Mutlak butlan davası¹
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Mutlak butlan davası¹

12.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Butlan, en genel tanımıyla hukukta bir işlemin (sözleşme, evlilik vb.) kuruluşundaki temel eksiklikler nedeniyle baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz sayılması demektir. “Ölü doğmuş” bir işlem olarak nitelendirilen butlan, işlemin hukuken hiç var olmamış kabul edilmesini sağlar.

BUTLANIN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE TÜRLERİ

- Mutlak butlan: Kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan işlemlerin baştan itibaren geçersiz olmasıdır. Örneğin, resmi nikâhlı birinin tekrar evlenmesi.

- Nisbi butlan (iptal edilebilirlik): İşlemin yapılmasına rıza gösteren tarafın iradesindeki sakatlıklar (yanılma, aldatma, korkutma) nedeniyle iptal edilebilir olmasıdır.

- Sonuçları: Butlan kararı geriye dönük etki yapar ve taraflar, işlem hiç yapılmamış gibi aldıklarını iade ederler.

- TDK anlamı: Arapça kökenli olan butlan, “batıl olma hali, hükümsüzlük, yanlışlık” anlamına gelir.

Butlan, özellikle borçlar hukuku, medeni hukuk ve aile hukuku (evlenmenin butlanı) alanlarında sıkça karşılaşılan bir hukuki yaptırımdır.

***

CHP ve mutlak butlan: Butlan davası CHP’nin 38. olağan kurultayı ve 8 Ekim 2023 günü yapılan il kongresinin iptali için açılmıştı. Yargı mutlak butlan kararı verirse yapılan CHP kurultayı yapılmamış sayılacak; Özgür Özel’in CHP genel başkanlığı geçersiz sayılacak ve Kemal Kılıçdaroğlu tekrar CHP genel başkanı olacak. Ancak CHP yeni bir kurultay yapıp Özgür Özel’i gene genel başkan seçebilir. Bu durum kuşkusuz AKP ve CHP’nin iç muhaliflerince bilinmekte ama amaç eşeği yokuşa sürmek, CHP içinde bunalım yaratmak.

AKP’nin eski milletvekilleriden Şamil Tayyar, 4 Mayıs 2026 günü katıldığı bir televizyon programında ilgili mahkemenin mutlak butlan kararını yazdığını ancak kararı açıklamayarak uygun bir siyasal ortam beklediğini ileri sürmüş. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 29 Nisan 2026 günü yaptığı açıklamada kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne ait olduğunu ve kendisinin karar hakkında bilgisi olmadığını söylemiş.

AKP parti yönetimi “Yargının vereceği karara herkes saygı duymalı” diyormuş. Bu cümlenin dil içi çevirisini yaparsak anlamı şudur: “Yargı butlan kararı verecek. Herkes bu kararı kabul edip sindirmek zorundadır.” Ancak AKP içinde bir grup da davanın sadece CHP içi bir sorun olarak kalamayacağını, siyasetin tümünü etkileyebileceğini düşünmekteymiş ki bu doğrudur!

İktidarın CHP’yi kötürümleştirmeyi amaçlayan baskı ve kuşatma politikasının en önemli parçalarından biri de mutlak butlan davası. Bugün görülmekte olan ceza davasında Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Cemil Tugay ve Özgür Çelik’in bulunduğu 12 kişi, “oylamaya hile karıştırma” suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Kurultaya ilişkin yürütülen davaların baş özellikleri kuşkusuz CHP’ye kayyum atanıp atanmayacağı.

Basından aktarıyorum: [CHP’nin 38’inci olağan kurultayında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla aralarında tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 sanığın yargılandığı dava 1 Temmuz’a ertelendi.

Öte yandan, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yaptığı ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38. olağan kurultaya ilişkin iddialara yönelik yargı süreci devam ediyor. Usulsüzlük iddiaları ile açılan ceza davasının beşinci duruşması bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Davaya savcılığın talebinin ardından ara verildi. Savcı, geçen günlerde İBB davasında “etkin pişmanlıktan” yararlanıp tahliye olan Adem Soytekin’in ifadesinin alınmasını talep etti.

Bu dava, kurultayın yok sayılması için açılan “mutlak butlan” davası değil. Yerel mahkeme tarafından reddedilen mutlak butlan davası hali hazırda istinaf sürecinde.

BUTLAN DAVASI SÜRECİ NASIL GELİŞTİ?

CHP açısından asıl kritik olan, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayın iptali istemiyle açılan dava. 24 Ekim tarihinde mahkeme, bu davanın “konusuz kalması” sebebiyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti. Kararının ardından, davacıların istinafa taşıdıkları dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Bu davada mahkeme herhangi bir tarihe bağlı kalmadan karar verebilir. İstinaf mahkemesi, davacıların itirazını reddedebileceği gibi, kararı düzeltmesi için yerel mahkemeye geri gönderebilir. İstinafın vereceği olası bir ret kararı için bu kez Yargıtay yolu açılabilir.

Kararı geri göndermesi halinde istinaf mahkemesinin eşzamanlı olarak CHP’nin İstanbul il başkanlığındaki kayyum sürecinde olduğu gibi, mevcut CHP yönetimi hakkında bir tedbir kararı alma yetkisi de bulunuyor. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar parti yönetimine dönebileceği yönündeki senaryolar bu olasılığa dayanıyor.

Ret kararında olduğu gibi böyle bir durumda da bu kez CHP için itiraz yolu açık kalmaya devam eder. Böyle bir olasılık, CHP’de yeniden bir yönetim krizini de ateşleyebilir. Çünkü CHP İstanbul il yönetimi hakkında 2 Eylül’de verilen tedbir kararında, Gürsel Tekin başkanlığındaki kayyum heyetine yeni kurultay yapması için bir süre sınırı konulmamıştı.]

Burada duralım ve bir varsayım yapalım. Diyelim ki butlanı mutlanı geçip Türkiye’nin birinci partisi CHP’nin kapatıldığını varsayalım. Ya da yapılacak seçime girmesinin engellendiğini düşünelim. AKP böyle bir senaryoyu uygulamaya cesaret edebilir mi? Bilemem, falcı değilim! Ama bir tür padişahlık olan tek adam rejiminde yaşadığımızı unutmayalım.

CHP genel başkanı her ne kadar “devri sabık” yaratmayacaklarını söylüyorsa da AKP’ye 25 yıllık iktidarının yasadışı uygulamalarını; yolsuzlukların, rüşvetlerin, ulusal ve uluslararası mahkemelerin ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmamasının ve keyfi tutuklamaların hesabını sormayacak bir CHP’ye hangi seçmen oy verir?

CHP iktidara geldiği zaman uygulayacağı “hesap sorma programı”nı şimdiden açıklamak zorundadır.

Ancak kafamda bir kuşku var: Erkeni olmaz ama yasal zamanında bir seçim yapılacak mı?

---

¹Tanımlar Vikipedi’den alınmıştır.