Arif Kızılyalın

Üzülme Sen Ayşem!

21 Eylül 2011 Çarşamba
\n\n\n

Küçücük yaşta yetim kalmıştı Ayşe; sadece fotoğraflardan tanıyordu kader kurbanı babasını. Arada sırada yetiştirme yurduna ziyarete gelen annesinin Sakın kaybetme kızım, başka resmi yok dediği kara yağız genç adam, onun rüya kahramanıydı da aynı zamanda. Daldığında uykuya, hep aynı düşü görüyordu, babası, annesi ve çok sevdiği F.Bahçesi; maça gidiyorlardı pazarları...

\n

Ama hiç gerçekleşmemişti Ayşenin bu rüyası. Ta ki, F.Bahçenin sahası kavga-dövüş nedeniyle kapanıp, Futbol Federasyonu, Artık seyircisiz oynamak yok, o maçlarda tribünlere kadınlar ve çocuklar gelecekkararı alana kadar... Kız öğrenci yurdunun kantinindeki gazetelerde okudu haberi, utana sıkıla, amirin odasına çıktı; izin alması mümkün değildi yönetmeliklere göre. Maça gitmek istiyorum hocam, çocukluk rüyam bu benim deyip, öyküsünü anlatınca bir çırpıda yutkundu yılların deneyimli eğitimcisi Mustafa Bey. Kıramadı, çok başarılı bir öğrenciydi de Ayşe, yüzlerini hiç kara çıkarmamıştı; “Peki evladım. Yollarda perişan olma, taksi parasını da biz müdür beyle veririz, yeter ki maç biter bitmez burada ol dedi. Evet, daha 18ini henüz dolduran Ayşe, dün Şükrü Saracoğlunun özel konuklarından sadece biriydi. Belki rüyasındaki gibi annesi, babası el ele maça gidememişti ama Saracoğlunun Maraton tribünündeki koltukta otururken rüyasını da yaşamıştı, Dianın golüyle havaya zıpladığında... Bana bu öyküyü maç sonrasında telefonla arayan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan bir dostum anlattı. Gözyaşlarıma engel olamadım, sizlerle paylaşmak istedim... Ve teşekkür ettim TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlara, şükranlarımı sundum federasyon yönetimine. Galiba sevabın en iyisini işlediler. Çoğu zaman ezilen, dövülen, töreye kurban giden kızlarımızı, kadınlarımızı baş tacı ettiler futbol gibi erkek egemenbir oyunda. Gerçekten dün emektar Saracoğlunun tribünleri çiçek açmıştı. Bizim coğrafyada ilk kez çoğunluktaydılar bir sosyal olayda. Erkekler dışarıda tırnaklarını yerken onlar maçı yaşıyordu; erkeklere taş çıkartacak kadar ateşli taraftarlar da vardı Kadıköyde. Ama ojeli, fönlü saçlı, simli farlılar çoğunluktaydı. Ne de olsa özel bir gündü onlar için. Yalan söylemeyeyim, Pilavı ısıt, maçtan yarım saat sonra yemek yeriz diye hınzırca evdeki beyefendiye mesaj atanlara bile rastladım. Coşku tavan yapmıştıKadınlar matinesinde. Ama Manisayı da alkışlıyorlardı. Yeri geldiğinde hafif tepki ve ıslığı da unutmamıştı Fenerli kızlar, hele İ... Trabzon, olamazsın şampiyontezahüratı galiba gecenin tek defosuydu. Maça gelince; bu kadar hoşluğun, güzelliğin, duygusallığın yanında teferruattı F.Bahçe-Manisa karşılaşması. Daha light bir ortam bekleyen Manisa, tribündeki onca kalabalığı görünce başlarda şaşırdı. İyi oynamayan Sarı - Lacivertliler de ojeli ellerin alkışıyla kötü giriş yaptığı oyuna önce hâkim oldu, sonra da Dia, 42 bin hanımefendinin kalbini kazanan siyahi delikanlı rolüne soyundu. Manisanın Ömer-Bilica karışımı golü ise coşkuyu hüzne çevirdi. Semihin nizami golü ofsayta takılmasa üzüntü yerini bayrama bırakıcaktı ama futbol böyle bir oyundu. Belki skor memnun etmemişti fakat Kadıköyde bir ilke imza atıyordu F.Bahçeli kadınlar... Sonuçta Ayşe gibi birçok kızımız rüyasını gerçekleştirdi dün gece...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Gazoz olma efsane ol! 17 Kasım 2020
Pandemi, loca ve menajer 11 Kasım 2020
Deprem vergileri nerede? 4 Kasım 2020
Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020
TFF’nin üst aklı kim? 18 Ağustos 2020