Erdal Sağlam

Rezervi şişirmekle Türkiye algısı düzelmez

15 Haziran 2021 Salı

Erittiği döviz rezervleriyle ekonomiyi kırılgan hale getiren iktidar, kâğıt üstünde rezervleri yüksek gösterme çabasını devam ettiriyor. Son olarak Çin’le yapılan swap hacminin 6 milyar dolara çıkarıldığı açıklanırken bu yolla Türkiye ekonomisinin itibarının artırılması bekleniyor.

Muhalefetin 128 milyar dolarlık döviz rezervinin eritilmesine dönük kampanyası eski canlılığı korumuyor ama eriyen rezervler nedeniyle ekonominin daha kırılgan hale geldiği ortada. ABD ile yapılacak görüşmelere giderken bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin’le olan swap anlaşmasının artırıldığını, rezervlerin artmaya devam edeceğini söyledi. Bu açıklamanın zamanlaması dikkat çekerken, gerçekten bu yolla itibar kazanılacağını sandıklarını ise düşünmek istemiyoruz. Çünkü Çin’le yapılan swapların 6 milyar dolara çıkması, ne iç piyasa ne de uluslararası piyasa açısından önemi olan bir konu.

Herkes biliyor ki sizin uluslararası itibarınızı belirleyen, kurlardaki seyri belirleyen brüt rezervler değil, gerçekten kullanabileceğiniz net rezervler. Swapların kâğıt üstünde brüt rezervleri büyük göstermesi pratikte işe yaramıyor. Brüt rezervler 100 milyar dolara çıkmış gözükse de asıl bakılan net rezervleriniz eksi 50 milyar dolar düzeyinde.

Türkiye’nin itibarını belirleyen net rezervlerinizi ise bu yaklaşımla, uyguladığınız mevcut politikalarla artırma imkânınız pek görünmüyor. Daha üç gün önce uluslararası kuruluşlar ve iç piyasaların dikkatini çeken IMF raporunda “ekside olan merkez bankası rezervlerinin önümüzdeki dönemde daha da erimesinin beklendiği” açıklanmıştı.

IMF yıllık rutin 4. madde konsültasyonu kapsamında yaptığı değerlendirmede 2021 yılında Türkiye’nin yüzde 5.75 oranında büyüyeceğini, yılsonu enflasyon oranının da yüzde 16.5 olacağını söyledi. IMF’nin tahminlerine göre enflasyonda 2022 yıl sonunda yüzde 14, daha sonraki dört yıl için de yüzde 12.5 tahminine yer verildi. IMF, mevcut politikalarla 2022 ve sonrasında ise büyüme oranlarının yüzde 3’lerin biraz üstünde seyretmesini bekliyor.

Özet olarak bakıldığında IMF, kötü politika tercihlerinin de etkisiyle ekonominin çok kırılgan hale getirildiğini, yüksek enflasyon ve düşük büyümenin bizi beklediğini belirtiyor.

AÇIKLAMA ZAMANLAMASI MANİDAR

Büyüme hırsının neden olduğu yüksek cari açıkların ağırlıkla borçla finanse edildiği, kamu bankalarının öncülük ettiği kredi patlamasının para politikasına olan güveni bitirdiği ve dolarizasyonu artırdığı, TL üzerinde ortaya çıkan baskının da döviz rezervlerinin erimesine neden olduğu IMF raporunda açıkça söyleniyor. Brüt rezervlerin tavsiye edilen yeterlilik seviyesinin oldukça altında kaldığı belirtilirken, TL’de değer kaybının reel sektör ve bankaların bilançolarında yarattığı baskının arttığına da dikkat çekiliyor.

İşte iç ve dış piyasalar, Çin’le yapılan swap anlaşmasıyla brüt rezervlerin artırıldığının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmasına değil, IMF’nin rezervler konusunda daha üç gün önce yaptığı bu değerlendirmeye bakmayı tercih ediyorlar.

Açıklamanın içeriğinin yanı sıra bence açıklamanın zamanlaması da hiç düşünülmemiş gibi bir izlenim ediniyoruz. Bazı eski diplomatların da sosyal medyada dikkat çektiği gibi; ABD ile görüşmeye giderken Çin’le olan ilişkilerinizi güçlendirdiğini övünerek açıklamanız bence de zamalama açısından dikkat çekici.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Biden’le “mutlaka güzel bir fotoğraf verme” amacıyla yola çıktığı bir ziyaret olduğu biliniyor. Geçen hafta “uzlaşma olacak” havasının verilmeye çalışıldığını, bunun piyasalara da olumlu etki yaptığını biliyoruz.

Bu görüşmeden deneyimli ABD uzmanlarına göre aslında çok şey beklenmiyor; iyi niyet mesajları dışında ilişkinin asıl görüntüsünün önümüzdeki aylarda ortaya çıkmaya başlayacağı tahminleri yapılıyor.

Ancak Erdoğan’ın özellikle ekonominin sıkışıklığını azaltmak için “ABD ile yeniden iyi ilişki kuruyoruz” mesajı vermeye özen göstereceği de ortada. İşte bu amaçla gidilen bir seyahat öncesinde, ABD’nin ağırlığı Çin’le rekabete verdiği bir iklimde, Çin’le iyi ekonomik ilişkiyi kurulduğunu açıklamak ne kadar yerinde bir tavırdır denilirse, herhalde tartışılmalıdır.

Öyle ya da böyle, ABD ile iyi ilişki algısı yaratılmaya çalışılsa bile piyasaların bunu satın alması geçici bir süre için geçerli olacaktır. Herkes biliyor ki Afganistan için yapılan jestler Halkbank davasına da artan uluslararası uyuşturucu ticaretindeki Türkiye algısına da S-400 meselesinin kalıcı olarak çözümüne de önemli bir katkı vermeyecek. Bu asıl sorunlar çözülmeden Türkiye‘nin ABD ile iyi ilişkiler kuramayacağını da herkes görüyor.

Türkiye ekonominin asıl problemi, döviz rezervlerini gereksiz biçimde eriten kötü yönetimdir. Rasyonel yönetime geçmeden, radikal reformlar yapacak bir iktidar gelmeden Türkiye ekonomisinin algısının kalıcı olarak düzeltilebilmesi artık mümkün değil.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Merkez hâlâ iyimser 15 Temmuz 2021