Ayşe Emel Mesci

‘Hamlet / Collage’

26 Kasım 2018 Pazartesi

Shakespeare’in “Hamlet”i her zaman tiyatrocuların kendilerini sınadıkları bir metindir. Bu anlamda bir kaynak metin de denilebilir, çünkü ona dayanarak, onu düşünerek, onunla boğuşarak pek çok yeni metin ve konsept geliştirilmiştir. 2014’te sahneye koyduğum Heiner Müller’in “Hamlet Makinası” adlı metni de bu çabanın herhalde en ileri noktalarından biriydi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 22. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında izlediğimiz “Hamlet Collage” da yine bu kaynak metinle girilmiş bir mücadele serüveninin sonucu. Metni uyarlayan ve sahneye koyan ünlü Kanadalı yönetmen Robert Lepage; oyundaki Hamlet dahil 11 karakteri oynayan ise ünlü Rus aktör Yevgeni Mironov. Gerek Lepage gerekse Mironov hem kendi ülkelerinde hem de uluslararası düzeyde defalarca ödüllendirilmiş isimler. Mironov’a 22 Kasım akşamı Zorlu PSM’deki ilk temsilinin ardından da İstanbul Tiyatro Festivali’nin direktörü Leman Yılmaz tarafından Festival Onur Ödülü verildi.
Bu kadar önemli isimleri ve iz bırakan işleri Tiyatro Festivali kapsamında bizlerle buluşturan İKSV’ye ve başta Leman Yılmaz olmak üzere Festival ekibine gerçekten teşekkür etmek gerekiyor.

Etkileyici çevre düzeni
“Hamlet Collage” hiç arasız 2 saat 15 dakika sürüyor. Etkileyici bir çevre düzeni var. Bütün oyun sahnede asılı duran ve devinim halindeki bir küpün içine sığdırılmış. Lepage’ın daha önce başka bir oyununda da kullandığı bu tasarım Carl Fillion’a ait. Lepage gerek multimedya olanaklarını gerekse ışık, çeşitli görsel ve işitsel efektleri kullanarak “Hamlet”in bütün temel sahnelerini tek oyuncuyla, uzay istasyonunu andıran, sanki yukarıdan yeryüzüne bakan ve zaman boyutunu da işe katan bir kübün içinde gerçekleştiriyor. Tam bir meydan okuma, bir iddia...
“Hamlet”in o vurucu sahneleri bulunmuş yeni görsel, sahnesel karşılıklarla peşpeşe sıralanıyor. Casus Polonius ile tüm şatoyu kameralarla gözetlediği odasında tanışıyoruz önce. Sonra Hamlet’in annesini, Kraliçe’yi yargıladığı sahneyi Polonius’un gözünden izliyoruz, Hamlet ile Kraliçe de perdenin arkasında gölge tiyatrosu figürleri haline geliyorlar. Ophelia’nın banyosunun içine kadar giriyor, sonra da o banyonun çayıra ve nehre dönüşmesiyle suyun içinde, bir anaforda, bir kara delikte yok oluşunu izliyoruz.

Yönetmenin iddiası
Yönetmen “Hamlet”in her sahnesini nasıl yeni bir biçimde görselleştirebilirim diye uğraşmış. Dolayısıyla, söylenen sözden çok resmin, seyirciye “Aaa bunu da böyle yapmış” dedirten buluşçuluğun öne çıktığı ve teknik bakımdan kusursuz işleyen bir multimedya gösterisi oluşmuş. Ancak sahnedeki temel geçiş devinimi olan kübün hareketinin 2 saat 15 dakika boyunca sürekli tekrarlanması bir noktadan sonra sıkıcı hale gelebiliyor. Her sahnede üzerinize yağan atraksiyonlar da bir noktadan sonra çağrışım açıcı değil, yorucu olabiliyor. İnsan hiç değilse bir iki sahnede de karşısındaki oyuncuyla baş başa kalıp, Shakespeare’in insana, ihanete, ölüme, zamana, çürümüş Danimarka’ya dair o ölümsüz dizelerinin tadına varmak istiyor. Ne yazık ki karşımızda mükemmel bir aktör olmasına rağmen, teknoloji bazen aramıza giriyor, yönetmenin imgelemini yansıtan “kapalı” resimler, Shakespeare’in sözünde var olan “açık” çağrışım gücünü engelliyor.
Yevgeni Mironov’un tekniği kusursuz, beden kullanımı harika. Dönen bir küpün içinde hiç hareket etmeden sadece bacak kaslarının sağladığı dengeyle konumdan konuma geçmek ve bu arada repliklerini söylemeyi sürdürmek, herkesin harcı değildir. Ama kullanılan teknoloji önümüzde çok ilginç perspektifler açsa da oyuncu için yarattığı zorluk, tiyatronun sahne ile seyirci arasında kurduğu o gizli ve sihirli temas duygusunu sekteye uğratıyor. Bunu da anlayan anlıyor tabii.  


Yazarın Son Yazıları

Tuhaf bir yasak 19 Ekim 2020
Üç yıl dört ay... 31 Ağustos 2020
Maskeli balo sona eriyor 27 Temmuz 2020
Bir kültür elçisi 8 Haziran 2020