Çılgın ABD Projesi

30 Nisan 2011 Cumartesi
\n

İktidardaki partinin başkanının çılgındiye nitelediği projeneden midemi bulandırdı?

\n

Açıklanışından bu yana, üzerinde düşünüyorum.

\n

Acaba ben değişim karşıtı bir tutucu muyum?

\n

Ya da bu partiden ve başındaki kişiden ülke yararına herhangi bir hayırlı iş gelmeyeceği konusunda önyargı sahibi miyim?

\n

Midemin bulanmasına, canımın sıkılmasına yol açan başka nedenler de mi var?

\n

Soruların hepsine yanıtımevetolacak

\n

***

\n

İlkinden başlayalım

\n

Biraz tutucu olmak her zaman kötü değildir

\n

İyi bir şeyi sırf değişiklik, yenilik olsun diye niçin yıkıp bozalım?

\n

Konumuz İstanbulsa, onu eşsiz kılan şeylerden biri Topkapı Sarayının, Ayasofyanın bulunduğu tarihi yarımada, ötekisi ise bir doğa mucizesi olan İstanbul Boğazıdır.

\n

Bir an için, tarihi yarımadaya Dubai gökdelenlerinin dikildiğini, o yüreklerimizde yer etmiş siluetin bu gökdelenlerle bozulup yok edildiğini düşünün.

\n

Herhalde İstanbula, Türkiyeye, tarihe, bundan daha büyük bir kötülük olamaz.

\n

Boğazı eşsiz kılan özellikleri ise, birden fazladır.

\n

Bunların başında, kuşkusuz, her şeyden önce doğal oluşu, yanı sıra da bu mucize şehrin içinden geçerek iki denizi (daha doğrusu Karadenizle Marmara, Ege ve Akdenizi) birbirine bağlamasıdır

\n

Projeye gerekçe oluşturulmaya çalışılırken sözü edilen Süveyş ya da Panama kanallarının bu konuyla uzak yakın bir ilişkisi yok.

\n

Onlar İstanbul Boğazı gibi bir doğa mucizesinin yanı başında açılmadılar.

\n

Şimdi bu eşsiz doğa mucizesine uydurma bir rakip yaratılarak biricikliği yok edilmek isteniyor

\n

Amaç, güya, kazaları önlemekmiş

\n

Böyle bir uydurmasyon gerekçeye kim inanır?

\n

Çevresinde sahte bir cennet oluşturacağınız yapay boğazda da kazalar olmayacak mı?

\n

Demek ki asıl nedeni başka yerde aramak gerekiyor

\n

***

\n

Böylece ikinci soruma ve yanıtına geliyorum

\n

Evet, ben bu ülkeye ve halkına, iktidardaki partiden ve başındaki kişiden herhangi bir hayır gelmeyeceğine inananlardanım.

\n

Sözü edilen çılgın proje, hiç kuşkum yok ki çılgın bir rant projesidir.

\n

Daha sözü edilir edilmez birtakım ceplerin ve kasaların dolmaya başlamış olduğundan en ufak bir kuşku duymam.

\n

Nitekim tahmin edilen (yandaşların mutlaka haberli olduğu) bölgelerde arazilerin bir süredir bazı ellerde toplanmakta olduğunu öğreniyoruz.

\n

Proje gerçekleşmese bile, lafının edilmesi birilerinin servetine servet katmaya yetecektir ve katmaktadır da

\n

Ya gerçekleşirse

\n

Orada yapılması tasarlanan, hiç kuşkum yok ki, bir sahte Dubai cennetidir

\n

O sahte cennette zavallı Türkiye emekçisinin konumu ise, kendi işbirlikçi zenginlerine ve dünya para babalarına hizmetçi olmaktan öteye gidemeyecektir

\n

***

\n

Üçüncü sorum ve yanıtı, hem bilgilerimle, hem önsezilerimle ilgili

\n

Geçen ya da bir önceki yıl, İzmirde, Uğur Mumcu anısına bir toplantıda dile getirmiştim ve belki de ilk kez söylenmekteydi

\n

AKPnin hedefi, misyonu, Türkiyeyi bir şeriat ülkesi yapmaktan çok, onu ılımlı İslam sosuna batırılmış, gevşek dokulu, mümkün olduğu ölçüde parçalanmış, Dubai türü bir ülkeye dönüştürmektir

\n

Sözü edilen projenin satır araları okunabildiği ölçüde bunu görmek mümkün

\n

Amaç ve hedef, Osmanlının gerçek görkemli dönemlerini ve Cumhuriyetin onurunu yaşamış İstanbula, fabrikalarla değil, fakat gökdelenler, esnafın kökünü kazıyacak devasa alışveriş merkezleri ve süper lüks otellerle sahte bir görkem kazandırarak, onu bir efendiler ve paryalar başkentine dönüştürmektir

\n

Bu sahte görkemin gerçek efendileri ise, AKP projesinin de sahibi olan uluslararası sermaye; başka bir deyişle de, ABD öncülüğündeki dünya para gücüdür

\n

***

\n

ABDnin AKP eliyle yaşama geçirmeye çalıştığı, Türkiyeye ilişkin çılgın projeadım adım gerçekleşmekte

\n

Halkımız derin ölüm uykusundan, pek çok aydınımız aymazlıktan uyanmadıkları sürece, tümüyle gerçekleşmesi uzak bir olasılık değil.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Tevfik Fikret'e 23 Kasım 2020
RTÜK nedir? 30 Eylül 2020
Paçavra 23 Eylül 2020
Eylül 2 Eylül 2020
Halk 26 Ağustos 2020
Yetenek ve tutku 12 Ağustos 2020
Başkalarının hikâyesi 5 Ağustos 2020
Ne yazmalı? 29 Temmuz 2020
Melek Çetinkaya 22 Temmuz 2020