Ahmet İnsel

Seçim güvenliğini yitirmek

24 Şubat 2018 Cumartesi

Seçim yasasında yapılacak değişikliklerle ilgili dün Cumhuriyet’te etraflı bilgi aktarıldı. Bunları tekrarlamaya gerek yok. Değişiklikler, Türkiye’de son halkoylamasına kadar uluslararası kriterlere göre yeterli sayılan seçim güvenliğini ortadan kaldırıyor. Seçim güvenliği, seçmenin açık veya örtük baskı altında kendini hissetmeden, ikamet ettiği adrese en yakın sandıkta oy verebilmesini öngörür. Oy sayımının seçime katılan bütün tarafların denetim ve gözetiminde yapılmasını esas alır. Seçim sonuçlarının sandık sonuçlarından başlayıp, nihai sonuca kadar güvenli ve şeffaf bir süreçten geçmesine dayanır.
Meclis komisyonuna getirilen değişiklik önerileri, bu haliyle yasalaşmaları durumunda, Türkiye’de iktidarın elinde kalan son meşruiyet öğesini, seçilmiş olma meşruiyetini ortadan kaldıracak. İktidar partisi gelecek seçimlerde gerçekten yeterli çoğunluğu almış olsa da, önerilen seçim yasası değişiklikleri seçilmiş olma meşruiyetini telafisi mümkün olmayan biçimde şaibeli kılacak.
Türkiye’de seçim kampanyaları uzun zamandan beri eşit koşullarda yürütülmüyor. Ama AKP iktidarının mutlaklaştığı 2011 seçimlerinden sonra yapılan seçimlerde, iktidar partisi ve özellikle liderinin iktidarda olma konumundan yararlanarak işledikleri bariz yetki suiistimalleri Türkiye’de seçimlerin demokratik niteliğini daha ağır biçimde zedeledi. Buna rağmen, 2015 Haziran seçim sonuçlarının gösterdiği gibi, iktidarın Meclis çoğunluğunu kaybetmesine yol açacak seçim sonucu çıkması makul bir olasılık olmaya devam etti. Seçimler, seçmenlerin ve Oy ve Ötesi gibi sivil toplum örgütlerinin, seçim yarışına katılan bütün partilerin temsilcilerinin oy verme ve sayım işlemlerini büyük ölçüde yakından denetleyebildiği bir ortamda yapılıyordu. Anayasaya göre tarafsız olması gereken cumhurbaşkanının parti lideri gibi seçim kampanyasına var gücüyle katılması da, partisinin Meclis çoğunluğunu kaybetmesini önleyememişti. 2015 Kasım seçimlerinde şiddet patlamasının yaşandığı ortamda seçim güvenliği zedelendi ama ortaya çıkan sonuç bütünüyle şaibeli değildi. Seçim sonucunu şaibeli kılan seçim kampanyasının artık AKP tarafından tamamen işgal edilmesiydi. HDP’nin seçim mitingleri yasaklandı. “Terör” tehdidi muhalefet partilerini birçok yerde miting yapmaktan caydırdı.
2017 halkoylamasında oy verme sırasında geçerli oy pusulası kuralı değiştirilince, oy sayımı da şaibeli hale geldi. Üstelik evet ve hayır arasında çok az olan oy farkı nedeniyle, “geçersiz ama geçerli” oy pusulalarının tahmini sayısı sonucu değiştirebilecek büyüklükteydi. Böyle bir şaibeye dayanan anayasa değişikliğinin üzerine, şimdi ondan daha fazla şaibeli olmaya aday bir seçim yasasıyla girmeye hazırlanıyor AKMHP koalisyonu.
İki farklı seçimin pusulasını aynı zarfa koydurmak gibi, seçim işlemlerini asgari kabul edilebilir demokratik ilkelerden mahrum kılacak cin fikirli taktiklere başvuruyor. Sandık başına kadar polis ve jandarmanın denetiminde oy verilmesinden sandık sorumlularının atanmış devlet memurlarından oluşmasına kadar “açık oy, kapalı sayım” dönemini hatırlatan önlemlerden medet umuyor. Bütün bunlara, OHAL koşullarında yürütülecek, iktidar partisinin savaş politikasını, liderinin ettiği sözleri eleştirmenin ağır suç sayıldığı, Meclis’in üçüncü büyük grubu HDP’nin milletvekillerinin, parti yöneticilerinin ve bu partiyi destekleyen insanların hapiste olduğu bir ortamda seçim kampanyasının yapılacak olması ilave oluyor.
Türkiye’de seçim güvenliğinin ortadan kalkması, iktidarda olma meşruiyetinin serbest ve genel seçimlerin güvenilir sonuçlarına dayanması kuralını da lağvetmek demek olacaktır. Bunun sonucu, seçmen topluluğunun takriben yarısını oluşturan kesimin serbest seçim yoluyla iktidar değişikliğinin mümkün olduğu inancını bütünüyle yitirmesidir. Muhtemelen AKMHP koalisyonu ve şakşakçıları gene “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diyeceklerdir. Ama bu atın, Üsküdar’dan öteye, şiddet ve karşı- şiddetin hüküm sürdüğü bir büyük felakete doğru gideceğini de bilsinler.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018