İlker Başbuğ’un göstermediği boru
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

İlker Başbuğ’un göstermediği boru

06.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bazen hakkınızda bir hikâye anlatırlar. Siz bile inanırsınız. Yaşayan değil anlatılan olursunuz.

Dün, Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüden emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u hedef aldı. “Bu, boru göstermeye benzemez, parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez” diyordu. Sanki Başbuğ, parlamentoya boru göstermiş gibi konuşuyordu.

Tesadüf değil tabii.

Arama motoruna “İlker Başbuğ” ve “boru” kelimelerini yazdım. 60 binden fazla sonuç çıktı. Nihayetinde Başbuğ, yıllardır elinde bir lav silahı fotoğrafı ve “bunlar boru” kelimeleriyle anılıyordu.

Fotoğraf, 25 Nisan 2009 tarihli açıklamasından alınmıştı. 4 gün önce Poyrazköy’de yapılan kazıların ardından basın toplantısı düzenlemişti. Lav silahının ancak bir kez kullanılabildiğini, sonra işlevsizleştiğini anlattıktan sonra şöyle söylüyordu: 

“Bu boş lav, kullanılmış lav, içindeki roket ateşlenmiş ve geride kalan aleminyum parça.”

Kısacası Başbuğ “boru” demiyordu. 

Başbuğ’dan 10 gün sonra, CHP lideri Deniz Baykal, grup toplantısında konuşmuştu. “Mermisi olmayan boru niye gömüldü, kim gömdü? TSK ‘ben değilim’ diyor” demişti.

Kısacası Baykal’ın sözleri Başbuğ’a mal edilmiş ve yıllarca öyle kalmıştı. Durum öyleydi ki, FETÖ’cü savcı Cihan Kansız, Başbuğ’un “boru” dediğini iddia etmiş, Başbuğ da “boru tabirini kullandığım doğrudur” yanıtını vermişti. Yıllar sonra “ben bile ‘boru’ tabirini kullandığımı sanıyordum” diyecekti.

Kendisi hakkında anlatılan hikâyeye o bile inanmıştı.

Başbuğ yine çarpıtıldı

Mehmet Akif, “Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi” diyor ya. Acaba tarihte yine tekerrür ile mi karşı karşıyayız? 

Zira Cumhurbaşkanı dün şunları söyledi:

Zaman zaman yanlış değerlendirmeleriyle kamuoyunun önüne çıkan eski bir Genelkurmay Başkanı, ki kendisini gayet iyi tanırım, bu düzenlemeyi bahane ederek Meclisimizi toptan itham eden birtakım açıklamalar yapmıştır”.

Erdoğan, vekillerini Başbuğ’a dava açmaya da çağırdı.

Peki Başbuğ gerçekten de Meclis’i toptan FETÖ’cü mü ilan etti? Ortada yine bir çarpıtma olabilir mi?

Şöyle anlatalım...

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarında günlerdir bir muamma yaşanıyor. Herkes siyasi hasımlarını işaret ediyor.

İşte tam da böyle bir atmosferde, İlker Başbuğ, 28 Ocak’ta Haber Global’de gazeteci Erdoğan Aktaş’ın konuğuydu. Aktaş; 15 Temmuz’da, CNN TÜRK’te canlı yayında, FETÖ darbesine direnmiş bir gazeteci olarak herkesin aklındakini sordu:

“FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda ne düşünüyorsunuz? Söyleyeceğiniz somut bir örnek var mı?”

Başbuğ, şu sözlerle başlayarak yanıt verdi:

“FETÖ’nün siyasi ayağı var mıdır? Vardır. Yok dersek, gerçeği inkâr olur. Askere sızmış, polise sızmış, yargıya sızmış, üniversiteye sızmış bir örgütün siyasal partilere sızmadığını düşünmek akla ziyandır. Mutlaka vardır, hatta her partide de vardır. Kimdir? Bu konuda ben karar verici ya da yorum yapıcı olamam. Bunu yargının çıkarması lazım. Ama burada siyasi iradenin de ağırlığını koyması lazım.”

FETÖ’nün imdadına yetişen yasalar

Başbuğ, soyut konuşmayı sevmediğini söyledikten sonra, “Ergenekon’dan Çıkış” kitabında da anlattığı somut noktayı işaret ediyordu.

Konu, 25 Haziran 2009’u 26 Haziran’a bağlayan gece çıkan torba yasaydı. TSK’yi ilgilendiren değişiklik, ne Milli Savunma Bakanlığı’na ne de Genelkurmay’a sorulmuştu. Gece 1 civarında, apar topar verilen teklifle torba yasaya eklenmişti.

Başbuğ’un kastettiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesine yapılan ekleme ve 5271 sayılı kanunun 250. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikti.

İkisi de askeri yargının konusu olan bazı soruşturmaların FETÖ’nün elindeki özel yetkili mahkemelere geçmesini sağlayacak düzenlemelerdi.

Peki hangi soruşturmalardı bunlar?

İlki, çok somut olarak Dursun Çiçek’e kurulan İrticayla Mücadele Eylem Planı kumpasıyla ilgiliydi. Bu sayede dosya, askerin elinden alınıp FETÖ’nün savcılarına teslim edildi. 

İkincisi, Kayseri’de Hava Kuvvetleri’nin bilgisayar sistemine sahte evrak sokan FETÖ’cülerin suçüstü yakalandığı dosyaydı. Suçu işleyen askerler itiraf etmiş, FETÖ imamlarıyla bağlantıları ortaya çıkarılmıştı. Asker, FETÖ’yü açığa çıkarmak için somut delil bulmuşken yasa değişikliği imdada yetişti. Bu dosya da askerden alınıp FETÖ’cü savcılara teslim edildi.

Başbuğ, programda yasa değişikliğini ve etkili olduğu kumpasları anlattıktan sonra şu yorumu yapıyordu:

26 Haziran 2009’da bu iki konuyu içeren kanun teklifini kim hazırladı? Ben bilmiyorum. ‘Araştırsınlar’ diyorum. Ben bir ipucu veriyorum. Bu kanun teklifinin FETÖ’nün emriyle, direktifiyle hazırlandığını düşünüyorum. Çünkü ikisinde de FETÖ komplolarıyla bağlantılı bir olayla karşı karşıyayız. Çok merak ederim bu kanun teklifini kim, neden, nasıl, 25’ini 26’sına bağlayan gece yarısı gündeme getirdi. Ayrıca mevcut anayasaya da aykırı. Mevcut anayasada ‘askeri mahallerde askerlerin işlediği suçlar askeri mahkemelerin konusudur’ der. Yasa, anayasaya aykırı olamaz. İyi niyet olduğunu düşünmüyorum. Bayağı art niyet olduğunu düşünüyorum. 26 Haziran 2009 tarihindeki kanun teklifi üzerinde durulmasını, bir düşünce olarak burada söylüyorum. Sonuç ne olur bilmem.”

Başbuğ’un “FETÖ’nün siyasi ayağı” sorusuna verdiği 11 dakika 53 saniye süren yanıtının kritik kısımları tam olarak bu şekilde.

‘İkinci boru vakası’nın amacı

Ortada bir sonuç var. TSK’ye sızan FETÖ’cüler, üniformalarını darbeye hazırlık için kullandı. Polisler, kumpaslar kurdu. Yargı üyeleri, örgüt adına kararlar verdi. Kuşkusuz, FETÖ’nün siyasi ayağı da siyasetin kurumlarını örgütün çıkarı için kulllandı. Öyle görülüyor ki söz konusu yasal düzenleme de FETÖ’yü rahatlattı, eylemlerini kolaylaştırdı. 

FETÖ her yerde tartışılırken, konu siyaset olunca ya “17-25 Aralık miladı” ya da “kandırıldık” savunması her şeyin önüne kondu.

Başbuğ’un sözleri görüldüğü gibi “Meclis’in tamamını” itham etmiyor. Ancak FETÖ için yapılan yasal düzenlemenin arkasındaki aklı sorgulamayı öneriyor. Teklifi veren 8 AKP’li vekil, kandırıldıklarını anlatabilir. Ama bu suya FETÖ zehrinin bulaşmadığını söyleyemez. Başbuğ’a kızanlar, onu savcıya şikâyet etmeye hazırlananlar, keşke önce söz konusu yasanın Meclis’e geliş hikâyesini sorgulasa.

Öyle görünüyor ki “ikinci boru vakası”nda birileri FETÖ’nün siyasi ayağını saklamak için çırpınıyor. 

Yazarın Son Yazıları

Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025
TikTokçu hacı paşa devri

Yükselme kuralını kaybedince yukarıyla aşağı bir olur.

Devamını Oku
11.08.2025
Erdoğan’ın kimliği bile satılık

Hırsızın peşinden koşuyoruz da ya içeride kapıyı açan varsa?

Devamını Oku
07.08.2025
Şehit askerlerin tahlilleri ne söylüyor

Milletler yaşamdan öğrendikçe gelişir. Çöküş dönemlerinde ise ancak ölüm öğreticidir.

Devamını Oku
04.08.2025
Askerler kayıp 5 milyarın peşinde

Sana verirken yokluğu gösterenler, senin olan varlığı harcarken har vuruyor harman savuruyor.

Devamını Oku
31.07.2025