Yeni bir asabiye
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Yeni bir asabiye

05.12.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bir siyasetin iktidara gelmesi, temsil etmeye soyunduğu kesimlerin ötesine geçmesini sağlayan bir köprü hissiyat, yeni bir ortaklaştırıcı ilke yaratmasına bağlı. Buna 14. yüzyılın büyük İslam âlimi İbn-i Haldun “asabiye” adını veriyor. Bir dayanışma ilkesinin; topluluktan devlete geçişin birleştirici harcının yaratılmasına vurgu yapıyor. Parçadan bütüne doğru bir “biz” yaratmak; bu “biz”i ortak bir sebep etrafında birleştirmek; asabiye böyle mümkün oluyor.
Tarihte her büyük devletleşme sürecinin aktörlerinin böyle bir “asabiye”si, yani kendi mahallesinin dışını kuşatmasını, oradaki boşluğa doğru genişlemesini sağlayan bir dayanışma ideolojisi, bir “ortak sebep” harcı var; genellikle de kendi çağının sosyal, siyasal gerçekliğine uygun bir adalet ilkesi yaratılmasına dayanıyor bu dayanışma. Parçalanmış ve yozlaşmış sosyal-siyasal şartlarda, parçadan bütüne doğru genişleten stratejik müdahaleden söz ediyoruz.
Nitekim kendisini yeni bir “kurucu iktidar” olarak gören AKP de bir asabiye hamlesi yaptı başta. Eski düzenin asabiyesinin çözülmesinin ve krizinin üstüne doğdu AKP. Siyasal düzen parçalanmış, geleneksel siyasal aktörlere güven düşmüştü. Buraya sadece dar “siyasal İslamcı” bir siyaset olarak seslenmesi, temsil ettiği geleneksel tabana sıkışması ve siyasal boşluğa hamle yapamaması anlamına gelecekti, şartlar da uygun değildi. Bu yüzden de AKP, kendisini sıkıştığı dar mahallenin ötesine ulaştıracak yeni maddi ve manevi asabiye ilkeleri ile sahneye çıktı. Bir yanda siyasal/hukuksal adalet, diğer yanda ekonomik kalkınma ilkesini parti tabelasına çekti ve bu ilkelere aç kesimleri etrafında birleştirip hem siyasal İslamcı tabanın çok ötesinde bir temsil gücüne ulaştı, hem de genişlediği yeni taban içinde iktidarını sağlamlaştırdıkça burayı kendi ideolojisine göre dönüştürmeye hız verdi. Günümüzde buna Gramsci’den hareketle “hegemonya” da diyoruz.
Bugün AKP’nin “adalet ve kalkınma” ilkeleri çerçevesinde toplumla kurmaya çalıştığı asabiye bağında ciddi aşınma var. İktidarın “adalet” vaadi önemli ölçüde yıprandı; maddi bağın en önemli unsuru olan “kalkınma” vaadi de krizle birlikte eski gücünü yitirmek üzere. Kaldı ki İbn-i Haldun’un bir devlette asabiye bağının zayıflamasının en önemli göstergeleri içinde saydığı iktidarın yozlaşması, baskıcı/otoriter hale gelmesi, halka sırt çevirmesi, mali yapının bozulması, inanç birliğinin yerini parçalı hurafelerin alması gibi tüm unsurlar,t AKP’nin 16 yılda kurduğunu iddia ettiği “yeni düzen”in son yıllarında fazlasıyla gözlemlediğimiz özellikler. Bunlar, nesnel gerçeklik. Demek ki yeni bir düzen, yani Saray rejimi kurulmuş olsa da, topluma önerdiği asabiye zayıflıyor. Dışlama, düşmanlaştırma, kutuplaştırma ile iktidarını sürdürüyor; yeni bir asabiye de öneremiyor.
Ancak AKP sonrasına dair yeni bir asabiye, ekonomik ve siyasal açıdan toplumun adaletsizlikler altında ezilen çoğunluğunu kuşatacak yeni bir maddi ve manevi dayanışma siyaseti yaratılmadan AKP’nin zayıflayan asabiyesi kendiliğinden bitmez. Eskiyen asabiye, yenisinin doğmadığı yerde “kötünün iyisi” olmayı sürdürür çünkü.
CHP Adalet Yürüyüşü ile ve sonrasında dar mahallenin dışına ulaşmak için böyle bir hamle yapmış; ekonomiden hukuka, siyasetten eğitim alanına kadar toplumun farklı kesimlerindeki memnuniyetsizlikleri adalet asabiyesi çerçevesinde yeni bir “toplumsal sözleşme” hedefine yöneltmeye çalışmıştı. Sürdürülemedi; yine devamlılık sorunu belirdi. Öncüsüz olmuyor. Ve pratiğe de yansıması gerekiyor.
Bir muhalif siyasetin kendi mahallesi dışına seslenen yeni bir asabiye bağı oluşturamadığı ya da muhalefet güçlerinin halkı birleştirecek bir “ortak dava” kenetlenmesi yaratamadığı ortamda da, parçaların birbirlerini “liberal, işbirlikçi, saraycı, faşist, şoven, din istismarcısı, Sorosçu” olmakla itham ettikleri bir “BİZ olamama” görüntüsü yayılıyor.
İktidarın bir “BİZ”i var, ama diğer yüzde 50’yi feda etmiş bir BİZ bu. Oysa bugün bir muhalif siyasetin adalet ilkesi etrafında yeni bir ekonomik, sosyal ve siyasal düzen önermesinin, kendi mahallesinin dışına genişlemesinin, iktidar blokunda zayıflayan asabiye bağını daha da yıpratmasının tüm kurucu şartları var. Kadına adalet, emekçiye adalet, öğrenciye adalet, emekliye adalet, yargıda adalet, siyasette adalet, işyerinde adalet, inançlarda adalet... Saymakla bitmez. Bunlar var da, “kendi mahallesinde bu bağı kuramayanlar, iktidar olunca herkes için nasıl kuracak” sorusuna ikna edici yanıt verecek bir yeni asabiye siyaseti ve bilinci henüz yok. Ne dersiniz, oluşur mu?  

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021