Atatürk, ‘Nutuk’ta Vahdettin’in kaçışını anlatıyor

Atatürk, ‘Nutuk’ta Vahdettin’in kaçışını anlatıyor

22.04.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Medyaya yansıyan haberlere göre, Cumhuriyet tarihinde ilk kez resmi yazıyla, “Öğrencilere olumsuz örnek teşkil edecek öğelere yer verildiği” gerekçesiyle “Atatürk’ün Nutuk”unun okullarda dağıtılması yasaklandı.

Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyetin ilk yıllarını anlattığı Nutuk’u yasaklama kararına Mersin, Çamlıyayla İlçe Milli Eğitim Müdürü imza attı.

Yasak kararına, “Osmanlı Padişahı Vahdettin’e yönelik, ‘soysuzlaşmış, alçak’ ve dönemin Osmanlı hükümetine yönelik, ‘aciz, haysiyetsiz ve korkak’ ifadeleri kullanılması” ve Atatürk’ün kötü örnek olduğu gibi gerekçeler gösterildi.

Bu vesileyle bugün Atatürk’ün “NUTUK”ta Vahdettin’in kaçışını nasıl anlattığını yayımlamak istiyorum.

***

Hain Vahdettin Bir İngiliz Savaş Gemisiyle İstanbul’dan Kaçıyor

17 Kasım 1922 tarihli resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi:

“Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaybolmuştur.”

Bu telgrafın daha bir iki cümlesini 18 Kasım 1922 gününe ait Meclis tutanaklarından okumuşsunuzdur. Fakat telgrafın aslında, kayboluşun kimlerin aracılığıyla olduğu ihtimalinden ve kutsal emanetlerin nasıl korunduğundan ve başka konulardan söz eden bir alt tarafı da vardır.

Aynı günkü tutanakta okunmuş olan bir mektubun kopyasıyla, ona ekli -ajanslarla yayımlanmış- bir bildiri kopyasını da tekrar okuyalım:

Mektup Kopyası

“Bir kopyasını eklediğim resmi bildiride söylendiği gibi, Zatı Şahane kendisini İngiltere’nin koruması altına koyarak bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan ayrılmıştır.

17 Kasım 1922

İmza: Harrington”

Ekli olan bildiri kopyası

Resmen bildirilir ki, Zatı Şahane bugünkü durum çerçevesinde hürriyet ve hayatını tehlikede gördüğünden, bütün Müslümanların halifesi sıfatıyla İngiliz korumasını ve aynı zamanda İstanbul’dan başka bir yere gönderilmesini istemiştir. Zatı Şahane’nin isteği bu sabah yerine getirilmiştir.

Türkiye’deki İngiliz kuvvetlerinin Başkomutanı General Sir Charles Harrington, Zatı Şahane’yi almaya giderek, bir İngiliz savaş gemisine kadar kendisine eşlik etmiş ve Zatı Şahane gemide Akdeniz Filosu Genel Komutanı Amiral Sir de Brook tarafından karşılanmıştır. İngiltere Olağanüstü Komiser Vekili Sir Newill Henderson Zatı Şahane’yi gemide ziyaret ederek Kral V. George’a bildirilmek üzere arzularını sormuştur.”

Asil Bir Milleti Yüz Kızartıcı Bir Duruma Düşüren Sefil

Kamuoyunu gerçek durum ile karşı karşıya bırakmayı tercih ederim:

Büyük bir makamı, tantanalı bir unvanı, yanlış ve kötü bir veraset yoluyla elde edebilmiş bir sefilin, onuru çok yüksek, asil bir milleti, nasıl yüz kızartıcı bir duruma düşürebileceği, o zaman daha doğal bir biçimde anlaşılır.

Gerçekten de her ne neden ve biçimde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar adi bir mahlukun, bir dakika dahi olsa, bir milletin başında bulunduğunu düşünmek ne hazindir!

Teşekküre değerdir ki bu alçak, kendisine miras kalan Saltanat makamından millet tarafından düşürüldükten sonra, alçaklığını tamamlamış bulunuyor.

Türk milletinin bu erken davranışı elbette takdire layıktır.

Aciz, adi, duygu ve düşünceden yoksun bir mahluk, kabul eden herhangi bir yabancının korumasına girebilir. Fakat, böyle bir mahlukun bütün Müslümanların halifesi sıfatına sahip bulunduğunu ifade etmek elbette uygun değildir.

Böyle bir anlayışın doğru olabilmesi, her şeyden önce bütün Müslüman toplumların esir olmaları koşuluna bağlıdır.

Oysa, dünyadaki gerçek böyle midir?

Biz Türkler, bütün tarih boyunca hürriyet ve bağımsızlığa örnek olmuş bir milletiz!

Kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün daha fazla, sefilce sürükleyebilmek için her türlü aşağılığı kabul eden halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik.

Bu suretle devletlerin, milletlerin birbirleriyle ilişkilerinde kişilerin, özellikle ait olduğu devlet ve milletin zararına da olsa kişisel durum ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespayelerin, önemli olamayacağı yolunda bilinen gerçeği yeniden doğruladık.

Milletlerin ilişkilerinde mankenlerden yararlanma sistemine önem verme devrine son vermek, uygar dünyanın samimi dileği olmalıdır!

***

Atatürk’ün yukarıdaki sözlerini, NUTUK’tan seçtiğim önemli bölümleri bugünkü konuşma diline aktardığım ve ayrıca yorumladığım “Emre Kongar Seçkisiyle, ATATÜRK NUTUK, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2018” kitabımın 178 ile 181’inci sayfalarından alıntıladım.

Yazarın Son Yazıları

Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026
Okul sorunu okulda çözülür!

Dün gazeteniz Cumhuriyet’te, eğitim üzerine iki yazı vardı

Devamını Oku
08.05.2026
‘Eğitim kurumu’nda cinayet!

Sosyolojideki “Kurum” kavramı, Türkçemizde iki farklı anlam taşır...

Devamını Oku
07.05.2026
Toplumu çıldırtan çelişki

İktidar, ülkenin bütün kaynaklarını bitirdiği için gücünü yitirdikçe toplumu, aklın, mantığın ve siyasetin kabul edemeyeceği biçimde birbirine zıt olan iki ters yöne doğru zorlamaya başladı...

Devamını Oku
05.05.2026
Butlan davası: 3 iletide yargı sorunu

Değerli okurlarım bilirler; ben saklı, gizli kaynaklardan gelen “özel istihbarat”ı genellikle pek kullanmam, açık bilgiler üzerinden yorumlar yaparım.

Devamını Oku
03.05.2026
Yaşasın örgütlenme ve eğitim!

Tarihin ilk çelişkisi İnsan/Doğa çelişkisidir.

Devamını Oku
01.05.2026
CHP neden eleştiriliyor?

Türkiye’nin günümüzdeki temel sorunu belli...

Devamını Oku
30.04.2026
Faşizm nasıl kazanıyor?

Faşizm, insanların içindeki kötü özelliklerin birleşip bütünleşmesi sonunda, bunlardan beslenerek iktidar olur, yine bu kötü özellikleri kullanarak güçlenir ve iktidarını sürdürür!

Devamını Oku
28.04.2026
Abdülhamit ve Mehmet Âkif

Yeni İçişleri Bakanı, odasına II. Abdülhamit’in resmini asmış.

Devamını Oku
26.04.2026
24 Nisan 2026 Bildirisi: Direniş seferberliği

Bugün 24 Nisan; Kahraman Meclis’in açılışından 106 yıl, bir gün sonra.

Devamını Oku
24.04.2026
23 Nisan'da Merdan Yanardağ karabasanı

Burası, benim doğduğum, büyüdüğüm, yurtdışından heyecanla döndüğüm, korumak ve geliştirmek için ölmeye hazır olduğum VATANIM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ mi?

Devamını Oku
23.04.2026
Macaristan ve Bulgaristan dersleri!

Önce hastalığımızı teşhis edelim ve adını koyalım...

Devamını Oku
21.04.2026
İktidarın dili ve şiddet

Toplumsal şiddetin çeşitli kaynakları vardır...

Devamını Oku
19.04.2026
Kin eken cinayet biçer!

Şiddetin “toplumsal kaynaklarını” şöyle özetleyebilirim.

Devamını Oku
17.04.2026
‘İlliberal demokrasi’ aldatmacası!

Yazının sonunda söyleyeceğimi en başta belirteyim...

Devamını Oku
16.04.2026
Macaristan seçimleri ve demokrasi umudu!

Hitler’in bize öğrettiği gerçek, Demokratik Rejimlerin yumuşak karnının, Temel Hak ve Özgürlüklerin yeterince korunamaması olduğudur!

Devamını Oku
14.04.2026
Haksızlığa, hukuksuzluğa alışmayacağız!

Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe alışmayacağız...

Devamını Oku
12.04.2026
‘Sırma saçlı ve badem gözlü’ Yalçın Küçük!

Aslında bugün “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizliğe Alışmayacağız; Tekrar Tekrar Karşı Çıkacağız” başlıklı bir yazı yazacaktım.

Devamını Oku
10.04.2026
Hayır savaşa alışmayacağız!

Bugün konumuz: İsrail Konsolosluğu’na yapılan saldırı ve İran’ın ABD’ye bildirdiği on maddelik ateş-kes koşulları ile ilgili olarak SAVAŞ!

Devamını Oku
09.04.2026
2015 tekrarlanamaz!

2015’te ne olduğunu anımsayalım...

Devamını Oku
07.04.2026
Yazılamayan 'zulme isyan!'

1) Bugün, iktidar uğruna insanları katledenlerin, hapsedenlerin, ister Firavun olsunlar, ister İmparator, ister Şah, ister Padişah; ister Piramitleri, ister Terra Kota Ordularını yaptırsınlar; insanlığın yüz karası ZALİMLER olarak tarihe geçtiklerini belirtecektim...

Devamını Oku
05.04.2026
‘Aydının’ günümüzdeki görevi (3)

Aydın, insanlığa, topluma yol gösteren kişi demektir.

Devamını Oku
03.04.2026
Aydın ihaneti: Kronoloji (2)

Türkiye’yi bugünlere taşıyan, Emperyalizmin güdümündeki dincietnikçi politikaların doruk noktalarında, bunlara destek verenler, (“Aydın” olduklarını iddia etseler ve toplum tarafından öyle görünseler bile) “Aydın” olarak kabul edilemezler!

Devamını Oku
02.04.2026
Aydın ihaneti nedir? (1)

Ben “İhanet” ve “Hain” sözcüklerini sevmem...

Devamını Oku
31.03.2026
Dincilik, etnikçilik ve emperyalizm

DİNCİ VE ETNİKÇİ POLİTİKALAR, DEMOKRATİK CUMHURİYETİ TEMELİNDEN YOK EDERLER...

Devamını Oku
29.03.2026
İktidarın altını oyan üç süreç

İ ktidarın ilk ve esas hedefinin, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini değiştirmek olduğu, hem kendi söylemlerinden ve eylemlerinden hem de AYM kararından öğrenilmişti.

Devamını Oku
27.03.2026
Kanalizasyondaki tuğla!

Aslında bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanet o ülke halkını cahil bırakmak, daha kötüsü de iyi eğitilmiş olanları da cahilleştirerek tüm halkı cahillerin yönetimine mahkûm etmektir.

Devamını Oku
26.03.2026
‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

İran’a saldırı ile iyice tırmandırılmış olan Ortadoğu Savaşı 7 Ekim 2023’de Hamas’ın İsrail’e yaptığı saldırı ile başlamadı: Ortadoğu Savaşı 11 Eylül 2001’de Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’nin ABD’ye yaptığı İkiz Kuleler saldırısı ile başladı!

Devamını Oku
24.03.2026
Hapiste bayram (!)

Hapiste bayram (!)

Devamını Oku
22.03.2026
İktidar hırsı ‘insanlığı’ tehdit ediyor

İktidar hırsı, ‘insanlığı’ tehdit ediyor” derken “insanlık” kelimesini iki ayrı anlamda kullandım: 1) Liderlerin iktidarda kalmak uğruna yaptıkları işler, “insanlığın” sonunu getirecek boyutlara ulaşabilir. 2) Liderlerin iktidarda kalmak için yaptıkları girişimler, onların “insanlığını” yok edebilir.

Devamını Oku
20.03.2026
CHP davası: Bir 'anayasa darbesi!'

Salı günü Özgür Özel’in yaptığı konuşma haklı olarak gündemin başına oturdu. “Haklı olarak” diyorum çünkü bu konuşma aslında bir “Anayasa Darbesi” açıklamasıydı: İktidarın yargı eliyle yaptığı bir “Anayasa Darbesi!”

Devamını Oku
19.03.2026
İddialar abartılı: Ya savunmalar?

Dün, Silivri’de, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “Suç örgütü lideri” olarak suçlayan iddianameyle açılan davanın, ikinci hafta başındaki ilk (sözde) duruşması yapıldı ve medyaya yansıyan haberlere göre yaklaşık 7 dakika sürdü.

Devamını Oku
17.03.2026
CIA ajanı başkan olduğunda...

Bay N’nin gerçek yaşamöyküsü Brecht’in Hitler’i eleştirmek için yarattığı kurgusal tiyatro karakteri Arturo Ui’yi bile gölgede bırakır...

Devamını Oku
15.03.2026
İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

Devamını Oku
13.03.2026
Üçüncü darbe: 12 Mart

Bugün, ülkemizi bu karanlık döneme taşıyan “12 Mart 1971 Darbesi”nin 55. yıldönümü.

Devamını Oku
12.03.2026
Dava: İktidarın iletişim felaketi

Bir halk, bir iktidardan ne bekler?

Devamını Oku
10.03.2026
En korkunç yalan ve yalancı

Sizce en korkunç yalan hangisidir?

Devamını Oku
08.03.2026
Savaşa çare: 4 ülkede seçim!

Ortadoğu’daki savaşa ve bu savaşın ülkemize bulaşma olasılığına karşı tek çare, ABD, İsrail, İran ve Türkiye’deki seçimlerdir!

Devamını Oku
06.03.2026
Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026