Celal Üster

Gölge etmesin yeter...

25 Ekim 2015 Pazar

Bu hafta, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri yönetmeliğinde yapılan değişiklikler gündemdeydi.
Değişikliklerin en can alıcısı ise ödülün geri alınma koşulundaydı.
20 Ocak 1995 tarihli eski yönetmelikte “Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerden dolayı hüküm giyenlerin ödülleri mahkeme kararı ile geri alınır” deniliyordu.
Yeni yönetmelikte ise, mahkeme kararına da gerek görülmüyor ve “Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlardan dolayı hüküm giyenlerin ödülü, Değerlendirme Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile geri alınır” denilmekteydi.

Karakaş’tan tepki...
Değişikliğe en önemli tepki, Kültür ve Sanattan Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Ercan Karakaş’tan geldi.
Karakaş, “Sarayın sanatçılarına gün doğdu” başlıklı açıklamasında, “Kültür-sanat insanlarının bundan böyle doğrudan Kaçak Saray tarafından değerlendirileceği anlaşılıyor. Saray’ın, yandaş kültür-sanat insanları dışında kalan bağımsız sanat insanlarına tahammülü olmadığı görülüyor” diyordu.
Eski yönetmelik gereği, adayların, kültür-sanat kurumlarınca belirlenip değerlendirme kuruluna sunulduğunu vurgulayan Karakaş, bu sayede Ara Güler, Yaşar Kemal, Turhan Selçuk, Selim İleri, Yıldız Kenter gibi adların bugüne kadar belirlenen 35 ad arasında yer alabildiğini anımsatıyor, “Artık böyle isimleri ödül listelerinde göremeyeceğimiz anlaşılıyor” demeden edemiyordu.
Çünkü, yeni yönetmelikte, “Adaylar, Türk kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulunan, ülkemizin kültür ve sanatının yücelmesine çalışan, özgün eserleri veya hizmetleriyle üstün kabiliyet gösteren kişi veya kurumlar arasından Değerlendirme Kurulu tarafından belirlenir ve Cumhurbaşkanına sunulur” açıklaması yer alıyordu.
Üstelik yeni yönetmeliğe göre, Değerlendirme Kurulu da, tümüyle Cumhurbaşkanlığı memurları ve bizzat Cumhurbaşkanının atayacağı kişilerden oluşuyordu.
Karakaş’ın yeni yönetmeliğe karşı çıkışına hak vermemek olanaksız.
Ödülü geri alınacak kişiler hakkında “mahkeme kararı”na bile gerek görülmemiş. Değerlendirme kurulu ve adaylarla ilgili tüm yetkiler Cumhurbaşkanlığının elinde toplanmış.
Karakaş, “Sarayın sanatçılarına gün doğdu” derken kibar davranmış. “Saray soytarılarına gün doğdu” dense yeri. Belli ki, istenen, Alev Alatlı modeli.
Yine de, devletin sanatçılara, kültür insanlarına, yazarlara verdiği ödüller konusunda ben biraz farklı düşünüyorum.

Devlet tutucudur...
Devlet ile sanatın bağdaşmaz iki kavram olduğu kanısındayım. Devlet tutucudur; her şeyi tekelinde tutmak, her şeyin kendine bağlanmasını ister. Buyruklar yağdıran kocaman bir aygıttır. Devleti elinde tutan yönetim, her şeyden olduğu gibi sanattan da kendi ideoloji doğrultusunda pay çıkarmaya bakar. Sanat ise, yazgısına boyun eğmeyen, yaşadığı yaşamdan hoşnut olmayan canları besler. Muhaliftir. Asi ruhludur. Yalnızca siyasal anlamda değil, insanla ilgili bütün alanlarda bir sürekli başkaldırı yoludur.
O yüzden, devletin vereceği ödül, nitelikli yazarla, iyi sanatçıyla bağdaşmaz. Devlet, verdiği ödülün karşılığını ister; kaşıkla verir sapıyla göz çıkartır. Onun sanatçısı uysal, uslu, uyumlu olmalıdır.
Kanımca, hiçbir nitelikli sanatçının devlet ödülüne gereksinimi yoktur...  


Yazarın Son Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018
Kâr ve kapital 14 Nisan 2018
Orwell yaşasaydı... 5 Ekim 2017
Kitapla 1 dakika! 1 Ekim 2017
Konuş, belleğim! 6 Eylül 2017
‘Hayır’ diyen insan... 21 Ağustos 2017