Hikmet Altınkaynak

Kadın şairlerin şiirleriyle kadınlar...

04 Mart 2021 Perşembe

Cumhuriyet yönetimi, ataerkil bir toplumu devralsa da kadınla erkeği hep eşit bireyler olarak gördü. Tüm hizmetlerini de bu eşitlik düzleminde planladı, uyguladı. Ne var ki gerici siyasal iktidarlar, önce eğitimde, sonra her alanda bu eşitliği bozdu. Kadının ilerlemesini engelledi. 

Oysa kadın, toplumun bir bireyi. Erkek gibi vazgeçilmez yaşam, çalışma, eğitim, kültür vb. haklara sahip. Onu koruyan yasaları ve uluslararası İstanbul Sözleşmesi var.

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı, kadınların seçme ve seçilme, vatandaşlık, yaşam, uygarlık hakkı asla olmazdı. Toplumda kadınların sesi olan öncü partiler, vakıflar, dernekler, şair ve yazar kadınlar olmasaydı; kadınlar günümüzdeki kazanımlarına ulaşamazlardı. 

Cumhuriyet edebiyatı, Türkiye Cumhuriyeti gibi 100 yıla merdiven dayadı. Kadınlar bu edebiyatımızda hem anlatan hem de anlatılan olarak yer alıyor. Osmanlı döneminde 15’i bulmayan şair kadın sayısı, günümüzde 100’leri aşıyor.

Dört gün sonra kutlanacak olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için çeşitli kuşaktan yaşayan 8 şair: Türkan İldeniz, Gülseli İnal, Yelda Karataş, Berrin Taş, Betül Tarıman, Elif Sofya, Melek Özlem Sezer, Gülçin Sahilli; kendi yapıtlarından birer şiir seçtiler. Bu şiirlerinde anlattıkları kadınlarla bizi tanıştırıyorlar. (Şiirleri gazetemizin internet baskısından cumhuriyet.com.tr adresinden okuyabilirsiniz.)

ŞAİRLER VE SEÇTİKLERİ ŞİİRLERİ

1. Türkan İldeniz: İlk şiirleri 1956’dan başlayarak Varlık, Pazar Postası, Yelken dergilerinde çıktı. Taşra Kızının Deliceleri (1966), Havva Çıkmazı (1967) adlı iki kitabıyla edebiyatımızda iz bıraktı. Kendinden aldığım bilgiye göre, yeni şiirleri Buz Altında Yanardağ adıyla ve eski kitapları Everest Yayınları’nca yeniden yayımlanacak. Seçtiği şiir “Havva’dan Beri”.

2. Gülseli İnal: Şiire on yaşında ilgi duydu. 15’i şiir 16 kitabı var. Şiirleri on evrensel dile çevrildi. “Dolunay” adlı yapıtını Şahin Kaygun filme çekti. “Yapayalnızsındır” şiirini Selman Ada besteledi, uluslararası gösterileri yapıldı. “Anneye Ağıt”ı seçti. 

3. Yelda Karataş: Yazı yaşamına şiirle başladı. Öykü, deneme, şarkı sözü de yazdı. 14 kitabının 9’u şiir. Ulusal, uluslararası 7 ödül aldı. Sezen Aksu’nun “Deli Kızın Türküsü”, “Işık Doğudan Yükselir” bestelerinin sözleri onun. Zait’ten “Ateş” şiirini seçti.

4. Berrin Taş: 1990’dan beri yayımlanan kültür sanat dergisi İnsancıl’ın, İnsancıl Yazı Atölyesi’nin sahibi ve yazıişleri sorumlusu. Eşi Cengiz Gündoğdu ile birlikte yönetiyor. 17 şiir, 3 deneme kitabı var. Şiirleri Azericeye çevrildi. “Cumhuriyet Kızı” şiirini seçti.

5. Betül Tarıman: İlk şiiri 1992’de çıktı. 10’u şiir, 26 kitap yayımladı. Şiir atölyesi açtı. Safranbolu’da Rıfat Ilgaz için şiir, Oğuz Atay için öykü ödülü kurdu. Seçtiği şiir “Denge”, 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü aldığı Yol İnsanları kitabından. 

6. Elif Sofya: Şiir ve yazıları 2000 yılıyla birçok edebiyat dergisinde çıkmaya başladı. Resimle de uğraştı, sergiler açtı. 4. şiir kitabı Hayhuy’la 2020 Attilâ İlhan Şiir Ödülü’nü kazandı. İlk kitabı Ters Düşünce’den “Demeter” şiirini seçti.

7. Melek Özlem Sezer: İlk şiiri 1982’de çıktı. 7 şiir, 2 inceleme ve 31 çocuk olmak üzere 40 kitabı var. 2 şiiri bestelendi. Sinema, folklor dışında Cemal Süreya, Behçet Aysan, Nüzhet Erman şiir ödüllerini aldı. “Nefser” şiirini aynı adı taşıyan kitabından seçti.

8. Gülçin Sahilli: İlk şiiri 2012’de Varlık, sonra Türk Dili, Çağdaş Türk Dili vb. dergilerde yayımlandı. 2012 Kıyı Dergisi Ruhi Türkyılmaz ile 2015 Attilâ İlhan Şiir Ödülü’nü aldı. 4 şiir kitabı var. Masumiyet Cambazı kitabından “Porselen Bebek”i seçti.

Tüm emekçi kadınlarımızın bu gününü, şiire emek veren kadın şairlerimizin şiirleriyle, sağlık ve mutluluk dilekleriyle, yürekten kutluyorum.


Kadın şairlerin şiirleriyle kadınlar...


1. Türkan İLDENİZ

HAVVA’DAN BERİ


İster ya ister elbet seni tutsaklamalar

öyle görmek alışıklığı binler yıl önceden

Bakmaların var yere yöneli - olmasındı hiç

çaresiz bakışına güçlendi oysa yenikti aslında

kuytu mağaralarda daha pösteki giyinirken

ta o zamanlardan kavgası bu zamana.


Kitabeler belgeler hem ne sevimsiz parşömen

eşya derse sana ben hep isyancı

Bir acılı çok zavallı tanıtım bu yıllar yılı süregelen

öncesi gerdeğin baba, sonrası koca uyruğunda

dahasına elim varmaz m’ola kalem uygar sahi çağ uygar

Tutsak pazarlarından başlık parasına


Büyütmez soluğumu hatta tapınaklarda kederin

Yetmişiki ayrı kadın yetmişiki aynı adım

Diyelim çağdaş bir çarpı çizmek alnına senin

çamaşır, bulaşık, ev tozu dört duvardan

belirir RADYUM bir o kadar olur - dediğime utandım

belirir hemen Kartaca halatları - saçlarından.


Kadın kadın nasıl duyurmalı seni sana

Sen dur ben geçeyim yarışmasında

hiçliğin herşeye başlangıç yani nasıl yeterli

Ama Meryemler Âmineler neden habersiz kendinden

oysa sizdiniz gözlerim kapalı gördüm sizi

Tüm köprüleri aşarken - cennet bahçelerinden.


                                              (Taşra Kızının Deliceleri, 1967)


2. Gülseli İNAL

ANNEYE AĞIT


Beyaz güller ektim mezarına

kökler seni kucaklasın diye

kökler kollarım olsun

kapkara kemiklerini beyazlatsın


Gül ektim kavrasın diye

O renksiz iskeletini

karışsın diye yüzüne

canlı tutması için yeni tenini


Adad Guppi yakın arkadaşın

Apama asırların dostu

korusun seni diye

çağırdım onları başucuna

ağıtsız gözyaşsız duasız

kaldın sen

boyanmış gözlerin gülhuyuyla

kehribar rengi yüzün

Antimuanla uzatılmış kaşların

hala duruyor yerli yerinde

gül köklerine karışıyor uzayan saçların

                 (Ruhların Gardiyanı, 2018)


3. Yelda KARATAŞ

ATEŞ


Sabrını öğrendim kızıl soyumun

Ölümle terbiye edilen

Ateşin sesi hala der:

Kardeştir Nar ile İncir

Onun için gazelini yazar şair

Eyvanda kurulu sofralar

İnce belli bardaklarda ışır gün

Baba bir somun ekmek

Ana şefkatli güneş olmalı

“Für Eliz” hüznü nedir bilmese de

Açlığı hayat diye ısıran

Zalimin zulmüne dayanamadı üç etek

Türküler kadar.

Midyat’la Raman arası

Kaç Süleyman görmüş o dağlarda

Uzak ve yakın tarihten utanmayarak

İnsan ahı alınıyor

Töre diye geçirip ipi boynuna

Bir dişiden doğacak kaç Mehmet satılıyor

Ekmeği yaratan eller sağır ve dilsiz

Cehaletin kör yanıyla kesiyor

Yaşam denen gerçeği

Kurbanları görüyorum

O mavi belikleri


Güneşin bal ışığında

Dokunmadan ergenliği bir insan tenine

Sıralı ölümlerin yasını tatmadan

Korkulu gözlerle saklıyor memelerini

Dişi olmak ölümle bir

Alfabe’de baba diye tanınan hayalet

Bıyıklı bir resmigeçit

Anaların hiç görünmez yüzleri

Cennet serilir ayakları altına da

Kalbiyle öpen bulunmaz ellerini


         (Hüznün Kısa Tarihi / Zait, 2007)


4. Berrin TAŞ

CUMHURİYET KIZI

 

  İçim sıkılıyor

  ne sıcak etkiliyor beni

  ne de yağmurun gecikmesi

  daha derin söze dökülmez bir ağrı var şuramda

  gecikmiş sözcüklerin ağrısı

  duyulmamış sesin söylenmemiş sözün

  sabaha seslenememiş çığlığın ağrısı 

  bir ağrı var içimde kesik kesik soluyan

  hiç geçmeyecekmiş sanki yerleşmiş yaşamıma

  geleceğime saplanıyor bu inatçı ağrı düşmüyor yakamdan

  sanki bir daha dönemeyeceğim eski günlere

  yok geçmişi özlemek değil bu başka bir ağrı

  esenliği yitirmek toz duman ortasında

  kaşla göz arasında düşsüz kalmak

  korkmak belki de sabahın kirletilmesinden


  Cumhuriyet kızıyım ben

  bilirim tutsaklığın acısını


             (Akşam Yalnızlığı,2014)


5. Betül TARIMAN

DENGE


Kurumuş ot rengidir kadınlar

Keskin gül izi soluk alışlarında


Mevsim yaprağını arıyor annem neden

Oda tozlu

Raflar dağınık

Doğurmayı bekliyoruz

Doğrulmayı neden


Azalıyor isteklerimiz

Odamı tutuşturan telaşlar

Şimdi her şey sıfır

Çoğalıyor ölümler


Pijamanın içindeki adam kadar yorgunum

Kilitli bir kapı arıyorum

Odalar güz telaşında

Üzgün bir kedi neden


Biliyorum! Issızlık yatağımı yakacak

Yüzünde ölecek bir adamın çok kadın

Ve bir kez daha

İncelerek

Ve çıplak


Kendimize hassas bir terazi bulalım

                                    (Yol İnsanları, 2004)


6. Elif SOFYA

DEMETER


Hayali suya eğilmiş, gülmüş.

Orada hayali görülmüş.

Sarkaç duruyor, gözleri cam.

Bir daha ölmüş.

Bir daha ölüm eskiyen anlamıyla tarumar.


Basamakları dağıldı merdivenimin,

İki ince âsâ ile yürüyorum.

Yine de yolun sağı solu belli olmuyor.

Yine de yol ayak izlerimden azade.


Güneş hâlâ araba ile gezdiriliyor.

Hâlâ, bir anne kızından ayrılınca kış geliyor.

                                        (Ters Düşünce, 2005)


7. Melek Özlem SEZER

NEFSER


 Gidiyor Nefser

O su içtiğimiz çeşmenin

Taşları birer birer


 Yazacak daha ne kaldı sanki

Alnında çoğalmış oysa çizgiler


 Senin söğüt saçların var Nefser

Gözlerin birer bal rengi fener


 Hangi ağzı kadeh bildinse

Şarabın dermanını tükettin

Sen ki en iyi susmayı bilirsin

Susacak neyimiz kaldı Nefser?


Sen gittiğinden beri

Değişen bir şey yok mahallede

Yalnız hayli akşam oldu, o kadar


 Balkondan sarkıp bağırarak

Eve çağırmıyor artık anneler

Söylesene hangi oyunun tadı

Damağında kaldı Nefser?


Kapanıp bir odaya günlerce

Aşktan meşkten konuştuğumuz

O sefil, derbeder, görkemli günler...

Ne ki sarılacak olsam şimdi birine

Gövdemin yerinde hissiz bir nesne


 Çıkmıştın bir gün telaşla merdivenleri

Kapıyı fırtınayla yıkıp yere, demiştin:

-Öylesine âşık oldum birdenbire ama kimseye


 Senin aşkını alıp nasıl da dolaşmıştık gündüz gece

Gözümüzde buluttan sürme, gökyüzünde seken iki serçe

Söylesene, aşk uğruyor mu yine öyle sebepsiz yere

Nefser sahi gövden duruyor mu hâlâ kalbinin içinde?


İşte böyle Nefser

Gençlik dediğin bir hileydi belki de


                                                                   (Nefser, 2013)



8. Gülçin SAHİLLİ

PORSELEN BEBEK

Çocuk çığlıkları düşerdi üstlerine

Gözleri sabun yanığı

Bir eğri mavi leğen

Anne rahmine sığınmacı,

geri dönemeyeceklerini bilmeden

O dünlerde,

Çaput ağaçlarına sarınıp uyurduk

Kadınlar aşardı tepenin yüzünden

Çıplak topuklarında kaderleri kazılı

Yemenilenmiş kalpleri dokuzuna ermeden

Adlarına mühürlü tarla sınırlarında

Bir ağlardık bir ağlardık ki

Evlerin pencereleri tuz tutardı

Gözlerimiz bayramdan cenazeye,

dönüp gelir

iki toprak atıp bir avuç lokum yerdik

Ölenleri beklediğimiz sinema önlerinde

Biletleri tırpanla keserdik

Evvel nesil okumaya Z’den başlardı

Tebeşirle çizdiydi evleri

gidinin çaçası dedem

Gecesine çatışma çıktı

ağaçları vurdular

çocukluktan bakınca günler pembe

gemiler kâğıttan,

dertler lokumlu, acı dediğin renkli kurdele

günümüze dönersek

Kadın ve çocuklar derhal filikalara!

                   

                     (Masumiyet Cambazı, 2020)















Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oktay Akbal Günü 15 Nisan 2021