AKP’nin ‘bozarak değiştirmek’ stratejisi

25 Ocak 2022 Salı

AKP, iktidarını ve iktidarda kalmayı, “bozarak değiştirmeler” üzerine oturtmuştur. İşin doğası gereği de böyle olmak zorundaydı: Cumhuriyete, Atatürk devrimlerine, çağdaş demokrasiye, çağdaş demokrasinin getirdiği eğitim düzeyinden kadın-erkek eşitliğine: çağdaş sanat ve kültürel değerlere karşıysanız: hepsine siyasal İslamcı bir pencereden bakıyorsanız, var olan her şeyi değiştirmek zorundasınız.

Mevcut binanın yerine yenisini yapmak için önce onu “yıkmanız” gerekir. Çünkü 21. yüzyılda çağdaş uygarlık değerleri ile siyasal İslamın öngördüğü yaşam felsefesi ve uygulamaları taban tabana zıttır: Biri Afganistan’ın Taliban’ıdır, diğeri Hollanda ya da İsveç’in çağdaş değerleridir: Hukukun üstünlüğünden sosyal devlete, kadın-erkek eşitliğinden bilimin önceliğine beş yaşındaki çocuklarda eğitim anlayışından sanatsal ve kültürel özgürlüklere, siyahla beyaz kadar fark gösterirler.

BOZULANLAR VE YIKILANLAR NELER?

Ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel olarak pek çok şey tersyüz edildi:

1- Siyasal olarak rejim yavaş yavaş değiştirildi. TBMM’nin üstün egemenliği ortadan kaldırıldı. Otoriter (ve totaliter) rejime yol veren ucube bir rejim getirildi. Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkınca meydan boş kaldı. Adalet sistemi çöktü, yasalar işlemez hale geldi.

2- Ekonomik olarak, devletin içi boşaltıldı. Kamu iktisadi kuruluşları özelleştirmelerle yok edildiler: yandaş ekonomik güç oligarşik düzene egemen oldu, parti devletinin “ekonomik ayağı” kuruldu. Piyasa tekelleşti, ihaleler adrese teslim hale geldi. Şeffaflık ortadan kaldırıldı. Denetlemeler göstermelik hale geldi.

Ulusal çıkarlara dayalı ekonomi  politikaları (ve planlama) yerine, oligarşik düzene hizmet veren, plansız, günübirlik bir düzen özellikle getirildi. Düzenin değiştirilmesi için bu kaçınılmazdı. Plan, program, saydamlık, denetleme ortadan kalkınca demokrasi de yerini monarşiye bırakıyordu. Enflasyonla gelir bölüşümünün bozulması, dış açıkların büyümesi, geniş kitlelerin fakirleşmesi kaçınılmazdı. Sistemi tersyüz edip bozmakla, “zaten istenen değişimin altyapısını hazırlamış oluyorsunuz”.

3- Dış ilişkiler, “içerideki değişikliğin maşaları olarak kullanıldı”:

a- Suriye’de 2011’den itibaren mezhepçi (ve Müslüman Kardeşçi) dayatmalar,

b- Kahire ile yine mezhepçi çatışma

c- Libya’da benzer dinci seçenek

d- Körfez’de yine bu nedenle ilişkiler: bunların hepsi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve Ege’de gerilemesine yol açtı.

Siyasal İslamcı “bozma” operasyonları sonunda, yalnız Türkiye’yi değil, AKP’yi de düşüşe geçirdi! Ekonomi çökünce AKP içeride iyice zayıfladı: dış politikadaki yanlışların getirdiği büyük yalnızlık AKP’yi, dış kaynak bulmak için dönüş yapmaya zorladı: Körfez, Mısır ve İsrail’de avuç açar hale getirildik.

AKP iktidarında hem içeride hem dış ilişkilerde Cumhuriyet kurulduğundan beri en büyük sorunları yaşar hale geldik. Çünkü AKP, siyasal İslamcı dayatmalarla ülkeyi bu hale soktu.

Açık konuşalım: Önümüzdeki seçimler için iki seçenek var: Afganlaşmak ya da Atatürk Türkiyesi’nde inatla kalmak, kimse kendini kandırmasın.

Enes Kara, Sezen Aksu ve Sedef Kabaş olaylarının, üzerimize gelecek dev çığın, şimdilik sadece minik kar tanecikleri olduklarını daha anlayamadık mı?

Enes çocuk, Aksu, Kabaş üçgeni Karayipler’deki şeytan üçgeninden farksız bir tsunaminin öncü dalgaları gibi. Ve Sezen Aksu’nun en son şarkısının sözleri, onun geçmişteki “sabıkasını” külliyen ortadan kaldırır nitelikte...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları