.

Peki çocuklara gerçekten güvenli bir dünya mı sunmaya çalışıyoruz yoksa onları güvenli sandığımız dar alanların içine mi hapsediyoruz?

Ve belki de en rahatsız edici olasılık: Eğer çocukların gerçekten özgür hissettiği son yer ekranın arkasıysa, asıl sorun sandığımız yerin tam tersinde olabilir.

Yazarın Son Yazıları

Bir insan ne zaman affedilir?

Ünlü modacının yıllar sonra yeniden modanın ışıltılı sahnesine dönüşünün engellenmesi Batı’daki güncel ve tarihsel açmazları da ortaya çıkardı.

Devamını Oku
26.09.2026
Önce hüküm, sonra olay

Girne’den Taşucu’na gitmek üzere yola çıkan yolcu gemisinin alabora olmasıyla ortaya çıkan görüntüler, doğal olarak hepimizi sarstı. İnsanların denizin ortasında yardım beklediği anlar, kurtulanların anlattıkları, yaşamını yitirenler ve hâlâ haber bekleyen aileler…

Devamını Oku
31.08.2026
Her şey reklam ama artık reklam olduğunu bile anlamıyoruz...

Televizyonun evin başlıca eğlence aracı olduğu yıllarda reklamın nerede başlayıp nerede bittiğini bilirdik. Dizinin en heyecanlı yerinde görüntü kesilir, ses yükselir ve birkaç dakika boyunca deterjandan otomobile, çikolatadan bankaya kadar birileri bize bir şeyler satmaya çalışırdı.

Devamını Oku
22.08.2026
Yaşamın kendisini izlemeye ne zaman başladık?

Modern insanın en ilginç özelliklerinden biri, tarihte hiç olmadığı kadar çok şeye tanıklık etmesine karşın belki de hiç olmadığı kadar az müdahil olması.

Devamını Oku
11.07.2026
Öteki uzaylı

Son günlerde yeniden gündeme gelen UFO tartışmaları, aslında gökyüzündekilerden çok yeryüzündekiler hakkında bir şeyler söylüyor.

Devamını Oku
04.07.2026
Hareket çağında ev aramak

20. yüzyılın sonu ile 21. yüzyılın ilk çeyreği arasında dünyaya hâkim olan fikirlerden biri hareketti.

Devamını Oku
13.06.2026
Neden herkes terapi diliyle konuşuyor?

Modern insan artık duygularını yaşamıyor, onları etiketliyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Hak yalnızca hukuk değildir

Bazı sistemler gerçekten bozuk olmayabilir. En azından herkes için.

Devamını Oku
16.05.2026
Çocukları koruyor muyuz, hapsediyor muyuz?

Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla birlikte uzun süredir konuşulan birçok yasak ve kısıtlama yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
02.05.2026
Çocukları kim yetiştiriyor?

Çocukları kim yetiştiriyor?

Devamını Oku
18.04.2026
Bağ kurmanın anahtarı: Kırılganlık

Bugün size futboldan söz edeceğim. Daha doğrusu futbolda gözünüzün önünde olan ama iş dünyasının bir türlü kopyalayamadığı o devasa güçten: Hikâyenin saf kudretinden.

Devamını Oku
05.04.2026
Duygular öğretilir mi?

Bir insan gerçekten ne hisseder? Öfke, suçluluk, sevgi… Hemen soralım: Bunlar bize ait duygular mı yoksa bize öğretilmiş tepkiler mi?

Devamını Oku
28.03.2026
'Ben'siz bir yaşam

Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonunuzda birkaç haber, birkaç mesaj… Gün daha başlamadan zihniniz dolmaya başlıyor. Ekonomi, siyaset, gündelik tartışmalar… Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş halde.

Devamını Oku
21.03.2026
Yeni nesil hayatta kalma rehberi

ABD’de büyüyen “prepper” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Görünmek neden bu kadar zor?

Son günlerde sıkça tartışılan bir argüman var: İş dünyasında psikopatların daha başarılı olduğu. Hatta bu iddia bir adım daha ileri taşınıyor; dünyayı yöneten elitlerin önemli bir bölümünün empati yoksunu, soğukkanlı ve gerektiğinde acımasız davranabilen kişiler olduğu öne sürülüyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Gizliliğin tiksindirici gücü ve "doğrulama" yanılsaması

Epstein belgeleri uykularınızı mı kaçırıyor? Haklısınız ama tüm bu gerçeklik bunca zamandır orada, bakmadığınız yerde duruyordu.

Devamını Oku
07.02.2026
Bu hayatı bir daha yaşar mıydın?

Bir gün birisi size şu soruyu sorsa: Bu hayatı, baştan sona, hiçbir şey değişmeden bir kez daha yaşamak ister miydiniz?

Devamını Oku
31.01.2026
Kullan-at düşünce iklimi

Fikirler artık birer katalog gibi. Sosyal medyaya girip istediğinizi seçebilir, kendinize göre uyarlayabilirsiniz. Bir görüşü benimsemek için uzun uzun düşünmeye, tartmaya ya da bir fikri zaman içinde inşa etmeye gerek yok. Zaten hazırlar, seçmenizi bekliyorlar.

Devamını Oku
24.01.2026
Gündemin son kullanıcısı

Günümüzde yaşanan gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar konuşulması gerektiğine kim karar veriyor?

Devamını Oku
17.01.2026
Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025
'Yapay zekâ kullanıyorum'

'Yapay zekâ kullanıyorum'

Devamını Oku
08.02.2025