Denetle de Görelim
Geçen ağustos ayında bu köşede,
TBMM’ye gönderilecek raporlardan
“kamu zararları� bölümlerini çıkarmasına
karşılık Sayıştay Başkanlığı’nın
verdiği “Sayıştay; anayasal bir kurum
olarak, TBMM’ye doğru, yeterli, zamanlı
raporlar sunmak gayreti içindedir�
yanıtını “Sayıştay, Meclis’e doğru,
yeterli, zamanlı raporlar sunmuyormuş,
‘sunma gayreti içinde’ymiş� diye eleştirmiştik.
Sayıştay’dan bir yetkili, yazımız
üzerine bizi aramış, Sayıştay’ı “ti�ye
aldığımızı ileri sürmüş, ardından da
açıklama göndererek “Raporların
kanunun öngördüğü tarihte Meclis’e
sunulması için yapılan çalışmaların
Sayıştay tarafından bir gayret olarak
değerlendirilmesinin yazıda yer aldığı
şekilde eleştiri konusu yapılmasının iyi
niyetle bağdaşmadığı düşünülmektedir�
görüşünü dile getirmişti.
Geçen cuma günü gazetemizin
manşetinde yer alan haber, Sayıştay’ın
görevini yapamadığını kanıtladı:
Anayasa gereği, kamu kurumları ve
mallarını TBMM adına denetlemek
ve sorumluların hesap
ve işlemlerini kesin hükme
bağlamakla görevli Sayıştay
çalıştırılmıyordu.
Demek ki, kamu kurum ve
kuruluşları tarafından “ti�ye
alınırcasına “gayret� yetmiyormuş,
anayasal görev gereğince
yerine getirilmeliymiÅŸ.
Sayıştay’ın durumu böyle
de diğer kamu kurumlarında
gidişat farklı mı sanki?
Maliye Bakanlığı’ndan bir
bürokrat anlattı: Bakanlıkta,
ne birikim, ne deneyim, ne
liyakat aranır olmuş. Yüksek
makamlara atanan bademler
aval aval ortalıkta dolaşırken
işleri eski kadrolar yürütmeye
çabalıyormuş...
Kininin davacıları, amaçlarına
ulaştılar: Anayasa tanıyan
yok, devlet desen için için
çürüyor.
EÄŸitim Dili
Eğitimci, araştırmacı yazar Niyazi Altunya’ya
göre, AKP’nin fiyonkları arasında yer alan özel
okullarda Kürtçe ile eğitim verilmesinin olası
sonuçları:
“Anadilinde okul açılması, Lozan
Antlaşması’nın delinmesi sonucunu doğurur.
Lozan’da tamamen başka bir dilde eğitim hakkı
azınlıklara tanınmıştır ki, o da dinsel azınlıktır.
Bu uygulama, anayasaya düpedüz aykırıdır
ve azınlıkları yaratma yolunu açabilir. Bir diğer
açıdan da, özel okula yönlendirilen yoksul
Kürt halkı, paralı eğitime zorlanmış olur.
Uygulamayı teknik yönden ele alırsak, Kürtçenin
bir eğitim dili olup olamayacağı sorunu
ortadadır. Bir örnek vermek gerekirse: BDP
milletvekilleri, Abdullah Öcalan’ın mektubunu
Kürtçeye çevirerek okuyamamışlardır.
Öte yandan, Kürt dilinde eğitim yapan okulları
bitirenler için üniversitelerde Kürdoloji
bölümünün ötesinde tıp gibi, hukuk gibi alanlarda
fakülteler açmak gerekecektir ki, bunun
dünyada örneği yoktur.�
Bedelli Hacı
Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin
Abdülaziz’in davetlisi olarak hacca giden
Abdullah Gül’e sunulur:
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Süleyman Ateş, “Başkasının parasıyla
hacı olunur mu?� sorusuna şu yanıtı
veriyor:
“Kişinin alın teriyle kazandığı parayla
hac yapması en makbul ve muteber
olandır. Hicret esnasında Hz. Ebubekir,
iki deveden birini Hz. Peygamber’e
hediye etti. Peygamberimiz, ‘Ben, bana
ait olmayan deveye binmem’ dedi ve
fiyatını ödedikten sonra deveye bindi.
Çünkü o, Allah rızası için vatanıyla bütün
bağlarını keserek hicret ediyordu. Bundan
dolayı bu yolculuğun bütün masraflarını
da kendisi yüklenmeli, bir başkasını bu
yolun masraflarına ortak etmemeliydi. İşte
hac yolculuğu da buna benzer. İnsan bu
yolculuğa kendi alın teriyle gitmelidir.�
Öykü Derneği Kuruldu
Öykücü Özcan Karabulut, yıllardır düşünü
kurduğu tasarımını sonunda yaşama
geçirdi ve Uluslararası Ankara Öykü Günleri
Derneği’ni kurdu. Başkanlığını Özcan
Karabulut’un üstlendiği derneğin genel
başkan yardımcılıklarını Aysu Erden ve
Halil Genç, genel sekreterliğini İnci Gürbüzatik,
genel sekreter yardımcılıklarını
Ali Turan Görgü ve Melike Uzun, genel
saymanlığını Sevil Kesimal yürütecek.
Derneğin kuşkusuz öncelikli amacı,
gelenekselleşen Ankara Öykü Günleri’ni
yaşatmak. Bir öykü-roman ve eleştiri dergisi
yayımlamayı, öykü atölyeleri açmayı, öykü
ödülü koymayı da hedefliyorlar.
Gelecek yılki Uluslararası Ankara Öykü
Günleri ise 14-18 Mayıs 2014 tarihleri
arasında...
Mezhep Politikası
Irak Süleymaniye Üniversitesi
öğretim üyesi Dr. Ako
Hama Kerim, OrtadoÄŸu
Analiz dergisinin sorularını
yanıtlarken diyor ki:
“Türkiye, Irak’taki Sünnileri
savunuyor ve iktidardaki Å?ii hükümete
karşı. Å?iiler de İran tarafından destek
buluyor. Bana göre, bu bölgede dini
inançlar konusunda bir çekişme yaşanıyor.
Konu Å?iiler ve Sünniler. Å?ii tarafında
İran, Irak ve Suriye
yer alıyor. Sünni tarafında
ise Türkiye, Katar ve Suudi
Arabistan yer alıyor.
Türkiye de bu çekişmenin
içinde yer alıyor.�
Vay benim bir zamanlar uygar görüntüsü
ile bölgeye örnek olan ülkem...
Stratejik derinlik diye diye, geldi dayandı
işler mezhepçilik üzerinden dış
politikaya.
Ankara Kulisi (21.10.2013)
Yazarın Son Yazıları
Yandaş Memur-Sen’in başındaki Ali Yalçın, “Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor” demiş.
Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri, Yunus Emre Vakfı’na bağlı Yunus Emre Enstitüsü’nde kimi yolsuzları saptadılar.
Parantezi Milyarlarla Kapatanlar
Gazetemiz Cumhuriyet ile Atılım Üniversitesi’nin işbirliği ile yapılan düzenli etkinliklerin geçen haftaki teması, yeni küresel gelişmelerdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan laikliği savunanlara soruşturma açılmasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun, Dünya Anadili Günü için yaptığı açıklamaya göre, anadilin “kamusal alanda tanınması ve korunması” gerekiyor.