Arif Kızılyalın

Rafael’e bakarken

30 Aralık 2020 Çarşamba

Vakti zamanında internet, televizyon, radyo yokken tiyatro salonları yaygınlaşmamışken, kasabanın meydanına sirk gelirmiş. En çok da cambazın akrobatik hareketleri dikkat çekermiş. Ahali cambazın yaptığı gösteriyi izlerken ahalinin ceplerinde ne var ne yok soyup gidermiş. Şimdilerde Türk futbolunun görüntüsü böyle. Yukarıdaki soyup gitme, aşırma ifadelerinin hakaret içermediğini mecazi kullanıldığını anımsatırım; spora dönecek olursak geçen haftaki gündemimiz F.BahçeBaşakşehir maçında hatalı şekilde kart gören Başakşehirli Rafael'di. Görece Başakşehir'in hakkı yenmişti, ortalık yangın yerine döndü. Hemen ertesinde PFDK, Brezilyalı’nın cezasını kaldırdı ve Türkiye'de uzun bir aradan sonra kırmızı kart gören oyuncu ertesi hafta forma giydi. Rivayete göre hakem "Hatalı kart çıkarttım" demiş, "VAR beni uyarmadı" diye de o gecenin video yardımcı hakemi Cüneyt Çakır'ı suçlamış. Artık sahadaki kararlar masa başında revize edilebilmektedir artık adalet unsuru futbolu terk etmiştir!

Elbette bu süreç içinde konu ile alakalı, alakasız herkes topa girdi. Özellikle G.Saray'ın o maç sonrası, "kara gece" temalı twitter çalışmasını anlayamadık. G.Saray bu işin neresinde? Konu salt futbol adaleti ise size her hafta Rafael gibi 4-5 pozisyon sayarım, alt ligler hariç. O zaman sesi çıkmayan G.Saray niçin Başakşehir'in hakkını savunmaya kalkıştı? İhtiyaç da yoktu, çünkü Başakşehir'in Göksel Gümüşdağ gibi TFF'de etkili bir başkanı da vardı üstelik. Ya da geçen yıl G.Saray-BaşakşehirTrabzon çekişirken, Trabzon-Başakşehir maçında Trabzon'un verilmeyen bariz penaltısı için niye kara gece temaları yapılmadı? Neyse, biz cambaza yani Rafael'e bakarken, naklen yayın ücretleri konusunda kulüpler yine gol yedi! Gözümüz cambazdaydı, ilgilenmedik. Oysa, Bakan M.Muharrem Kasapoğlu'nun da bulunduğu ortamda 2 milyar 350 milyon lira artı 300 milyon Spor-Toto isim hakkı karşılığı el sıkışılmış, Katarlı beIN Sports, tutarı kabul etmişti. İmzalar gecikmeyle atıldı. Çünkü Katarlı Yusuf el Obaidly, isim hakkı olan 300 milyonun kulüplere değil kendilerine verilmesini istemişti. İddiaya göre de futbol dünyasının son 20 yılda yükselen değeri bir kulüp başkanı Obaidly'ye el altından, "Türk futbolunu ederi 2.3 milyar bile değil" diyerek bir anlamda gazı vermiş, kapalı devre futbol söyleşilerinde de “Ekonomik şartlar kötü, 2.3 milyar da iyi rakam" demişti. Allahtan Bakan sağlam durdu, 300 milyon 2.3'ün işine dahil edilmedi. Naklen yayın ücretlerinin ilk el sıkışılan 500 milyon dolardan 2.3 milyar TL'lere gerilemesinin mimarı aslında Katarlılar değil, Türk futbolunun içinden biri. Aynı kişi TFF'nin beIN Sports ile 80 milyon dolarlık alt ligler yayın hakkı için mahkemeleştiği ve kaybettiği süreçte pasif kalmış, ortalarda gözükmemiş, kulüplerin değil Katarlıların hakkını savunmuştu. O kişi bu işi bir yerlere yaranmak için mi yapıyor, yoksa bir çıkarı mı var bilinmez! Biz cambaza bakarken, futbolun paraları buhar olup gitti.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları