‘Batı Ekspresi’, 6-7 Mart’ta sahnede: Göçün ironisi, bavulların yükü
Tatbikat Sahnesi’nin sahnelediği “Batı Ekspresi”, Matéi Vișniec’in göç ve Batılılaşma temalarını kara komedinin diliyle güncel bir yüzleşmeye dönüştürüyor. İstanbul–Paris hattında ilerleyen tren metaforu, Avrupa’nın vaatleri ile göçün bedeli arasındaki kırılgan eşiği sahneye taşıyor.
Sahadan manşete: 1975-76 sezonunun hafızası
Bazı sezonlar vardır; sadece puan tablosuna değil, bir memleketin hafızasına yazılır. Trabzonspor’un 1975-76’da kazandığı ilk şampiyonluk tam da böyle bir kırılma anı: Türk futbolunda İstanbul dışına taşan bir “milat”, sahada alınan sonuçların ötesinde bir ruh hâli, bir eşiğin geçilişi. Bordo-mavili taraftarın diline yıllarca yapışıp kalan o cümle—“o sene bu sene”—bu kez bir temenni olmaktan çıkar, tarihe dönüşür.
İlerleme: Enkazın İçinden Geçen Yas
İzmir Devlet Tiyatrosu, Matei Vișniec’in yazdığı; Burak Üzen’in çevirdiği ve Yunus Emre Bozdoğan’ın yönettiği “İlerleme” ile 17–21 Şubat’ta Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde, “normalleşme” denilen şeyin mümkün olup olmadığını sorguluyor.
Bir nefesin peşinde
Dört yaşında koro sahnesinde başlayan, Ankara’dan Utrecht, Berlin ve Nürnberg’e uzanan disiplinli bir başarı hikâyesi... Flüt sanatçısı Hazar Birkan ile Avrupa’nın köklü müzik kültürüyle harmanlanan eğitim yıllarını, orkestra disiplinini ve sahnenin görünmez hazırlık ritüellerini konuştuk.
Ankara’nın kışı sahneyle kırılıyor: ANTİYAPFEST-2’ye doğru
Ankara, kışın kendine özgü bir şehirdir: Hava soğur, sokaklar sertleşir, insanlar adımlarını hızlandırır; ama tam da bu mevsimde bir şey olur—şehir, ısınmayı “günlük hayatın telaşından” değil, sanatın ortak nefesinden dener.
Hatay’ın Çok Sesli Hafızası Avrupa’da Yankılandı: Açılış Aalen’de, Final Paris’te
Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, 24–28 Ocak 2026 tarihleri arasında Almanya ve Fransa’yı kapsayan turnesiyle, Hatay’ın binlerce yıllık kültürel mirasını ve Anadolu’nun çok katmanlı ses dünyasını Avrupa sahnelerine taşıdı. Bu turne, yalnızca konserlerden oluşan bir takvim değildi; depremle sarsılmış bir kentin hafızasını müzikle yeniden ayağa kaldırma iradesiydi.
Zamanın Tortusu: Dilşad Atasoy’un “Biriken” Sergisi İzmir’de
Bazen bir sergi, yalnızca “yeni işler”i değil; zamanın biriktirdiği tortuyu, üst üste yığılan hâlleri, geçmeyen soruları da görünür kılar. Dilşad Atasoy’un 13. kişisel sergisi “Biriken”, tam da bu yerden sesleniyor.
Rengin hafızasında özgür bir akıl
Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılan “Özgür Aklın Soyut İsyanı: Zafer Gençaydın” sergisi, soyutu bir estetik tercih değil, düşünsel bir direnç dili olarak ele alıyor. Sergi, izleyiciyi bakışını yavaşlatmaya ve akılla yüzleşmeye çağırıyor.
‘Bir Rengin Tanıklığı’ sergisi... Kırmızıyla açılan hafıza kapısı
Habip Aydoğdu’nun “Bir Rengin Tanıklığı” başlıklı sergisi, 10 yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden izleyiciyle buluşuyor. Brieflyart’ta açılan sergi, resmi bir estetik nesneden çok, bir hafıza kaydı olarak okumaya çağırıyor.
Karadeniz’in Çizgiyle Tutulan Hafızası: 'Karadeniz İncelemeleri 2' 15 Ocak’ta Açıldı
Trabzon’da bazı akşamlar, denizden değil; insanların yüzünden okunur şehir. Sokak, kahve, durak, bir anlık bakış…
Gönlümün Arka Bahçesi: Adil Ocak’ın resminde hatıranın ışığı, ışığın hatırası
İnsanın içinde, herkesin görmediği bir yer vardır. Sokak kapısından girilmez oraya; vitrin ışığına da pek benzemez. Daha çok, günün sonunda ceket cebinde kalan toz gibi; çocukluktan kalan bir koku gibi; bir şehrin adını duyunca aniden beliriveren o eski renk gibi…
‘İyi metin mevcut kuralları yıkar’
Uzun yıllardır Varlık dergisinin editörlüğünü yapan Mehmet Erte ile bugün “iyi metin” eşiğini neyin belirlediğini konuştuk.
Uzun Menzilli Bir Dostluk: Tahran’ın Aslan Kadınları Üzerine
Marjan Kamali’nin Tahran’ın Aslan Kadınları romanı, daha ilk sayfalarda okuru iki yüzey arasında gezdirir: Biri cilalı bir mağaza zemini, diğeri hafızanın pütürlü, kolay silinmeyen yüzeyi. Ellie’nin Manhattan’daki parfüm tezgâhında duruşu-kendisini “bakımlı” bir role yerleştirmesi, adının yakasında bir kart gibi taşınması-bir kimliğin değil, bir düzenin gösterisidir. Satış görevlisi olmanın gerektirdiği küçük teatral jestler; mavi damarlı bileklere “iyilik bahşeder gibi” sıkılan koku; müşterinin kaçışı, diğerinin nezaketi…
Armoni Sanat Galerisi’nde Yalçın Gökçebağ: Emeğin, Yolun ve Mevsimin Resmi
Bazen bir sergi, yalnızca duvara asılmış resimlerden ibaret değildir; bir sanatçının yıllara yayılan bakışını, tekrar tekrar dönüp dolaştığı temaların içindeki değişimi ve izleyiciyle kurduğu eski bir yakınlığı da taşır.
Tarafsızlık Perdesinin Ardında: Her Cephede Savaştık
İkinci Dünya Savaşı söz konusu olduğunda Türkiye için en kolay sığınılan cümle hep aynı: “Tarafsız kaldık.” Diplomasi tarihinin özeti olarak doğru görünebilir; ama hafıza açısından çoğu kez eksik ve konforlu bir kısaltmaya dönüşür. Cengiz Özkarabekir’in Her Cephede Savaştık adlı kitabı, bu kısaltmanın altını oyan, hatta onu bir soruya çeviren bir çalışma: Devletin resmî tutumu savaşın dışında kalmış olabilir; peki ya Türklerin hikâyesi gerçekten dışarıda mı kaldı?
İçerde Polis Var: Bir Erkekliğin Nöbet Defteri
Bazı oyunlar sahneye bir hikâye koymaz; sahneye bir yük koyar. “İçerde Polis Var” da seyirciyi daha ilk anda bu yükün içine çağırıyor: Gerçekleri, mecburiyetleri ve tercihleri; babalarının hayalinden ibaret olan her erkeğin ve onlarla tanışmış herkesin hikâyesi. Tek kişilik bir oyunda 65 dakika boyunca nefesi diri tutan şey, yalnızca anlatılanlar değil; anlatının içine sinmiş o görünmez cümle: “İçerde polis var.”
İbrahim Çallı’nın eserleri Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde: Rengin hafızası, fırçanın ruhu
Açılış öncesi gezdiğim sergi salonu, büyük bir prova hâlindeydi. Duvarlara yeni asılmış tuvallerin kokusu, yerde duran sandalyeler, henüz yerine oturmamış spot ışıkları... Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin koridorlarında dolaşırken tam karşımda İbrahim Çallı’dan bir cümle karşıladı beni: “Hayat kâfi gelmiyor, çok kısa sanat için.”
Lavın omzunda bir mola: Güzelcehisar
Bartın’a, 27. Kitap Fuarı’nın davetlisi olarak geldim. İmza ve konuşmalar bitince, yazar dostum Erdal’la birbirimize baktık: “Kendimizi denize atalım.” Siz de bilirsiniz, Ankara’da yaşayanların en büyük özlemi denizdir. O gün, o özlemin peşine düşüp rotayı Güzelcehisar’a kırdık.
Tarihin Tenceresinden: Sofranın Kenarına Çekilen Sandalyeler
İnsanlık tarihini çoğu zaman savaşlarla, imparatorlarla, sınır çizimleriyle okuruz. Oysa bir adım geri çekilip tencerenin kapağını kaldırdığımızda bambaşka bir hikâye yükselir buharıyla birlikte: Kokular, açlıklar, buluşmalar, kayıplar… Z. Petek Çırpılı’nın ‘Tarihin Tenceresinden – Pişirenler, Yiyenler, Hani Bana Diyenler…’i tam da bu buharın içinden konuşuyor. Büyük tarihin parlak salonlarından çok, mutfak kapısının önünde bekleyen kalabalığı dinliyor.
Mustafa Erol’dan Ankara’da Eşik II: Kapıların ve Eşiklerin İzinde
Bodrum’da yaşayan sanatçı Mustafa Erol, diorama çalışmalarından oluşan kişisel sergisi Eşik II ile Ankaralı sanatseverlerle buluşuyor.
13 yıldır kapalı Anamur Müzesi ve Türkiye’de 'belirsiz süreli' kapanan müzeler sorunu
Mersin’in Anamur ilçesindeki Anamur Müzesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün “geçici süreyle kapalı müzeler” listesinde 27 Aralık 2012’den bu yana “güçlendirme çalışmaları” gerekçesiyle kapalı görünüyor. Resmî sayfada tahmini açılış tarihi yerine “çalışmalar tamamlanıncaya kadar” ifadesinin yer alması, aradan 13 yıl geçmesine rağmen müzenin neden hâlâ ziyarete açılmadığı sorusunu büyütüyor.
Masalın kalbi korkunun siyaseti
Hem gerçekliğin tanıklığını hem de romanın düş gücünü dilinin ince terazisiyle tartan Mine Söğüt, yeni eseri “Ormandaki Kalpsiz Ceylan” ile bugünün gerçeklerine bu kez masal gözünden bakıyor.
Lena, Leyla ve Diğerleri
“Giyindim / Üst üste / Bir ben vardı içimde / Matruşka bebekler gibi…” Daha perde açılır açılmaz oyun beni oraya, bir kadının içinde üst üste duran benlerin yanına çekti. Hani bazen bir insanı tek bir isimle çağırırsın ama içinde o isimden fazlası vardır ya… Lena, Leyla ve Diğerleri tam da bunu sahneye taşıyor. Tek bir hikâye değil; aynı bedende çoğalan, birbirine karışan, bazen kavga eden bazen dayanışan kadın hâlleri.
Gençler “Dumansız Perşembe”de geleceğin nefesi için buluşuyor
20 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek “Dumansız Perşembe – Geleceğin Nefesine Ses Ver!” etkinliği, gençlerin öncülüğünde dumansız hava sahası bilincini güçlendirmeyi ve tütün kontrolü politikalarına dair farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Sergi “Paketlerin Eksik Hikâyesi” ile sigara paketlerindeki görünmez etkiler gözler önüne serilecek.
‘Rewind/Slovenia’ 28 Aralık’a kadar görülebilir: Zamanın katmanları
CerModern, Türkiye ve Slovenya’dan sanatçıları buluşturan “Rewind/Slovenia” sergisine ev sahipliği yapıyor. Özgür Eryılmaz, Hakan Esmer, Semih Kaplan, Serdar Leblebici ile Ive ve Maja Subic’in eserleri, yol, bellek ve yer temaları etrafında şekilleniyor.
Latin Melodileri ve Ritimleri Resim Heykel Müzesi’nde
Ankara’nın kültür takvimine bu kez Latin esintileri ekleniyor. Çek Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ile, çok sesli müziğin tanıtılması ve yaygınlaştırılması için kurulan, kentin sanat hayatına yıllardır katkı sunan Sevda-Cenap And Müzik Vakfı işbirliğinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Çekya’nın önde gelen keman sanatçısı Prof. Jaroslav Svěcený ve akordeon sanatçısı Markéta Laštovičková başkentte bir gala konseri verecek.
Tayyar Eren – İnsan–İnsan
Çizginin vicdanı ile boşluğun sesi arasında, insan bedenine dair düşünsel bir yolculuk.
Namık İsmail’i anlamak: Boyanın hafızası, zamanın tanığı
Şişli Atölyesi’nden denizin ufkuna - savaşın ağırlığıyla gündeliğin dinginliği arasında gezinen bir fırça...