‘Kim Diyor?’ ‘Ne Diyor?’

‘Kim Diyor?’ ‘Ne Diyor?’

26.04.2014 02:19
Güncellenme:
Takip Et:

Siyaset sahnesinde bir şey söylendiğinde genelde ne söylendiğinden çok, kim tarafından söylendiğine bakılıyor.
Oysa dile getirilen bir düşüncenin kim tarafından, hangi amaçla söylendiği kadar, söylenenin içeriği de önemlidir.
Tabii ki, siyaset sahnesinde söylem ile eylemin birbirlerine uygunluğunun üzerinde durulmalıdır ve tabii ki, söylenen bir sözün ne amaçla söylendiği de araştırılmalıdır.
Ama bir doğruyu, bir yanlış kişi söyledi diye, hemen ona karşı çıkmak da doğru olmasa gerek.
İki gün arayla bu olgunun iki çarpıcı örneğiyle karşılaştık.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 1915 olaylarıyla ilgili olarak, orada ölenlerin, acı çekenlerin evlatlarına, torunlarına taziyelerini sunması ve yaşananların iki yönünü de vurgulayarak bunun ortak acımız olduğunu söylemesi üzerine üç tavır mümkündü. Birincisi, bunu kimin söylediğine bakarak hükme varmak, ikincisi söylenenin içeriğine bakarak o içeriğe katılıp katılmadığımızı saptamak, üçüncüsü ise, konuşmanın içeriğine bakmakla birlikte söyleyenin eylemi ile söylemi arasında bir tutarsızlık var ise, onu da vurgulamak.
Dün, Erdoğan’ın ortak acı tanımlamasına katıldığımı, yaşananların soykırım olmadığını ama büyük bir trajedi olduğunu ve her iki taraftan da kurbanlar verildiği görüşünü doğru bulduğumu belirtmiştim.

***

Burada şöyle bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz:
- Bir doğru bir yanlış kişi tarafından dile getirilirse, onun doğruluğu ortadan kalkar mı?
Sorunun yanıtı açıktır:
- Tabii ki kalkmaz.
- Peki yanlış bir adam, bir kere doğru söyleyince yanlışlığı ortadan kalkar mı?
Onun da yanıtı aynı:
- Tabii ki kalkmaz.
Nitekim Osmanlı döneminin ortak acısını yaşadığını söyleyen Tayyip Erdoğan’ın bu sözleriyle ortaya koyduğu doğru tavır, Hrant Dink cinayetinin ardındaki sorumlular hakkında kovuşturma izni vermemesi yanlışını ortadan kaldırmıyor ve içtenliğini de kuşkulu kılıyor.
Ama böyle olmasaydı da, Erdoğan’ın açıklamalarının Ermeni diyasporası ve Erivan’ı etkileyerek, daha sağduyulu bir yola sokması beklenemezdi. Nitekim öyle olmadı da.
Ama onlar tavırlarını değiştirmediler diye, doğru tavrın doğruluğu ortadan kalkmıyor.
Ermeni ile empati kurarken Aleviyi ötekileştiren Tayyip Bey’in samimiyeti kuşku konusu olur tabii ki.
Orada da çelişkiyi vurgulamak ve birini ötekileştirirken, öbürünü benimsemenin içtenliğini inandırıcı kılmadığını belirtmek tabii ki gereklidir. Ama herhalde yapılacak çıkış şu değildir:
- Aleviyi ötekileştirirken Ermeniyi de neden ötekileştirmiyorsun?
Doğru çıkış “inandırıcı olmak istiyorsan Alevileri ötekileştirmeyi de bırak! İnsanları bölüp birbirine düşürmeye son ver” olmalıdır.

***

Tabii siyaset sahnesinde, biri bir doğruyu dile getirdiği zaman, daha önceki bütün yanlışları silinmiyor ve dinleyenin şu soruyu sormasını haksız kılmıyor:
- Acaba bunu neden söyledi?
Tayyip Bey de, 1915 olayları konusundaki çıkışını içinde bulunduğu imaj erozyonunu bir ölçüde gidermek için yapmış olabilir.
Bu söylemin özünün doğruluğunu ortadan kaldırmaz.
Tıpkı Haşim Kılıç’ın, Tayyip Bey’i hop oturtup hop kaldıran, hukuk ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili sözleri gibi.
Haşim Kılıç bu sözleri kimilerinin iddia ettiği gibi, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için söylemiş olsa bile içeriklerinin doğruluğu veya yanlışlığı değişiyor mu?
Sözlerin ardında bir siyasi niyet de olsa, sözler nesnel olarak doğruysa doğrudur.
Ardındaki siyasi niyet, söylenenleri değil, söyleyeni yanlış kılar.
Eğer, Haşim Kılıç’ın bu sözleri karşısında, geçmişteki söylem ve eylemleri de düşünülerek, böyle bir kuşkuya kapılanlar var ise, söylenenlerin içeriğinin değil, Sayın Kılıç’ın varsa Cumhurbaşkanlığı adaylığını tartışmaya açmaları gerekir.  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023