AKP iktidarında ABD, BOP’ta çok ilerledi

27 Nisan 2021 Salı

AKP iktidarında, Ankara’nın bölgedeki “siyasal İslamcı dış politikası”, ABD’nin Körfez’den Akdeniz’e büyük ilerleme sağlamasına yol açtı. AKP iktidarının komşu Arap devletleri ile ilişkilerinde, “radikal bir biçimde Müslüman Kardeşler ideolojik çizgisini” olmazsa olmaz duruma sokması: Arap ülkeleri, İsrail ve Yunanistan’ın, “ABD ile ilişkilerini olumlu etkiledi”, aralarında yakınlaşma ortamı yarattı.

Mısır ve Körfez Arap devletleri İsrail’e yaklaştılar. Bu Arap ülkelerinde, AKP iktidarı dolayısıyla Türkiye’ye karşı bir cephe oluştu.

Yunanistan AKP’nin bu büyük yanlışını çok iyi değerlendirdi: Doğu Akdeniz ve Ege’de, Türkiye’nin ulusal çıkarları aleyhine büyük ilerleme sağladı, Ege adalarını işgal etti.

Kıbrıs Rum Yönetimi, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC aleyhine uluslararası anlaşmalar yapmaya başladı. Batı’nın büyük şirketleri Türkiye aleyhine devreye sokuldular. Rumların “sahip olduğumuz garantörlük haklarına rağmen”, 2004’te AB’ye üye yapılmasına AKP göz yumunca, AB de Kıbrıs’ta karşımıza dikilme olanağına kavuştu.

Şam ile ilişkiler karşılıklı ulusal çıkarlar doğrultusunda çok iyi yürürken “Müslüman Kardeşler hesabı” üzerinden Şam’la çatışma tuzağına düşülünce, ABD’nin Suriye Kürdistanı konusundaki hesaplarının yolu açıldı ve ABD, Suriye’ye hiç ayrılmayacak bir biçimde askerleri, üsleri, şirketleri ile yerleşti. PYD (YPG) Kuzey Irak’ın, PKK’nin uzantısı olarak Suriye’ye uzadı. AKP iktidarı Kuzey Irak’ta, Mesud Barzani’ye A’dan Z’ye desteklerde bulunduğu gibi, Suriye’de de ABD’nin yerleşmesine ortam hazırladı.

AKP’ye  (ve Türkiye’ye) karşı ilginç bir koalisyon: Körfez Arap ülkeleri, S.Arabistan, Mesud Barzani, PYD (YPG), Mısır, Esad ve Yunanistan Türkiye’ye karşı yakınlaştılar. Ve arkalarına, ABD ve AB desteğini aldılar.

AKP’nin de tarafı olduğu iç savaşta Libya NATO marifetiyle üç parçaya bölündü, ABD kazandı.

Ve son nokta: Üç gün önce 24 Nisan’da ilk defa ABD, “soykırım” sözcüğünü kullandı.

YUNANİSTAN: ABD’NİN YENİ ‘STRATEJİK’ ORTAĞI

Dedeağaç’tan Girit’e ABD’nin Doğu Akdeniz’deki olağanüstü yeni askeri (ve stratejik) girişimleri Yunanistan’ın, İsrail’den sonra  Washington’nun iki numaralı stratejik ortağı olarak bölgede seçildiğinin göstergesidir. Ankara’da Yunan Dışişleri Bakanı’nın son ziyaretindeki “terbiyesizliğinin” arkasında yatan neden budur! Aynen Tel Aviv’de AKP iktidarında  büyükelçimizin düşürüldüğü durum gibi.

Türkiye’de durup dururken Montrö’yü sulandırma “pazarlamasının” gerisinde bu vardır. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de ülkemizin ulusal çıkarlarını ABD taleplerine karşı koruyan amirallerimizin hırpalanmalarının gerisinde yatan da budur. ABD ve Atina bayram etmektedirler.

ABD’nin Ankara’dan beklentileri için: son olarak Biden’dan AB’ye, “Ankara’yı tam kıvamına getirdim, şimdilik fazla üzerine gitmeyin” mealindeki çağrısı, her şeyi anlatmıyor mu?

Tarihlerinden ders almayıp ulusal çıkarlarını koruma becerisini gösteremeyen toplumlar, tarihin karanlık dehlizlerinde kaybolmaya mahkûmdurlar. Yüzyıl önce Atatürk Türkiyesi ile Sevr’e karşı Lozan’ı başaran: İngiliz işbirlikçisi padişahlara ve dincilere karşı halkın egemenliğini gerçekleştiren, uygar dünyaya adım atan Türkiye İslam ülkelerindeki tek ve ilk örnek olmuştur.

23 Nisan’ın yüzyılını tamamlarken, İngiliz zırhlısı ile kaçan işbirlikçilerden de kurtuluşumuzun bilinci içinde olmak zorundayız. Halkın egemenliği, refahı ve mutluluğu için tek yolun çağdaş uygarlık değerleri ve demokrasi olduğunu, inadına güçlenerek savunmak zorundayız. Dünkü İngiliz zırhlılarının yerini bugün Boğaz’a, Marmara’ya ve Karadeniz’e Montrö’yü delerek yerleşmeye çalışan Amerikan zırhlıları almak istemektedirler.

Gelelim Washington’dan (ve Biden’dan) son soykırım (!) çıkışlarına: Zeki Müren’in “Beklenen Şarkı”sı gibi, Biden’dan gelen telefondan bir gün sonra, “sözde soykırım” açıklamaları geldi. Batı’nın çok ünlü bilim insanları Prof. Stanford Shaw ve Prof. Bernard Lewis’ten 70’li ve 80’li yıllarda, soykırım yalanının doğrusunu dinlemiştim. Prof. Shaw 1978’de Los Angelos’ta evinde ASALA’nın saldırısına uğradı. Düzenlediğim “Uluslararası Girne Konferansları”nda konuğum olan Prof. Lewis ise Fransa’dan para cezası yiyen bir bilim insanı oldu (1). Büyükelçimiz İsmail Erez Paris’teki büyükelçiliğimizde, sohbet ettiğimiz gecenin ertesi günü Ekim 1975’te ASALA terör örgütü saldırısında şehit oldu (2). 40 dolayında da şehit diplomatımız ve devlet memurlarımız var.

(1) “Yüzleşme”, syf 38, Cumhuriyet Kitapları 2020

(2) “Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım”, syf 56, Tarihçi Kitabevi, 2021


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları