Ayşe Yıldırım

İki aydır öldük ha! Nihayet geldiniz

23 Ocak 2016 Cumartesi

“Bu kanın tükenmesini istiyoruz. Yeter artık” diyor ve bir anda gözyaşlarına boğuluyor. Titreyen sesiyle bir o konuşuyor bir yanındaki arkadaşı:

“Nihayet geldiniz. Bu işe el koyun. Uzay çağına gitmiş millet. Biz burada iki aydır ölmüşüz ha. Su yok, cereyan yok, evimize ekmek götüremiyoruz. Yasağı kaldırın, kurban olayım. Gidin bakın 20 metre ötede kediler bile ölmüş.”

Onlar anlatırken bir genç geliyor kalabalığın yanına ama o da gözyaşlarından konuşamıyor. Sadece “İki aydır evimize gidemiyoruz” diyebiliyor.

Cadde boyunca herkes aynı şeyleri söylüyor. Öyle bir an geliyor ki caddenin her yanından isyan sesleri yükseliyor.

Sokağa çıkma yasağının 51. günü geride bıraktığı Diyarbakır Sur ilçesinin kısa bir süre önce yasağın kaldırıldığı Gazi Caddesi’ndeyiz.

CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat’ın önayak olmasıyla düzenlenen Diyarbakır ziyaretinin duraklarından biriydi Sur. Ama heyet henüz belediye binasındayken Ulucami yakınında iki bomba patladığı haberi geldi. Beklenen olmuştu, CHP heyetini içeriye almayacaklardı. Daha caddeye girerken önce polisin uyarısıyla karşılaştık... Sonra esnaf aynı şeyi söyledi: “O bombaları mahsus patlatmışlardır. Daha öteye gidemeyesiniz diye.”

Dönem dönem bölgeye milletvekillerinden oluşan heyet gönderen CHP’nin son yıllardaki en büyük Diyarbakır buluşması yaşanıyordu. Milletvekilleri Selina Doğan, Mahmut Tanal, Onursal Adıgüzel, Gürsel Erol, PM üyeleri Gülseren Onanç, Yasemin Öney Cankurtaran, Sera Kadıgil, Tuğba Ötebay, Hüsnü Süslü, Adalar Belediye Başkanı Atilla Aytaç, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün de aralarında yer aldığı 19 il yöneticisi, 22 ilçe başkanı, ilçe yöneticileri ve partililerden oluşan 100 kişiyi aşkın heyet “barışın sesini yükseltmek için” Diyarbakır’daydı.

İlk ziyaret öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin mezarına yapıldı. Kırmızı karanfillerin bırakıldığı mezarın başında İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, gelişlerinin amacını şu cümlelerle özetliyordu:

“Tahir Elçi’nin barış söylemlerine katkı sunmak, onun yarım bıraktığı barış mücadelesini sürdürmek için buradayız. Tahir Elçi’nin barış türkülerini söylemeye devam edeceğiz. Çözümü savaşta arayanlara inat barış için buradayız. Kürt halkına yapılan eziyeti kınamak için buradayız.”

Daha sonra Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Belediyesi’ni ziyaret eden CHP’lilerden istenen tek şey vardı:

“Meclis’te sesinizi yükseltin. Burada yaşananları daha fazla ifade edin.”

Önünde sağlıkçıların nöbetinin sürdüğü belediye binasının duvarına asılan onlarca yazıdan belki de en çarpıcısı, “İnsan ölüsünü gömebilen tek canlıdır” yazısıydı. O saatlerde ise Sur’da 28 gün boyunca cenazeleri sokakta bekletilen, alındıklarında ise teşhis için DNA testine ihtiyaç duyulan iki gencin cenazesi toprağa veriliyordu. Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, CHP’nin böylesine büyük bir heyetle Diyarbakır’a gelişinin çok önemli olduğunun altını çiziyordu:

“Tarifi imkânsız acılar, izleri kolay silinemeyecek travmalar, demokratik bir ülkede yaşanmaması gereken şeyler yaşıyoruz. CHP’den parlamentoda rolünü oynamasını ve hak ihlallerinin üzerine gitmesini, çözüm politikaları üretmesini bekliyoruz.”

Kışanak en acil şeyin ise “ölümleri durdurmak” olduğunu vurguluyordu. Bunu da Batı’ya en iyi CHP’nin anlatabileceğini söylüyordu: “Bu ölümler durursa neyi konuşacağımıza daha iyi karar veririz. Acılarımızı yarıştırmadın, ölen her evladın değerli olduğu, savaş karşıtı bir pozisyon ortaya çıkmalı. Barış için cesaretten bahsediyoruz.”

Evet, bölge halkı CHP’den daha cesur adımlar istiyordu. Karşılığını da hem Canpolat’ın, hem milletvekillerinin hem de örgüt yöneticilerinin ağzından alıyordu:

“Cesaret konusunda şüpheniz olmasın. Daha cesur adımlar atacağız. Sorumluluğumuzun farkındayız. CHP Kürt sorunu konusunda daha aktif olacak.”

Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın ise sivil toplum örgütleriyle yapılan toplantıda daha açık dile getiriyordu durdukları noktayı: “Uzun bir süre reklam arası vermiştik. Ama şimdi yanlarında olacağımızı bilsinler.”

CHP ülkenin bir bölümünde yaşanan acılara en büyük dokunuşunu dün yaptı... Parti içerisinde tartışma yaratacağı kesin ama “değişim”den yana olan tabanın özellikle Kürt sorunu konusunda geri adım atmayacağı da dünkü geziyle ortaya çıktı.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Son bir soru ve veda 13 Eylül 2018
Siyasal yangın 30 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları