Hikmet Altınkaynak

Zafer haftası sürüyor...

02 Eylül 2021 Perşembe

Kurtuluşa, barışa, özgürlüğe, Cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe kapı aralayan Büyük Zafer için Zafer Bayramımızı evlerde, denizlerde, yeryüzü ve gökyüzünde ve kalplerde coşkuyla kutladık. 

Kutlamayı sürdürüyoruz...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının emperyalizme karşı kazandığı bu büyük zafer, mazlum uluslara da ışık oldu. Bu zafer edebiyatımıza da şiir, roman, öykü, tiyatro, inceleme-araştırma yapıtları kazandırdı, ölümsüzleşti.

Bu yapıtlardan en başta geleni Nâzım Hikmet’in Kuvâyi Milliye destanıdır. Yazılma, yayımlanma öyküsünü Çağdaş Türk Şiiri -1 (Toros Kitaplığı, 2003) adlı kitabımdan kısaltarak anımsatmaya çalışacağım.

Bu destanı Nâzım Hikmet, 1939-1941 yıllarında İstanbul Tutukevi’yle Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yazdı. Cezaevinde kaldığı yıllarla daha sonraki yıllarda destanın bazı parçaları çeşitli dergi ve kitaplarda yayımlandı, tamamı ilk kez Kurtuluş Savaşı Destanı (1965) adıyla basıldı. Daha sonra üvey oğlu Memet Fuat, tüm yayımlananları gözden geçirip son şeklini verdi (1988). Kuvâyi Milliye adını taşıyan bu kitapta ayrıca Saat 21-22 Şiirleri, Dört Hapishaneden Rubailer adını taşıyan kitapları da yer aldı.

Destan, Ergin Orbey tarafından Devlet Tiyatroları’nda (1997 - 1999)  sahnelendi.

‘ŞAYAK KALPAKLI ADAM’

Nâzım Hikmet’in gerek ilk kitabı 835 Satır ve gerekse sonraki kitaplarından Kuvâyi Milliye destanıyla şiire getirdiği yenilik, pek çok edebiyatçıyı hayran bıraktı. İlk başta da ünlü yazar Yakup Kadri, “835 Satır Türk şiirindeki, hatta Türk dilindeki devrimin ilk satırıdır. (...) O, yalnız Türk şiirinde çığır açmış bir edebiyat devrimcisi değil, hiç görmeye alışık olmadığımız yepyeni bir şair tipidir” diyordu. 

Nâzım Hikmet’in destanda Mustafa Kemal’i betimlemelerinden biri “şayak kalpaklı adam”dır. Bu dizeler herkesin kafasına mıh gibi çakılır:

“Dağlarda tek/tek/ateşler yanıyordu./Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki/şayak kalpaklı adam /nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden/güzel, rahat günlere inanıyordu...” 

‘KUVAYI MİLLİYE’NİN KURULUŞU’

Nâzım Hikmet dışında Kurtuluş Savaşı’nı anlatan şairlerimiz de var kuşkusuz. Bunlardan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ceyhun Atuf Kansu, Attilâ İlhan, Cahit Külebi, Faruk Nafiz Çamlıbel akla ilk gelenler.

Ülkemizi bugüne getiren, Nâzım Hikmet’e büyük bir yapıt yazdıran Kuvayı Milliye ne demek? 

Kuvayı Milliye’yi Alev Coşkun, Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu (Kırmızıkedi Yayınları) adlı kitabında şöyle anlatıyor: “Kuvayı Milliye, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten ulusal direniş kuvvetlerinin genel adıdır. Kurtuluş Savaşı’nda düzenli ordular kurulmadan önce düşmana karşı çetecilik kuralları içinde mücadele veren direniş kuvvetlerini simgeler. 

Yunanların İzmir’i işgali ve Ege’de hızla ilerleyişleri üzerine ivme kazanan bu hareket, düzenli orduların kurulmasına da önayak olur.” (s.79)

Nutuk’tan; Nâzım Hikmet, Dağlarca, Orhan Asena’dan seçtiği metinlerle, şiirlerle, çeşitli yazarların görüşleriyle Kuvayı Milliye’nin kuruluşunu, kadrolarını, yerlerini, işlevini; bilimsel olarak irdeliyor Alev Coşkun. “İlkkurşun Tepesi”nde Yunan askeriyle olan ilk çarpışmayı aktarıyor.

Kitaba önsöz yazan İlhan Selçuk, Alev Coşkun’un yazdığı kitabın önemini ve onun edebiyatçı, bilim insanı yanını da vurguluyor: “Elinizdeki kitap Yunan birlikleri İzmir’de Kordonboyu’na çıktıktan sonra yaşanan yoğun sürecin kısa tarihidir. (...) Alev Coşkun’un siyasal yaşamda uzun bir geçmişi ve onurlu savaşımı var; ama gerçek kişiliği edebiyat ve bilime aşılanmıştır” diyor. 

Nâzım Hikmet’in şiirinde dile getirdiği gibi “güzel, rahat günler” Büyük Zafer’le geldi. Şimdi “daha güzel daha rahat günler” bizi bekliyor. Kuvayı Milliye ruhuyla çalışmak gerekiyor...

O zaman Büyük Zafer’i yaratanlara, Zafer Bayramımızı yaşatanlara, yazanlara selam olsun...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eylülün son pazarı... 30 Eylül 2021