Çevre dejenerasyonu, insanlığın en büyük sorunu. Her ne kadar doğanın belli bir süre içinde kendisini yenilediği savunulsa da uzmanlar bu tüketim hızıyla yakın bir gelecekte evrenin geri dönülmeyecek çizgileri aşacağı konusunda hemfikir.
Peki bizler doğayı koruma adına bireysel bazda bir şeyler yapıyor muyuz? Ya da gerçekleştirdiğimiz eylem ne denli doğru?
Bu bağlamda geçenlerde Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (WWF) dergisindeki bir makaleyi okudum; öncelikle müjdeler olsun ki caretta caretta konusunda kamuoyu duyarlılığı ve planlı çalışma ile önemli adımlar atılmış, nesilleri garanti altına alınmış, ne var ki, yeşil denizkaplumbağaları için yok olma tehlikesi hâlâ devam ediyormuş; işin kötüsü bu canlı türü, tükettikleri yosunlarla sudaki oksijen dengesini korudukları için doğanın olmazsa olmazlarıymış.
Tam bu makalenin yayımlandığı günlerde İstanbul’un Anadolu yakasını etkisi altına alan tırtıl konusunun ilgili isimleriyle bir araya geldim. Kadıköy’ü tırtıllar istila etmişti, çözüm aranıyordu. İlaçlama çare değildi. Üstelik tırtılların insan sağlığı için zararı yoktu ve doğal döngünün korunması adına da yaşamalıydılar, ama bir denge içinde! Örneğin bu tırtılcıklar, ağaç-kuş-yaprak döngüsünün olmazsa olmazlarıymış. Larva halinden kelebeğe geçiş sürecine kadar doğal hayata katkıları varmış; onlar yeşil yaprakları tüketirken kuşlara yem olurlar, böylelikle doğal sirkülasyona hayat verirlermiş. Gel gelelim, yaşadığımız kentler gökdelenler nedeniyle kuşların fazlaca uğramadığı bir alana dönüşünce tırtıllara gün doğmuş. Bir de gelişi güzel bırakılan kedi mamaları da zaten az sayıdaki kuşun beslenme terbiyesini bozunca tırtıl patlaması yaşanmış. Kuşlar, tırtıl kovalamaktansa, kedilerin mamalarına göz diker olmuşlar. Böylelikle gökteki tehlikeden canını kurtaran tırtıllar da Kadıköylülerin kâbusu haline gelmiş. Geçenlerde bir uzman anlattı, aslında tırtılcıkların insan sağlığına hiçbir zararları olmadığını, hatta 3-5 gün içinde birer kelebeğe dönüşecekleri için de İstanbul’un en renkli yeri olabileceklerini söyledi, ama kamuoyunda oluşan “tırtıl” algısını yık yıkabilirsen!
Yeri gelmişken, sokaklara adım başı bırakılan su kaplarının aradan 1-2 gün geçip yeşillenmeye başladıktan sonra bölgedeki tüm derelerden daha fazla sivrisinek ürettiğini de unutmayalım; madem ilçe bizim, kent bizim,evren bizim sahip çıkalım doğal hayata!
Laf, dengeden açılmışken, Galatasaray için de bir iki kelam etmekte fayda var; evet Sarı-Kırmızılılar da bozulan dengelerinin faturasını ödüyorlar son 2 haftadır; 5 puan kaybettiler, son yılların en kötü başlangıcına imza attılar. Örneğin, geçen yıllarda Galatasaray, kadrosundaki oyuncu tercihleriyle ya rakibi sahasından çıkartmaz, ya da Monaco’nun yolunu tutan Onyekuru ve F.Bahçe’ye geçen Rodrigues’le kontrataklarla sonuca giderdi; ancak bu yenilenen Galatasaray’da iki oyun sistemi de devre dışı kaldı. Çünkü, geçen yıl devre arasında 13 milyon Avro’ya gelen Mbaye Diagne, modern futbol anlayışının 9 numarası değil. Eskilerin klasik, “armut piş, ağzıma düş” çeşidi bir futbolcu. Üstelik saçına, başına, sosyal medyaya harcadığı zamanın yarısını sahaya yansıtmıyor. Hadi, ileride basamıyorsun, hızlı hücumla sonuca gidersin derseniz de, Ryan Babel, tüm kalitesine rağmen hızlı bir sol kenar oyuncusu değil. Gol vuruşları iyi, futbolu aklı oynuyor ama takımı hızlandıramıyor. Yeni gelen Nzonzi ile Seri ise henüz Ndiaye-Fernando’nun yarattığı savaşçı orta alan görüntüsüne ulaşamadı. Çünkü, birbirlerine alışacak süre geçmedi, kuramadılar takım içi dengeyi. Eh böyle olunca, takımın da dengesi bozuluverdi, her hafta bir kırmızı kart! Üstüne üstlük bir de pehlivan tefrikasına dönen Falcao krizi eklenince, sadece takımın değil, camianın da ayarı alt üst oldu; sonuç ortada!
O yüzden en iyisi gelin her alanda dengeyi koruyalım, aklın, mantığın, yaşamın gerektirdiği doğallıktan uzaklaşmayalım, hiçbir şey yapamıyorsak Montaigne ve Rousseau’nun doğal insan konseptine uygun davranalım ki çevremiz yaşanmaz, keyif vermez hal almasın!
Doğanın ve G.Saray’ın dengesi!
Yazarın Son Yazıları
1970’lerdi, ailece İstanbul’dan İzmir’e trenle gitmeye karar verdik.
Türkiye uyuşturucu madde kıskacında.
Mustafa Eröğüt geçen haftaki -henüz liderlik vasfına sahip değil- yorumumuza darılmış; kızmasın, eğer Türk futbolunun kurtuluşu isteniyorsa, bir “Büyük ağabey” gelir koltuğa oturur, 1-2 yılda hasar giderilir, sonra da zaten yöneticilik becerisi olan Eröğüt başkanlığa adaylığını koyar!
İbrahim Hacıosmanoğlu başkanlığındaki TFF, bahis ve yasa dışı bahis skandalının altından kalkamadı.
Dünya, Venezüella lideri Maduro’nun başkentteki korunaklı konutundan bir gece yarısı operasyonu ile alınıp New York’a getirilişini konuşuyor.
1 ay önce Cumhuriyet uyarmıştı, “Süper Angarya” başlığıyla, Süper Kupa final serisinin Dünya Kupası yılında yoğun maç trafiği varken gereksiz olduğuna ilişkin.
2025’in son saatlerindeyiz.
Onu bunu bilmem ama TFF elini çabuk tutmazsa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kimsenin kartvizitine bakmadan gözaltıları yapar. Hatta jandarma aracılığıyla gerçekleşir bu operasyonlar. Buradan TFF Başkanı’na son çağrı; isimleri ya açıklayın ya da savcılığın uygulamasını bekleyin 2. dalgadaki gibi... Çünkü o günler de gelecek yakında!
Öncelikle hiçbir hava sahası aşılmaz değil, bunu Yemen ve İran füzelerine hedef olan Tel Aviv’de gördük
Basketbol için Destek ve Eğitim Vakfı BİDEV 5. yaşını kutladı.
Dünya Kupası yılındayız.
“İsteyenin bir yüzü kara” diye başlayan bir atasözü vardır, mecazda kusur olmaz derler.
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, TFF Başkanı’nın son dönemdeki açıklamaları üzerine düzenlediği basın toplantısında önemli konuları gündeme taşıdı; daha doğrusu İbrahim Hacıosmanoğlu’na bazı sorular sordu; deneyimli bir futbol paydaşı olarak da önerilerde bulundu.
ABD’nin Ortadoğu valisi (!) ve aynı zamanda Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Hazar petrol ve doğalgazına ulaşamıyoruz...
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun 1.5 ay önce aralarında üst klasman hakemlerinin de bulunduğu 152 ismin bahis oynadığını duyurmasıyla başlayan skandal, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Koç Üniversitesi’nin Rahmi M. Koç Bilim Madalyası’nı kazanan ekonomist Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Koç mezunu bir bilim insanı, Chicago Üniversitesi’ndeki akademik tezleriyle IMF ve Dünya Bankası’nın aranan analizcileri arasında.
19 Mart’tan bu yana Türkiye’nin gündeminde cezaevleri var.
Dünya Paradans Şampiyonası Slovakya’nın Kosice kentinde yapıldı. Barış Bayraktar teklerde iki gümüş, Barış Bayraktar-Melisa Taşgın ikilisi de çiftlerde bronz madalya kazandı. Çok sayıda da dünya dördüncülğü var. Bu başarılar engelli yurttaşların sosyal hayata tutunması bağlamında önemli. Kadir-Nezihe Ünal, Mehmet Arık, Yasemin Uğurcan ve Maya Kanun’u emekleri, TDSF Başkanı Barış Korkmaz’ı da branşa verdiği destek nedeniyle kutlamak gerek..
MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında ana muhalefet partisi CHP, DEM ya da Yeni Yol Grubu’na mesaj vermedi...
Şimdi burada futbolcu, hakem, teknik adam, menajer ve yöneticileri suçluyoruz, peki sistemin hiç mi kabahati yok? Var ne yazık ki! Sistem de şöyle: Türkiye’de Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü’nün onay verdiği firmalar üzerinden futbolcu, hakem, teknik adam, TFF çalışanı değilseniz yasal olarak bahis oynarsınız.
Hedefi belliydi Bizim Çocukların.
İş insanı, Fenerbahçe üyesi, milli sporcu Mustafa V. Koç’un Türk sporundaki vizyonunu yaşatmak amacıyla verilen...
“İstihdam sağlıyorlar dokunmayalım” alışkanlığı yedi genç insanı daha yaşamdan kopardı.
Futbolda, yasa dışı bahis skandalı için “Düğmeye devlet bastı” yorumunu yaptık geçen hafta.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündem belirleyen -değiştiren- açıklamalar yaptı dün.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun açıkladığı “bahis skandalı”, her geçen gün boyut değiştirip genişlerken düğmeye futbol paydaşlarının değil “Devlet” erkinin bastığı konuşuluyor spor dünyasında.
BEŞİKTAŞ- Fenerbahçe derbisine kırmızı kartlar ve yüksek tansiyon damgasını vurdu. Kariyerinde ilk kez derbi yöneten hakem Ali Yılmaz, 25. dakikada Orkun Kökçü’nün, Edson’un arka adalesine tabanıyla yaptığı faulün ardından sarı kart gösterdi. VAR hakemi Sarper Barış Saka, Yılmaz’a izleme tavsiyesi yaptı.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, 152 hakemin bahis oynadığını açıklamasıyla başlayan kriz her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor.
“Arkadaşlar müzakere (görüşme) edeceğimiz kanunla yeni bir şey yapacak değilsiniz.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, profesyonel liglerde görev alan 571 hakemden 371’inin bahis hesabının olduğunu, 152’sinin aktif şekilde bahis oynadığını açıkladı.
GALATASARAY’IN Süper Lig’in 10. haftasında evinde 1-0 geriye düşüp Göztepe’yi 3-1 yendiği maça hakem Oğuzhan Çakır’ın kararları damgasını vurdu.
KKTC seçimlerinde CTP’nin hukukçu akademisyen lideri Prof. Dr. Tufan Erhürman’ın ezici bir üstünlükle Ersin Tatar’ı geride bırakıp cumhurbaşkanı seçilmesi sürpriz olarak değerlendirilse de beklenen bir sonuçtu.
2036 Yaz Olimpiyat Oyunları’na aday olan İstanbul’un en önemli sınavı 2027 Avrupa Oyunları. İyi bir ev sahipliği, aksamayan bir organizasyon ve özellikle IOC’nin seçici kuruluyla yapılacak bire bir görüşmeler kadim kentin Olimpiyat düşünü gerçeğe dönüştürebilir.
Diplomatik bir tiyatro oyunu gibiydi Gazze Barış Antlaşması.
Gürcistan’ı 4-1’le geçen Bizim Çocuklar, Kocaeli’nde adeta gençlik rüzgârı estirdi.
Tam da kritik Gürcistan maçı öncesi gereksiz krizler yaşandı futbolda. İlki Lille’de oynayıp harikalar yaratan kaleci Berke’nin, ama sakatlığı, ama kadroya girememesi nedeniyle Milli Takım kampından ayrılması ve durumun da kamuoyuna TFF’nin “İzinsiz ayrıldı” diye aktarmasıydı.
Sofya’nın kalbinde, Vasil Levski Stadyumu’ndaki 2026 Dünya Kupası grup eleme maçı sadece üç puanlık bir mücadele değil; iki moral yorgunu takımın yeniden ayağa kalkma savaşıydı.
Yazar Abdülhak Şinasi Hisar, Türk edebiyatında kırılmaya neden olan Fahim Bey ve Biz* adlı eserinde “biz” zamiriyle toplumun birçok kesimini kapsayan geniş bir çerçeveyi konu alır.
TFF’nin Trabzonlu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 2 hafta önceki Trabzonspor-Gaziantep FK maçında, Bordo-Mavili ekibin golle sonuçlanabilecek atağını, “Oyunu başlatmadım” yorumu ile kesen FIFA kokartlı hakem Arda Kardeşler’i, “Hatalı değil, planlı eylem” diyerek kara listeye almış, kızağa çekmişti; hatta Arda Kardeşler’in hakemlik hayatının da bitirileceği söyleniyordu.
Maç öncesi senaryolar vardı, “Galatasaray skorboardı kaldırdı, ağır yenilgi geliyor”.