Alzheimer olsa duası

30 Ekim 2016 Pazar

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu üst aklı elbette Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır.
Her devletin, kuruluşun, kurumun, örgütün bir üst aklı var.
O üst akıl çoğu kez, melanet planlayan bir çete veya örgüt görünümlü bir başka devlet olabiliyor.
FETÖ’nün de elbet “üst aklı” var.
O aklın hallerini 15 Temmuz gecesi gördük, yaşadık! (Darbe, hükümete yönelmiş görünse de asıl hedef Türk Silahlı Kuvvetleri idi. Amaç orduyu erken kalkanın, gücü yetenin girişebileceği ardı arkası kesilmeyecek bir darbeler batağına sürüklemekti. Çünkü “darbeler tarihi”miz tanıktır ki, emir komuta dışında girişilen darbeler başka darbeleri tetikliyor. 27 Mayıs 1960 darbesine yüzbaşılar, albaylar da katıldı. Ama ancak Genelkurmay Başkanı Org. Cemal Gürsel ikna edilince başarılı olabildiler. 15 Temmuz gecesi de Org. Hulusi Akar “ikna” olmayarak belki “Devlet Başkanlığı”nı kaçırdı! Ama makamını korudu!)

***

AKP’nin de elbet bir üst aklı var.
Onun aklından geçenlere ise yıllardır tanık olmaktayız.
Üst aklın tek hedefi, laik Cumhuriyetin izlerini silmek ve toplumsal hafızayı sıfırlamak...
Beyinlere kendi gerçeğini, “yeni Türkiye” palavrasını yerleştirmenin tek yolu bu.
Türkiye, sanki Papua Yeni Gine! (1997 yılında İstanbul Çırağan Sarayı’nda Parlamentolar Birliği’nin toplantısı vardı. Yanımdaki Aborjin görünümlü delegeye, “Siz hangi delegasyondansınız” diye sorunca “Ben Papua Yeni Gine’nin kurucusuyum!” demişti. Kimse tanımıyordu. Benzer bir deneyimi Allah, “Yeni Türkiye’nin kurucusu”na yaşatmaz inşallah!)
Devletler simgelerle ayakta durur, yönetilir.
En kutsal simge bayraktır. Ama devleti devlet yapan “mekânlar” ve “zamanlar”dır.
29 Ekim ve Çankaya, Cumhuriyet demektir.
Hiçbir tarih, hiçbir mekân onun ününe geçemez!..
Hiçbir tarih ve hiçbir mekân ondan önemli olamaz.
AKP’li Gül dahil 11 Cumhurbaşkanı’na mekân olmuş Çankaya dün ilk kez bomboştu.
Çankaya’ya çıkan yollar ıssız ve sessizdi.
Üst aklın, hangi akla hizmet için yaptığı artık ayan beyan ortaya çıkan, bir emriyle Çankaya boşaltılmıştı.
Amaç Köşk’ün değil, Cumhuriyetin içini boşaltmaktı.
Yeni bir tarih başlatmak için yeni mekânlar gerekiyordu.
“Devlet adamlarını sokakta karşılıyoruz. Binalar yetmiyor!” türü kırk türlü desise ve görgüsüzce bir saray inşasına girişildi.
O sarayın sözde “ihtişamı” devletin değil, şahsi bir saltanatı simgeliyordu.
Çünkü arkasında bir tarih yoktu.
Yeni Türkiye’ye yeni mekân gerekiyordu...
“Devlette devamlılık” ilkesi son buluyordu.

***

Üst akıl karar vermişti:
Yeni bir devlet için “Zamana ve mekâna” hükmetmek şarttı!
“Asrın Lideri” ve “Ümmetin Önderi” için elbette Çankayalar, hatta Saraylar bile dar gelecekti.
O yüzden “Külliye”de karar kılındı.
Kanuni Sultan Süleyman gibi, günün birinde onun da kabartma portresi Amerikan Kongresi’nde Senato Genel Kurulu’nun duvarına asılır...
Viyana kapılarına dayanmış Kanuni’den tek eksiği Külliye değildi. Bu yüzden Musul kapılarına dayanmaktan söz ediliyordu!
“Hedef 2023”ün kesmemesi ve - “Hedef 2071”e uzanılması da bundandı.
Ne demeli? En doğrusu, dün huzura kabul ettiği Bahçeli Bey gibi yürekten haykırmak:
“Tanrı Türk’ü korusun!”

***

Kavramları boşaltmak yetmiyor... Bir de içlerini doldurmak gerek.
Bu yüzden Çankaya, Külliye ile “Saltanat”, “İtibar” ile değiş tokuş edildi
“İtibardan tasarruf olmaz!” denildi!
Ama bu “itibar”, erkek mankenlere (Yoksa polis memurlarına mı?) geçmiş zaman ordularının elbiselerini giydirip elde mızrak merdivenlere dizmekle ve aralarında yürümekle nasıl sağlanacaktı?
Bir de ne hikmetse, bu itibarın alıcıları Avrupa’da değil, Basra Körfezi’nde çevrelenmiş...

***

Cumhuriyet dün 93 yaşına bastı.
Dün yine on binler yurdun dört bir yanından, genç yaşlı milyonlar adına Anıtkabir’e akın etti.
Çünkü ülkenin büyük çoğunluğu bir türlü, “Geçmişe mazi!.. Yenmişe kuzu...” diyemiyor!
Çoğunluğun toplumsal hafızası, her şeye rağmen hâlâ canlı ve dipdiri...
Bunda “İstiklal ve hürriyet benim karakterimdir!” diyen kurucu “üst akıl”daki mükemmeliyetin payı elbette büyük.


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020