Kötü örnek olan iktidara uymayalım!

Kötü örnek olan iktidara uymayalım!

03.06.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Osmanlıcada bir deyiş vardır:

“Suimisal emsal olmaz” derler.

“Kötü örnek, örnek alınmaz” anlamına gelir.

Yirmi yıldır sürekli olarak yaptığı yanlışlardan ve sömürüden dolayı normal, şeffaf ve adil bir seçimi kaybedeceği artık kesinleşmiş olan iktidar:

Biraz panik, biraz beceriksizlik ve bilgisizlik biraz da kötü niyet dolayısıyla, gündemi değiştirmek için bazı ters hamleler yapıyor.

1) Dilini iyice kabalaştırdı, nezaket ve terbiyeden iyice uzaklaştı, halka, seçmene, millete hakaret etmeye başladı...

2) Güncel ve tarihsel gerçeklere aykırı, gerçekleri tümüyle saptıran açıklamalar yapmayı tırmandırdı...

3) Zam üstüne zam yapmaya başladı, enflasyonu sıçrattı, liranın değerini düşürmeye devam etti...

4) Polis şiddetini yaygınlaştırdı ve artırdı...

5) Yargıyı adaletten iyice uzaklaştırdı; haksızlık ve hukuksuzluğu olağanlaştırdı...

6) Doğa ve kent yağmasını yoğunlaştırdı...

7) Oligarşiye gelir ve servet aktarımını hızlandırdı.

8) Mukaddes değerleri ve kimlikleri siyasette kötüye kullanma alışkanlığını, din, mezhep ve ırk üzerinden sadece sürdürmekle kalmadı, laikliği tehdit edecek düzeye vardırdı.

9) Sonuç olarak sadece Demokratik Rejimi, laikliği, Hukuk Devleti’ni, temel hak ve özgürlükleri tahrip etmekle kalmadı, halkı açlığa da mahkûm etti.

***

Toplumun tarihten gelen azgelişmişlik özelliklerinden dolayı, Türkiye’deki seçmenlerin önemli bir bölümü hâlâ Demokrasinin esasını oluşturan temel hak ve özgürlüklerin, bu hak ve özgürlüklerin güvencesi olan Hukuk Devleti ile yargı bağımsızlığının, Sosyal Devlet’in ve laikliğin önemini ve değerini iyice anlayabilmiş değildir.

Tam tersine, demagog politikacılar yüzünden, mukaddes kimliklerimizden biri olan din ve mezhep kimliği, laikliğe karşı bir silah olarak kullanılmış, böylece laiklik karşıtlığı, söylem ve eylem olarak, adeta siyasal bir silah haline getirilmiştir.

Dolayısıyla, Demokratik Rejimi azgelişmiş bir toplumda, din istismarı yapan bir iktidarı, sadece dilinin kabalığından, temel hak ve özgürlükleri tahrip ettiğinden, yaptığı ayrımcılıklardan ve yolsuzluklardan dolayı iktidardan düşürmek çok kolay değildir.

Çünkü din istismarı, böyle iktidarların hemen hemen bütün hatalarını örtmek için kullanılmakta, henüz (bırakınız emeğinin hakkını aramayı) vatandaşlık haklarını bile kullanmaya alışmamış bir seçmen kitlesinde etkili olmaktadır.

Sonuç olarak böyle Demokratik Rejimi henüz emekleme aşamasında olan toplumlarda soyguncu bir siyasal iktidara karşı kullanılabilecek en etkili siyasal faktör artan işsizlik ve geçim sıkıntısı olmaktadır.

***

Türkiye’de iktidar, bütün devlet gelirlerini ve borçlarını verimli alanlardaki yatırımlara harcamak yerine, sürekli oligarşiye hortumladığı için artık ülke kaynaklarını bitirmiş, cebimizdeki paraya göz koymuştur.

Cebimizdeki parayı almak için de yüksek enflasyonla ve işsizlik yoluyla halkı açlığa mahkûm etmiştir.

Bu da yetmemiş, önce “nas” dediği (ve üstelik yanlış yorumladığı) dinsel dogmalara bağlı olduğunu ve bunun devam edeceğini söyleyip sürekli faiz indirimi yapılacağı konusunda bir beklenti yaratmış...

Böylece Türk Lirası’nın değerini yabancı paralara karşı çok düşürmüş...

Sonra birdenbire yeni ve ani bir kararla bu süreci tersine çevirerek enflasyonla başlayan soygunu, devalüasyonla devam ettirilen bir vurguna çevirmiştir.

Bu gerçeği örtmek, konuları, tartışmaları zamlardan, işsizlikten ve geçim derdinden saptırmak, bunları gizlemek yani açlığı unutturmak için de yukarda sıraladığım hamleleri yapmaya başlamıştır.

***

Peki iktidarın bu stratejik hamlelerine karşı ne yapmak gerekir?

1) Asla onun dilini kullanmamak, terbiyeyi bozmamak, kabalaşmamak, ayrıca, onun kullandığı dini terimler, kavramlar, simgeler üzerinden söylem geliştirmemek gerekir.

2) Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti modeline dayalı Parlamanter Rejimi savunmaktan ve bu hedefe yönelik hedeften sapmamak, gündemi gereksiz tartışmalarla bulandırmamak gerekir.

Hani aileler, çocuklarının yaramaz ve küfürbaz arkadaşları için “Sen ona sakın uyma” derler ya...

İşte o hesap!

Yazarın Son Yazıları

Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025