Oysa Fırsat Büyüktü

Oysa Fırsat Büyüktü

09.10.2014 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kobani daha düşmeden ateşi Türkiye’yi sardı. Yurdun dört bir yanında meydana gelen olaylarda 21 kişi yaşamını kaybetti.
Yazık oldu.
Oysa bölgede meydana gelenler bir gerçeğin kavranması, bir ortamın oluşturulması için büyük bir fırsat sunuyordu.
Kürt sorununun yalnızca Kürt sorunu olmadığı, bütün ülkeyi kapsayan, aynı zamanda Türkiye’nin sorunu olduğu gerçeği nihayet insanların kafasına dank ederken, olayın boyutu daha da büyüdü, bir bölge sorununa dönüştü.
Kürt sorununun bir demokrasi sorunu olduğunu kavrarken, bu demokratikleşmenin ve çoğulculuğun bölge kapsamında ele alınmasının zorunluluğu ortaya çıktı.
Kürtler ile Türkler sorunlarını çözerlerken, önlerinde iki yol olduğu görülüyordu:
Bunlar ya yollarını tümden ayıracaklardı ya da birbirlerinin dillerine, kimliklerine karşılıklı saygı içerisinde, aralarında herhangi hiyerarşik ilişki olmadan bir arada yaşamayı yeğleyeceklerdi.
Birinci olasılık nihai çözümdü, ama bir ulus devletin sınırlarının değişmesinin, doğuracağı ihtilafların savaşa kadar varması olasılığı da göz ardı edilemezdi.
Bir arada yaşamanın getireceği kimi güçlüklere karşın, avantajları da vardı.

***

Güçlüklerin başında, her iki tarafın da şoven duygularını aşması, daha bütüncül, daha çoğulcu, daha demokrat gözlükle olaya yaklaşmasının zorluğu geliyordu.
Çok köklü olduğu kuşku götürmeyen, ortak geçmişin gücüne rağmen iki tarafta da zaman zaman ağır basan az gelişmişlik yüzünden iki şovenizm karşılıklı birbirlerini körükleyerek yükseltiyorlardı.
Bütün olumsuzluğa karşın, Kürt sorununun bu durumda devam edemeyeceği, herkesin diline, kimliğine saygı gösteren yerinden yönetimleri güçlendiren bir yapıyla çözüme varılmasının elzem olduğu genel kabul bulmuştu.
Hele hele sorunun demokrasi çerçevesi içinde ele alınmasının hem Türklerin hem de Kürtlerin yararına olduğu fikri kamuoyunda yerleşmeye başlamıştı. Kürt sorununun demokratik çözüme ulaştırılması zorunluğunu ana muhalefet de kabul ediyordu, demek ki Türkiye’de çoğunluğun fikri haline gelmişti.
Olaylar buraya doğru evrilirken, Ortadoğu’da durum daha da karıştı. Ateş dört bir yana sıçradı, mezhep çatışmaları bölgeyi yangın yerine çevirirken, bir yandan da Türklerle Kürtlerin bir gerçeği kavramalarına yol açtı:
Her ikisinin de birbirlerine ihtiyaçları vardı. Birbirlerinin düşmanı değillerdi.
Birbirlerini yanlış yere tehlike görecekleri yerde asıl tehlikelere odaklanmaları lazımdı.
Bölgedeki gelişmeler, Kürtler ile Türklerin birbirlerine muhtaç olduklarının farkına varmaları fırsatını yaratmıştı.

***

Kobani’de bu fırsat zirve yaptı.
Ama, değerlendirilemedi.
Türkiye’deki, biat kültüründen esinlenen iktidar, sorunun demokratik çoğulcu yapısını değerlendirmekten acizdi. Çünkü olaylara mezhep gözlüğüyle bakmaktaydı.
IŞİD’e karşı Kürtleri doğal müttefik olarak görmek yerine, IŞİD’i doğal müttefik olarak görüp, destekleme yolunu tutmuştu.
Bölgenin gerçeklerini Türkiye ile orada yaşayan halkların çıkarları açısından değerlendirecek dünya görüşüne sahip olmayan bu iktidar, büyük Esad takıntısı ile hareket etmekte, gerçekçi değerlendirmeden uzakta bulunmaktaydı.
Soruna, demokratik ve çoğulcu bir perspektiften yaklaşamayan kimi tabandaki Kürt unsurlar ise “Türkiye ve Türkler düşmanımız değildir” uyarılarına kulaklarını açamayacak kadar şoven, ırkçı mikro milliyetçilik batağından kurtulamamaktaydılar.
İşte bu yüzden Kobani trajedisinden yeni bir ruh yaratma fırsatı değerlendirilemedi.
Oysa fırsat büyüktü.
Oysa iki tarafta da bunu kavrayacak beyinler de vardı.
Ama olmadı, oldurtmadılar.
Oldurtmadılar derken, taraflar dışarıya değil, kendi içlerine bakmalılar.  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023