AKP’nin düşürüldüğü tuzak ve çelişkiler

08 Kasım 2016 Salı

BOP, terör ve kutuplaşmalar AKP, Gülen ve PKK üçgeni içinde olageldi. Kimi zaman uyuşma, son dönemde ise kavga, üçgen hiç değişmedi. “Üst akıl” dedikleri emperyalizm bu üçgeni kontrol edegeldi. Ergenekon kumpasının uygulamaya konduğu 2008’den beri bunu bu köşede 100 defa hep yazdım. Bugün geldiğimiz noktaya bakın: 1) AKP yönetimi PKK ve HDP ile tamamen karşı karşıya; PKK terör örgütüne yönelik savaş şiddetini arttırarak sürdürüyor. AKP, HDP’yi Meclis’ten dışlıyor. PKK-HDP bütünleşmesi yoğunlaşıyor. Bu durum ABD ve AB’nin Kürdistan projesine yardım ediyor. PKK ve YPG onlar nezdinde meşrulaşıyor. 2) AKP yönetimi Şam ve Bağdat ile fiili ve diplomatik bir çatışma ve savaş halinde. Bu durum da ABD ve AB’nin Kürdistan projelerine yardım sağlıyor. 3) AKP dün Gülen’le (ve arkasındakilerle) yoğun işbirliği yaparak Türkiye’de Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının düzenlenmesine sessiz kalmış; kumpas kendisine de yönelince o zaman düşürüldüğü tuzağı anlayabilmiş. Cumhuriyet’e karşı olmanın kendi iktidarına da zarar verebileceğini görmüş. 4) Bugün hâlâ, Cumhuriyet Türkiye’si ve Cumhuriyet’le çekişme halinde. Dün Gülen’le birlikte desteklediği “karşıtlığı”, bugün de sürdürmenin çelişkisi içinde bulunuyor. Cumhuriyet ve Atatürk karşıtlığının yalnız İslamcı devlet yapısına hizmet etmediğini, Türkiye’yi yıkmak için kullanılırken, kendi iktidarını da elinden almaya başladığını sonunda anlayabildi.

Cumhuriyet’e karşı olunca

Cumhuriyet’i FETÖ’cülük ile suçlamaya kalkmak bu çelişkiler zincirinin sonucudur. BOP ve Kürdistan projeleri emperyalizm tarafından yürütülürken onlarla işbirliğine girerseniz yalnız Türkiye değil, siz de iktidar olarak kendinizi kurtaramazsınız. Şam’la, Bağdat’la, PKK ve YPG ile hep birlikte karşı karşıya getirilirsiniz. Türkiye’nin ulusal çıkarları Şam’la Bağdat’la, Cumhuriyet (ve Cumhuriyet’le) barışık olmaktan geçer. Görmüyor musunuz; ABD FETÖ ile üstünüze gelince gidip Moskof Gâvur’u (!) ile bile yakınlaşıp işbirliği yapmak zorunda bırakılıyorsunuz. Hani dün sizinkilerin, “Komünizmle Mücadele Dernekleri” kurdurdukları o Moskova ile! Moskova’ya gelinceye kadar Şam, Bağdat ve Tahran ile “ulusal çıkarlar bağlamında işbirliği yapmak zorundaydınız”. Cumhuriyet’e karşıtlık uğruna BOP (ve emperyalizmin) bir parçası olanlar, bu coğrafyadaki bataklıktan kendilerini kurtaramazlar.

Değişmesi gerekenler

AKP’nin kendine biçtiği misyon ve “İslamcı” ideolojik yapı, Türkiye’nin “emperyalist güçler tarafından, Lozan’dan Sevr’e götürülmek istenmesine ortam hazırlamaktadır.” 1990 sonrasının “yeni Türkiye ve yeni İslamcılar kavgasında” Ankara’nın işbirliğine girmesi, 14 yıl içinde bu sonucu yarattı. Türkiye iç savaşla birlikte, komşuları ile savaş ve çatışma ortamının içine kilitlendi: İslamcı devlet yapısı ve iktidar için BOP’ta her şeye razı olmak, Türkiye’nin kuruluş felsefesi ve Cumhuriyet’in temel değerleri ile çatışmak, Ankara’yı, “AKP-Bahçeli” kıskacı içine kilitledi. Bu kilitlenme Türkiye’nin haklı davalarında bile, “içerde ve dışarıda haksız duruma düşmesine yol açtı”. Meclis’te kavga eden ve onu çalıştırmayan; terör örgütü ile savaşta bile, Batı’nın PKK’yi ve YPG’yi desteklemesine ortam hazırlayan bir sonuç göz göre göre yaratıldı. Cumhuriyetçileri, Atatürkçüleri, yurtta barış dünyada barış diyenleri, demokrasi ve çağdaşlık isteyenleri düşman kabul edip Bahçeli’ye sarılarak Türkiye’yi (ve kendinizi) kurtaramazsınız. Fethullah Gülen tuzağından sonra bu yeni bir tuzak olur. “Üst akıl” Atatürk, Cumhuriyet ve devrimler yerine emperyalizm olunca bütün dengeler bozuldu. Ülke Lozan’dan Sevr’e götürülmek isteniyor, hâlâ görmüyor musunuz?


Yazarın Son Yazıları