15 Temmuz’un ertesi günü okunacak yazı
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

15 Temmuz’un ertesi günü okunacak yazı

16.07.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ağaçların arasından mütevazı bir anıt yükseliyor. Üzerinde 34 şehidin isminin yazdığı mermer, Malatya’da Akçadağ yakınlarında, yolunuzun pek de düşmeyeceği bir arazinin ortasında ziyaretçilerini bekliyor gibi. Konuşabilseler anlatacaklar, anıtların da insanlar gibi hikâyesi var.

Her şey planlandığı gibi gitseydi o gün, 34 kişi için de onları bekleyenler için de bambaşka olacaktı. Birkaç dakika, sadece birkaç dakika içinde yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi geçtiler.

16 Mayıs 2001 günü saat 12.50’de Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait CASA uçağı havalandı. Kalkıştan 25 dakika sonra, 13.15’te, kumanda arızası baş gösterdi. Uçağı kullanan Kara Pilot Yüzbaşı Yılmaz Tekgül, en yakındaki Malatya Erhaç Hava Üssü ile irtibat kurdu. Acil iniş izni istedi. 5 bin 600 metrede saatte 444 kilometre hızla uçuyorlardı. Havaalanına 3 kilometre kala uçak kontrolden çıktı. Sol kanadının üzerinde dönerek, dikine doğru düşüyordu. Akçadağ ilçesinin Gülyurdu ve Yağmurlu köyleri arasında tarlaların olduğu mevkidelerdi. İki evin üzerine doğru düşüyorlardı. Pilot Tekgül, son bir hamle yaptı, uzaklaşarak evde yaşayanların hayatını kurtardı. Ancak bu, uçaktakilerin kaderini değiştiremedi.

1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 16 astsubay, 1 uzman çavuş, 10 er uçağın yere çarpmasıyla şehit oldu. Ölümden beteri var derler ya... Uçağın yakıt depoları tam doluydu. Kaza anında infilak etti. Üstüne uçakta bulunan askeri mühimmatlar da patladı.

9 tabuta sığan 34 can

Cehennem, ortaya çıkan görüntünün yanında sıradan bir hayal olabilir mi?

Olay yerine ilk olarak köylüler gitti. İsmail Ertaş gördüğü manzarayı şöyle anlatıyor: “Her tarafta ceset parçaları ve çok sayıda parçalanmış silah vardı.” Dönemin Akçadağ Belediye Başkanı Haydar Karaaslan da “Geldiğimizde her şey bitmişti, et parçaları sağa sola yayılmıştı” dedi. Gördüğü manzara karşısında fenalaşanlar oldu.

Köylülerden sonra ilk gelenler şehitlerin Özel Kuvvetler’deki silah arkadaşlarıydı. “Bir umut” demişlerdi ama ortada kurtarılacak hiçbir şey yoktu. Ağaç dallarından arkadaşlarının parçalarını topladılar. 500 metrekare alana yayılan 34 insandan arta kalanlar 9 tabutu doldurabildi. Ankara’da yapılabildiği kadar birlikte ölüme giden bedenler birbirinden ayrıldı. 34 şehit tabutlarından çıkarılamadan ayrı ayrı toprağa verildi.

Son kez dünyaya baktıkları ıssız tarlanın sahibi Şeyho Ertaş, bu olayın unutulmaması için kanla sulanan araziyi bağışladı. Devlet imkânlarıyla kıt kanaat bir anıt dikildi. Her yıl kazanın yıldönümünde şehitlerin aileleri o anıtın başında buluşuyor. Az kişinin bildiği anıtın pek de başka ziyaretçisi yok.

Şehidin ağabeyinin son sözleri

Diyeceksiniz ki ateş düştüğü yerde kalmıştır.

Yok, “ne istediniz de vermedikçiler” o kadarla bırakmadı. Ne zaman bir CASA uçağı arızalansa kazanın hatırlanmasını kastetmiyorum. Mesele daha başka.

Kumpaslar döneminde kazanın hikâyesi iğdiş edildi durdu. Sorsanız şehitler konusunda çok hassaslar ya! Eski MİT’çi Mehmet Eymür’e uçaktaki askerlerin suikastlar düzenleyen ekip olduğu da söyletildi. Ergenekon’da TSK’ye karşı gizli tanık yapılan PKK yöneticisi Şemdin Sakık’ın ağzından uçakta Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın olduğu da anlattırıldı.

İşte şehidini bile sırtlan sürülerine boğduran yılların bir tanığı vardı: Düşen uçakta 29 yaşında şehit olan Çankırılı Üsteğmen Yılmaz Gülhan’ın ondan sadece iki yaş büyük ağabeyi Hasan Gülhan.

İki kardeş birlikte büyümüşlerdi. Biri asker öbürü polis olmuştu. Hasan Gülhan, her yıl ölüm yıldönümünde kaza yerine giderek andığı kardeşinin mirasını polis olarak taşıyordu. Son olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan’ın korumalığını yapıyordu. 2 çocuğu vardı. Aslan’ın yönettiği şubenin FETÖ raporu, Turgut Aslan’ı 15 Temmuz’dan önce örgütün hedefi yapmıştı.

Gülhan, darbe gecesi, Aslan ile birlikte Ankara Atlı Spor Kulübü’nde akşam yemeğindeydi. Haberi alınca Jandarma Genel Komutanlığı’na olayları durdurmak için gittiler. Konuşup ikna etmek istiyorlardı. Önce içeri alınmadılar. Ancak içerdekiler Turgut Aslan’ın ismini duyunca “gelin” dediler. İçeri girdikten sonra silahlarına el kondu. Gözleri bağlandı. Bileklerine plastik kelepçe takıldı. Aslan, “Yaptığınız yanlış, biz buraya konuşmaya geldik” diye uyardı ama nafile. Sabaha kadar bu şekilde bekletildiler. Darbe başarısız olunca sabah 05.59’da bulundukları salondan çıkarıldılar. “Saygı/ hazır kıta nöbetçileri odasına” götürüldüklerinde saat 06.03’tü. Dizlerinin üzerine çöktürüldüler.

Darbeyi yönetenler arasında yıllar önce şehit olan Yılmaz Gülhan ile aynı devreden olan birçok komutan vardı. Ağabey Hasan Gülhan, nereye götürüldüğünü anlayınca onların vicdanına seslendi. “Ben şehit kardeşiyim” dedi. Ancak dinlemediler. Silahsız, elleri ve gözleri bağlı Turgut Aslan ve Hasan Gülhan’ın kafalarına silahlarındaki mermileri boşalttılar. Turgut Aslan, yaşama tutundu, 5 ay yoğun bakımda kaldı ve hayata döndü. Hasan Gülhan ise vurulduğu yerde hayatını kaybetti. Kardeşinin yanına, Çankırı Eldivan’daki şehitliğe gömüldü. İki kardeş 15 yıl aranın ardından aynı mezarda buluştu.

Bu seferki anıtın hikâyesi değişik.

Hükümet, İstanbul’da Boğaz Köprüsü’nün girişine, 15 Temmuz’da hayatını kaybedenler hatırlansın diye bir şehitler anıtı yaptırdı.

Anıtın mermerleri Çobanlar Mermer AŞ’den alındı. Şirketin sahibi eski Muğla Sanayici ve İşadamları Derneği (MUSİD) Başkanı Sami Çoban’dı. Çoban kim miydi? FETÖ’den tutuklanan ardından itirafçı olan işadamı. Çoban, verdiği ifadede MUSİD için “Ben başkan görünüyordum ancak yönetimin idaresi tamamen imamlardan oluşuyordu, dernek tamamen örgütün güdümündeydi” demişti.

Halkın bağışladığı araziye 15 yıl önce yapılan anıt ile “Fethullahçılarla aynı menzile yürüyorduk” diyenlerin planladığı arasında her açıdan fark vardı.

İki kardeş, iki insan, iki şehit, iki anıt.

Şehitliğin anısını, onun edebiyatını sevenlere bırakmadığımız gün, belki de bir daha 15 Temmuz’lar olmayacak.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025