Miguel de Cervantes
Adnan Binyazar
Son Köşe Yazıları

Miguel de Cervantes

17.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sıkıntılar içinde bunalıp kaldığımda, Miguel de Cervantes’in Don Kişot adlı kitabının sayfaları arasına sığınırım. Onun, Çingene Kızı adında bir kitabının da olduğunu, şu bilgileri görünce öğrendim:

Çingene Kızı, Miguel de Cervantes, çeviri: Adnan Özer, Notos Kitap, 2020.

Cervantes söz konusu olduğunda Don Kişot’un girişinde söylediği şu söz gelir aklıma: “Komşunuzun çatısı camsa ona taş atmayın!”

Sanatçıların, yazarların, bilim insanlarının öyle sözleri oluyor ki üstünden yüzyıllar geçse de söz, toplumun belleğindeki yerini sürdürüyor.

CERVANTES’İN YAŞAMI 

Çingene Kızı’nı çeviren Adnan Özer, kitaba, Cervantes’i tanıtarak başlıyor:

“İspanyol edebiyatının önemli ismi Miguel de Cervantes, kalabalık bir ailede büyümüştür ve ailesiyle birlikte farklı şehirlere gitmek zorunda kaldığı için düzenli bir eğitim görememiştir. Bunun yanı sıra 1569’da İtalya’ya giderek asker olmuş, İnebahtı Deniz Savaşı’nda Türklere karşı savaşmış, beş yıl boyunca Osmanlı amirali ve Cezayir valisi Hasan Paşa onu esir etmiştir.”

İspanyol edebiyatı, Rönesans döneminde en büyük hamleyi destan, roman ve tiyatro alanında yapar. İspanyolcada sekiz heceli mısralarla yazılan eski manzum destanlara “romancero” denirdi. “Romans” sözünden gelen bu sözcük, sonradan “roman”a dönüşmüştür.

Yaşamı boyunca onca çile ve yoksulluk çeken Cervantes’i eserleri arasında en büyük üne kavuşturan şüphesiz Don Kişot’tur. Şövalyelerin maceralarını anlatan kitaplarla alay etmek için yazılan bu kitap, modern romanın da başlangıcı sayılmaktadır.

Onun “Novalas ejemplares” (Örnek Alınacak Hikâyeler) adlı eseri ise on iki kısa romanstan oluşur. Bu kısa romanlardan ilki Çingene Kızı’dır. Kitap, içerik-teknik açısından kusurları bulunmakla birlikte Çingenelerin yaşamöyküsünü anlatan ve başkahramanı da bir Çingene olan ilk edebi eser olmasının dışında Çingeneleri aşağılamayan ilk edebi eserdir.

ÇİNGENELER 

Kitaba, “Erkeğiyle kadınıyla Çingeneler dünyaya sırf hırsız olmak için gelmiş gibidir” cümlesiyle başlayan Cervantes, onları hırsızlığın ustası olarak nitelese de içten içe Çingenelere sevecenlikle yaklaşır.

Yaşlı bir Çingene kadının, küçük bir kızı torunu olarak büyütmesi, adını “Preciosa” (güzel, değerli) koyması, onun Çingene dünyasındaki en iyi rakkase (dansöz) olması, güzelliğiyle, aklıyla ün salmış olması ve aldığı terbiye karakterin idealize edildiğini gösteren ipuçlarıdır. Özellikle “namus”una yönelik güçlü bir vurgu yapar.

BİR AŞKIN DOĞUŞU 

Don Kişot adlı romansıyla şövalyelerin kahramanlıklarının anlatılarıyla alay eden Cervantes, Çingene kızı Preciosa’nın ağzından şu sözlere de yer veriyor: “Falınızı söylediğimi farz edin ve kendinize başka bir yüksük bulun. Yine gelip falınıza bakarak bir şövalyelik kitabındakinden daha çok macera anlatacağım size.”

Preciosa’nın zekâsını ve güzelliğini duyan ve ona tutulan şövalye Andres ise aşkını ilan eder. Çingene kızımızın da beylik sözlerinin ardından ortaya idealize edilmiş bir aşk doğar. Sevecen âşığı, zamanla iyi ve becerikli bir hırsız olur.

Öte yandan Clemente’le Andres arasında rekabet doğar. Onların aşkları, kıskançlıkları romanslara bile yansımıştır.

Okuma dünyalarını genişletmek isteyen gençler, Çingene Kızı’nda kendilerinden de izlenimler bulacaktır.