Barış Doster

Açılım süreci ve anayasa tartışması

24 Şubat 2021 Çarşamba

Yeni anayasa tartışmalarında beklenen oldu. Anayasanın ilk 4 maddesinin de tartışmaya açılabileceğine, gerekirse değiştirilebileceğine ilişkin açıklamalar, hem iktidardan hem de muhalefetten ardı ardına gelmeye başladı. Önümüzdeki günlerde arkası da gelecektir. Kaçınılmazdır. Şaşırdık mı? Hayır. Bekliyor muyduk? Evet. Çünkü ülkemizde anayasanın ilk 4 maddesiyle kimlerin sorunu olduğu bilinir.  

 Birinci grupta etnik ayrılıkçılar vardır. Niyetleri ayrı devlet kurmaktır. İkinci grupta din tacirleri, inanç hortumcuları vardır. Üçüncü grupta ise İkinci Cumhuriyetçiler vardır. Üçü de emperyalizmin işbirlikçisi, uzantısıdır. Aralarında dönem dönem ayrılık olsa da Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığında her zaman, her ortamda birleşirler. “Çözüm süreci” veya “açılım süreci” denilen özünde çürüme, çöküş, çözülüş süreci olan dönemdeki birliktelikleri belleklerdedir, arşivlerdedir. Siyasette, akademide, medyada, sendikalarda, meslek örgütlerinde örgütlü; toplumdaki ağırlıklarının çok üstünde bir temsil gücüne sahiptirler.  

Önceki yazımızda, Graham Fuller ve onun “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” kitabının, yukarıda sıraladığımız üç grubu ve emperyalizm destekli terör, ihanet, casusluk örgütü FETÖ’yü nasıl heyecanlandırdığını anımsatmıştık. Birkaç ilave daha yapalım. Örneğin; ABD’nin etkili düşünce kuruluşlarından Atlantic Council, “teröre çözüm bulmak ve Türkiye’ye yardımcı olmak” iddiasıyla 2009’da bir rapor hazırlamıştı. David L. Phillips imzalı raporun adı, “Türkiye ve Irak Kürtleri Arasında Güven Tesisi” idi. Ulus devlete, ulusal kimliğe, üniter yapıya, yurttaş kimliğine aykırı çok sayıda öneri içeriyordu. Terör örgütü liderleri için af öneriyordu. Benzer öneriler Center for American Progress, Rand Corporation gibi diğer önde gelen düşünce kuruluşları tarafından da yapılmıştı. Örnekler çoğaltılabilir...     

ANAYASA NASIL YAPILMAZ?  

Ara başlıktaki sorunun yanıtını, ilk üç paragrafta vermeye çalıştık. Dış telkinlerle yapılmaz. Atatürk ve Cumhuriyet, kurucu ilke ve değerler, Türkiye’nin tarihsel birikimi, anayasa deneyimi, siyasal yönelimi, stratejik hedefleri, ulusal hassasiyetleri dışlanarak yapılmaz. ABD emperyalizminin talepleri dikkate alınarak yapılmaz.  

Çünkü devletler köksüz kurumlar olmadığı gibi anayasalar da sıradan metinler değildir. Bunlar için kurucu irade gerekir. Devletlerin de anayasaların da soyağacı olur. Türkiye Cumhuriyeti; tarihsel bir kırılma noktasında, savaş ve devrimle kurulmuş bir ulus devlettir. Savaş; Gazi Meclis’in, milli iradenin yönetiminde yapılmıştır. Meclis; milletin temsilcilerinden oluşmuştur. Öncesinde, Anadolu’da irili ufaklı yerel kongreler, hem doğuda hem batıda geçici hükümetler, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas kongreleri vardır. Yani milli irade bilinci yüksek; milli teşkilatlanma kabiliyeti güçlü; milli hâkimiyet için mücadele azmi sağlamdır. Türkiye Cumhuriyeti de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Milli Mücadele’nin eseridir.     

 Tarihsel gerçeklik böyleyken, anayasanın ilk 4 maddesini tartışmaya açmak, Türkiye’ye ilişkin raporlar yazan ABD’li istihbaratçılarla, uzmanlarla aynı noktada buluşmaktır. Bir diğer ifadeyle emperyalizmin uydusu, uzantısı, aparatı olmaktır.    


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları